Uyuyan dev endişelendiriyor!
Metin Arhun

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Şubat 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sonradan Çin için kullanılan veya bazen Türk dünyası için kullanılan "uyuyan dev" tanımı, ilk olarak 2. Dünya Savaşı öncesinde ABD'ye yapılan yakıştırma idi. O dönemde ABD henüz global güç konumunda değildi. Dünyadaki gelişmelere bugünkü kadar ilgili olmadığı gibi, içe dönük kendi sorunlarıyla uğraşıyordu.
Amerikalıların İkinci Dünya Savaşı'na girmesine karşı olan bazı Japon ve Alman subayları Pearl Harbor baskınından sonra "uyuyan devi uyandırdık" şeklinde endişelerini ortaya koymuşlardı.
ABD bugün her anlamda global bir güç. Askeri güç olmanın yanında dünya ekonomisinde de belirleyici. Yapmış olduğu askeri operasyonların dünya ekonomisine olan etkileri çok tartışılırken, esas itibarı ile operasyonların ABD ekonomik çıkarlarını korumaya yönelik olduğu tüm yorumcular tarafından teslim ediliyor.
ABD'nin Körfez, Irak ve İran'a olan ilgi sebebinin de petrol ve enerji kaynaklarının kontrolü olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım. ABD tam bir tüketim toplumu. Bu sebeple ciddi miktarda cari açığı var. Petrol fiyatlarının düşük olması ABD'nin işine geli-yordu. Ancak tüm operasyonlara rağmen, Rusya'nın organize ettiği diğer petrol üreticisi ülkeler, ABD'ye rağmen petrol fiyatını yükselttiler. Bu ABD'nin petrol harcamalarını arttırdı. ABD, cari açığını azaltma gayreti içerisinde iken, ek cari açık riski ile karşı karşıya kaldı. Petrol fiyatının yükselmesiyle, askeri operasyon maliyeti dışında, ABD'ye petrol fiyatından kaynaklanan yeni bir yük de bindi.
Global anlamda ikinci sarsıntı ABD'deki mülk fiyatlarının düş-meye başlaması ile patlak verdi. Mülk fiyatları düşmeye başlayınca, yaygın mortgage sistemiyle ABD konut sektörünü finanse eden firmalar zora girdi. Şöyle ki konutları finanse eden firmalar, ABD'li kullanıcılara bugünkü konut değerlerinden daha yüksek miktarlarda krediler sağlamışlardı. Bu sebeple yalnızca ABD sermayeli değil, ABD'de yatırım yapmış global finans kuruluşları da ciddi zararlar yaşıyorlar. Bu zararın bedeli 500 milyar Dolar olarak hesaplanıyor. Türkiye'nin toplam ihracatının 100 milyar olduğu düşünülürse zararın boyutları daha fazla netleşebilir.
ABD'nin bu konuda bazı tedbirler alması bekleniyordu. Hafta başında alınacak tedbirler çerçevesinde kullanılacak kaynak 150 milyar Dolar olarak açıklandı. Bu miktar meydana çıkan zararın yaklaşık 3'te biri. Bu sebeple piyasalar bu miktarı yeterli görmedi. Bu ise yatırımcıları pozisyon almaya yönlendirdi. Bu sebeple piyasalar dalgalandı. Asya'dan başlayan pozisyon alma etkisi dalgalanarak, ABD ye kadar ulaştı. Borsalar düştü. Yen ve Euro, Dolar karşısında değer kazandı. TL ise hem Dolar'a hem de diğer global para birimleri karşısında değer yitirirken, faizler yükseldi. Şimdi her ülke kendi şartları doğrultusunda tedbirlerini ortaya koyacak. Bu sebeple dalgalanma daha uzun süre devam edecek. Dolar diğer gelişmiş ülke para birimlerine karşı yükselip düşerek dengeye oturacak. TL de bu dalgalanmadan nasibini alacak.
Esas endişe ABD halkının ülkedeki gelişmelerden korkarak, tedbir almaya yönelmesi. Yani harcamalarını kısarak alışveriş yapmaktan vazgeçmesi. Hemen hemen tüm global firmalar, ABD de de faaliyet gösteriyor. Finans firmalarında zaten bir zarar ortaya çıktı. Bir de ABD vatandaşlarının tüketmekten vazgeçmesi durumunda, ithalatının azalması ortaya çıkacak ki bu durum, ABD'ye mal satan ülkeleri de ciddi sıkıntıya sokacak. Görün o zaman esas felaketi.
Bu sebeple ABD vatandaşlarının tüketmeme durumu hiç kimse tarafından istenmiyor. Tüketim ayni zamanda alım gücü ile de ilgili. Parası değer yitiren bir ülkenin vatandaşının alım gücü de düşer. Bu sebeple doların değer yitirmesi de ciddi bir endişe konusu.
ABD'nin bu durumu kurumsallaşmış gelişmiş ülkeler tarafından zaten biliniyordu. Piyasalar da ABD'nin içinde bulunduğu durumun farkındalar. Ancak kendileri de olumsuz etkileneceğinden, ABD'nin soruna çözüm getirecek tedbir almasını bekliyorlardı. ABD ile ilgili tedbiri alacak olan ise ABD'nin kendisi. Bu sebeple alınan tedbir ve bu sorunlara ayılan kaynak hayal kırıklığı oldu. Bu tedbir yeterli görünmedi.
Yine de uzun dönemdir piyasalar ABD'nin notunu düşürmeye devam ediyorlar. Ayni zamanda gelişmiş ülkeler ABD'nin kontrol-den çıkacak ekonomisinin, kendilerine olacak olumsuz etkilerini minimize etmek için tedbirler alıyorlar. ABD'nin notu kendini para biriminin değerinde ortaya çıkarıyor.
Çökecek bir ABD ekonomisine yönelik tedbir almayan ülkeler ve bunu göremeyen firmalar, çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalacak.
KKTC mi? KKTC'de herşey sütliman. Bankalarda 5 milyar Dolar mevduat… Milli gelir 12 bin Dolar… İhracat 70 milyon Dolar'a çıkmış! Piyasa nakit kaynıyor! Ne gerek var birşey yapmaya?

   1536 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder