|
Ahmet Bey, belli ki "kuruşcuk"lara aklını fena halde taktı… Baktı ki CTP'nin mali politikalarının "kırıntısı" bile yok, sıkışınca kendi "icat"ını piyasaya sürdü… Üstelik "aganigi naganigi" reklamındaki gibi bize "Tabii yerse-niz..." diye de sormadı... Naz niyaz dinlemedi... Tam tersine gözlerimizin içine baka baka "yiyeceksiniz..." dedi... Yedik... "Ben yememedim" diyen var mı? Gıkı çıkan var mı? Ahmet Bey; müthiş "buluş"unu uygulamaya başladığı 2006 yılının 1 Nisan gününden beri, yaktığımız her kilovat elektriğe "santral katkı payı" adı altında 2 YKr. ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz... Bizim kuruşçuklar birikti, birikti ve geçenlerde 17 milyon YTL'ye ulaştı... Bu; 14 milyon Dolar demektir... Bize soru sormadan, onayımızı almadan kocaman bir "fon" oluşturan ve bizim kuruşcukları bu fonda biriktiren Ahmet Bey, bizim paraları şimdilerde büyük bir keyifle harcıyor... Bize faturalara "santral katkı payı" olarak yansıyan kuruşçuklar elektrik hatlarının geliştirilmesi gibi yatırımlarda kullanılıyor. Ne sendikacılar, ne tüketiciler, ne muhalif politikacılar, kimse "Yiyemem..." demediği için de Ahmet Bey, yeni "icat"lara yönelmiş bulunuyor... Son harika buluşu "Kilovat başına her aybaşı bir kuruşçuk" adını taşıyor... Bakan Uzun'un açıklamasına göre; Şubat, Mart ve Nisan aylarının ilk günlerinden itibaren kilovat başına her ay 1 Yeni Kuruş (YKr) olmak üzere toplam 3 YKr. daha yiyeceğiz... Bu da, şimdiye kadar ödediğimiz elektrik faturalarının yüzde 21 oranında artırılması demek... Peki, "Aganigi" rekalmındaki gibi bize "Yerseniz..." diyen var mı? Yine yok... Bu, öylesine bir durum ki insanın "Koy Ahmet Bey, koy... Suyundan da koy..." diyesi geliyor... Adım adım, sezdirmeden, ağır ağır, hissettirmeden, acıtmadan koy... Aslında; acıtsa da kimsenin "gık"ı çıkmıyor, kimse şikayet etmi-yor, kimse itaatsizlik de etmiyor... Bu yüzden dilediğin zaman, dilediğin isim altında, dilediğin zammı, dilediğin miktarda koyma konusunda rahat ol, tereddüt etme... Bak görüyorsun; her makbuzun, faturanın üzerine "pul yapıştırın" demiştin, insanımız hemen postanelere koşmuştu... Başlangıçta 30 Yeni Kuruşçukla yetinmiştin... Halkımıza 1950'leri, 60'ları yaşatırken, neredeyse unuttuğu "Yalama ve yapıştırma" becerisini yeniden kazanmasını sağlamıştın... Sonra bir yeni "icat" da bunun için yaptın... Makbuz - fatura bastıracak olanların tükrüklerini ve dillerini korumalarına yardımcı oldun... Kuruşçukları peşin olarak Maliye'ye yatırmalarını sağladın... O günlerde postanelerimiz talebi karşılayamadı, 30 kuruşçuklarımız yerine halkımız seve seve 40 kuruşçuk olan pulları alıp yapıştırdılar... Ahmet Bey durumu görünce, bir küçücük zam yaptı ve makbuz-lara 40 kuruşçuk değerindeki pulları yapıştırmaya başladık... Yine "gık"ımız çıkmayıp yalamaya ve yapıştırmaya devam edince, cebimizde ekstradan "damga pulları" bulundurma alışkanlığını yeniden kazanınca Ahmet Bey, 40'ı neden 50 yapmasın? Geçtiğimiz günlerde maliyemiz bunu da başardı... Ancak gene postanelerde sıkışıklık baş gösterdi. 50 kuruşçuk olan damga pulları "vatandaş duyarlığı" yüzünden hemencecik tükendi. Bu kez 50 yerine 100 kuruşluk damga pulu yapıştıranlar bile oldu. Gerçekten; bu Ahmet Uzun, diğer CTP'li bakanlara benzemiyor... Onlar ikide bir "reform" yapacaklarını söylüyorlar, ancak ortaya hiçbir şey çıkmıyor... Oysa Ahmet Uzun Bey, sessiz ve derinden gidiyor. Kuruşçuklarla oynuyor ve işi harbiden çözüyor. Geçenlerde de gaz fiyatlarını serbest bıraktı hükümet... Sonra da Kooperatife "Sen 22.5 yap" dedi. Özel gaz şirketleri ise 24 YTL. istiyor... Ne olmuş yani? Birkaç liracık için durup dururken muhalif mi olacağız? Kuruşçuklara nasıl ki ses çıkarmadık, şimdi 2.5 liraya da ses çıkarmayız, olur biter... Yiyemem, yok; vallahi de yok, billahi de... Yiyeceğiz... Gıkımız bile çıkmadan...
|