|
Bundan sonra şu işi veya bu işi böyle yapacağm demek kolay. Söylemek başka, yapmak başka. Herhangi bir konuda insanlar, kuruluşlar, hükümetler, devletler, uluslararası kuruluşlar vs. vs., tümü de daha olumlu sonuçlar alabilmek amacıyla değişikliğe gitmek için bu iki sözcüğü kullanmaktadırlar. Peki tam bağımsız olarak hareket edebilen kimler? Her yönüyle güçlü olanlar. İnsan karakterinde daha iyiyi, daha güzeli bulma çabası daima var. Bizim devletçiğimizde bir karmaşa sürüp gitmekte, herhangi bir konuda birlik olabilme şansını da yok etmektedir. Olumlu gelişmeler yok mu? Tabii ki var. Ancak bu olumlu gelişmeler o kadar azki, yukarıda bahsetmiş olduğum karmaşa bunları silip süpürüp götürür maalesef. *** Başbakan Soyer, "Markulli'yi bir an önce Kıbrıs Türk halkının uyum sürecine sevinmeye davet ediyorum. Sevinmelidir ki Kıbrıs Türk tarafı AB uyumuna hazırlık için niyet deklere etmiştir. Bu çözüme istek ve çözüme hazırlık demektir..." dedi. Kısa bir süre önce, bir sohbet sırasında Başbakan Soyer bana, "Biz KKTC'nin güçlenmesi için çalışı-yoruz. KKTC'nin kendi kendine yeterli olması için çaba harcıyoruz..." demişti. Sayın Soyer hep 'Kıbrıs Türk halkı' veya 'Kıbrıs Türk tarafı' kelimeciklerini kullanmaktadır. Ne olurdu "KKTC devletinin, Rum Kıbrıs Cumhuriyeti gibi AB'ye girebilmesi için uyum sürecini başlatacağız..." deseydi Sayın Başbakanımız? Başbakan Soyer partisinin ve hükümetinin KKTC'ye inanıp inanmadığını artık net bir biçimde söylemesi gerekir. *** Rum AP milletvekili Marios Matsakis Kıbrıs'taki siyasi sorunun en kısa sürede çözümünün bir zorunluluk olduğunu belirterek çözüm olarak da adadaki iki devleti Avrupa Birliği şemsiyesi altında bir araya getirecek bölünmeyi önerdi. Matsakis, "Bölünme, sancılı bir uzlaşma ancak gerekli bir seçenek." dedi... Bravo Kiriye Matsakis. Diğer Rum siyasiler ve Rum Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti de sizin gibi düşünse bu iş hemen bitecek. Ama nerde? Rum-AB ortak politikası onların deyimiyle "Kıbrıs Türk azınlık toplumunu" Rum Kıbrıs Cumhuriyeti içine entegre etmek... KKTC devleti ortadan kalkacak ve biz toplum olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'ne entegre olacağız. İşte onların istediği ve politikası bu... *** İslam Konferansı Örgütü Parlamentolar Birliği İcra Komitesi İslam ülkelerinin Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması için siyasi, ekonomik, kültürel ve sportif alanlarda işbirliğini geliştirmesini de içeren bir karar tasarısını onayladı. Bu karar tasarısı İslam Konferansı Örgütü tarafından onaylandı mı acaba? Ben bir şey duymadım. Ne TV'lerde, ne radyoda nede gazetelerde bir "Follow-Up" göremedim. Karar geçtiyse nasıl bir uygulamaya gidilecek acaba? Çok merak ediyorum. Gecmişte alınan bu tür kararlar masada kaldı veya rafa kaldırıldı... İnşallah bu kez böyle olmaz... *** Kosova bağımsızlığa gidiyormuş. ABD ve AB'de (yani AB üyelerinin bazıları) Kosova bağımsızlığını ilân edince bu yeni devletciği hemen tanıyacaklarmış. Rusya ise 'olmaz' demiş ve Kosova'nın bağımsızlığını ilân etmesini ve tanınmasını kesinlikle istemiyormuş. Bu devlerin arasından sıyrılıp bu işi becerirse bravo Kosova'ya. Kosova'nın tanınması emsal teşkil edecekmiş. Ancak durum farklı. Biz 25 yıllık bir bağımsız egemen devletiz zaten. En büyük fark ne bilir misiniz? Biz hâlâ birlik olup devlete sahip çıkamıyoruz. Bundan sonra birlik olacağız, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın...
|