Çizgiler ve statüko
Arman Ratip

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu adada iki halkın, iki devletin iyi ilişkilerinin gelişmesini kim istemez ki? Tabii ki herkes ister. Kim demiş ki çözümsüzlük çözümdür. Bizim şu anda yaşadığımız süreç, iktidardakilerin ille de Rumlarla yeni görüşmeler başlatıp ille de bir 'çözüm'e ulaşma arzusu ve politikasından kaynaklanmaktadır. Kıbrıs adasında çözüm var. Bence 'çözümsüzlük çözümdür' sözleri anlamsız. Dediğim gibi, adada statükoya dayalı bir çözüm şu anda var. Nedir bu çözüm? Tabii ki iki ayrı devletin varlığına dayalı bir çözüm. Bu iki devletten biri tanınmış diğeri tanınmamış da olsa, bu gerçeği kimse inkar edemez. Bu görüşe karşı çıkanlar, "Olmaz, BM kararları var. KKTC'yi hiçbir zaman tanımazlar. Siyasal eşitliğe dayalı bir çözüm için uğraş vermeliyiz. Federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti içinde  siyasal eşitliğe dayalı bir çözüm istiyoruz." diyorlar. Bu sözlere karşı bir yabancının söylediklerini aktarayım: 
"Siz 1983'te bağımsızlığınızı ilan ettikten sonra devletinizin resmen tanınması için ciddi girişimlerde bulundunuz mu? Sanmıyorum. Tanınma yoluna girdiniz mi? KKTC'nin kalıcı olduğunu ve ileride ille de bir çözüme gidilecekse, bu çözümün iki devlete dayalı olması gerektiğini söylediniz mi? Hükümetleriniz böyle bir tanınma politikasını dünya devletlerine, BM'ye, AB'ye  anlattı mı? Siz statükonun geçerli bir çözüm olduğunu ve herhangi bir çözüm arayışı içine girerken yeni çözümün statükoya dayalı olması gerektiğini dünyaya duyurdunuz mu? Hayır. Sizin hükümetleriniz, liderleriniz hep 'çözüm' isteyen taraf oldu. Dünya devletleri, BM ve AB sizin bu çözüm isteminizi Rumlarla tekrar birleşme arzusu olarak algıladılar. Yani, sanki suçlu ve haksız taraf sizmişsiniz gibi bir imaj çıktı ortaya. BM'nin kararları Allah'ın kanunları değil ki. Hem zaten bugüne kadar hangi BM kararları uygulandı ki? Bence statükoya dayalı çözüm çözümdür. Bundan sonra yapılacak görüşmelerde başlangıç noktası bu olmalı. Kırmızı çizgilerinizi hemen ortaya koyup politikanızı onlara göre ayarlamalısınız. You'll live happily ever after as good neıghbours in your own two separate states." 
İlginç değil mi? Yabancılar gerçeklere dayalı bugünkü durumu görebiliyor. Biz Kıbrıslı Türkler Annan Planı'na bile yüzde 65 'evet' dedik. Şimdi ise KKTC devleti olarak değil, Kıbrıs Türk tarafı olarak  "çözüm, çözüm" diye ortalığı kaldırdık oturttuk. Bakıyorum, BM, AB diplomatlarından tutun da bizim içimizdeki "diplomatlar"   "Kapsamlı çözüm için umutluyuz." mesajlarını yayıyorlar. KKTC'den söz eden yok. Olur mu canım? KKTC'den söz etmek yasak. Ne BM, ne AB ne de dünya bunu kabul etmez. Devlete sahip çıkan yok. Nerede kırmızı çizgiler? İki devletli çözümü telafuz eden birini duydunuz mu? Hayır. Ha, demek oluyor ki bizim bilmediğimiz gizli çözüm önerileri var. Demek oluyor ki Rum Kıbrıs Cumhuriyeti'nden vazgeçecek ve yeni bir ortaklık devleti içinde siyasal eşitliği cebe koyup yolumuza devam edeceğiz. Baksanıza çözümü gerçekleştirecek komitelerin oluşumunda çok olumlu gelişmeler varmış. Şimdi artık geleceğe umutla bakabiliriz. Yapmayın Allah aşkına... Kararlı, onurlu devlete sahip çıkan bir politika izlemezseniz hiçbir yere varamazsınız.   

   1069 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  06 Nisan 2008, Pazar   "Üst düzey" (Hikaye)
  30 Mart 2008, Pazar   Ağın dışında olmuyor
  23 Mart 2008, Pazar   Potpourri
  16 Mart 2008, Pazar   Hangi politika?
  09 Mart 2008, Pazar   Ne Lokmacıymış ama...
  02 Mart 2008, Pazar   Bazılarının umudu
  26 Şubat 2008, Salı   Sn. Talat'a yanıt
  17 Şubat 2008, Pazar   Türkiye futbol dünyası
  10 Şubat 2008, Pazar   Milliyetçi olmak suç mu?
  03 Şubat 2008, Pazar   Bundan sonra