|
AB, Kıbrıs konusunda geç bir uyanış yaşasa da özellikle de "doğrudan ticaret tüzüğü" konusunda, Rumların olduğu kadar AB'ye de başağrısı yaratmasının en büyük etkeni Rum'ların oyununa geldiklerini bazı AB parlamenterlerin farketmeleri ve bunu açıkça ifade etmeleriydi. Gerçek olan da, AB'ye girer girmez tüzükleri hayata geçirilmez hale getiren Rumlardı. Üstüne üstlük Mağusa limanının ortak çalıştırılması ve Maraş’ın Rumlara iadesini tüzüklerle ilişkilendirip hatta tüzüğün içine sokarak işi iyice sulandırmışlardı. Düşünebiliyor musunuz, koskoca AB, Kıbrıs konusunda, Rumlar ve Yunanistan tarafından çok kolay oyuna getirilebiliyor ! Böyle olunca da bizim karşımızda sadece Rumların olmadığı, ayni zamanda, hem Helenizm dünyası, hem de Hristiyan dünyasının olduğu gerçeğini defalarca, tarihin bazı değişmeyen nitelikleriyle yeniden yaşayarak görmüş oluyoruz. Dünyada da öyle algılandığı gibi, AB'yi nasıl bilirsiniz diye sorsalar "eşitlik demokrasi ve insan hakları ile hukuğun üstünlüğü misyonu temellerinde kurulan birlik" diye tanımlarsınız.. Oysa, Rumların sahte ağzıyla hareket eden, böyle bir birlik, hangi insan haklarından bahsedebilir sizce? KKTC'de yaşayan herkesi yakından ilgilendiren her türlü konuda, bizlerin onayı olmadan, Rumların yönlendirmesiyle hareket eden bu birlik mi bizim garantörümüz olsun diye öneriliyor? Hem de Bayan Dora Bakoyanni tarafından ! Bizler, kendi güvenliğimizi en iyi kimlerin sağlayacağını bilen tecrübeli insanlar olarak tek güvendiğimiz "anavatanımızın garantörlüğünün" olduğu bilincine sahip insanlarız çok şükür. Ne diyor AB yetkilileri ? KKTC'yi muhatap almıyorlarmış çünkü eğer bizi muhatap alırlarsa ayrılığı güçlendirmiş olacaklarmış ! Bu muhatapsızlığı mı bize layık görüyor AB? Referandumda verilen sözleri de bizi muhatap kabul etmedikleri için yerinde getirmediklerini dolaylı olarak izah ediyorlar... Biz bu aracılara mı güveniyoruz? Kısacası, KKTC'yi yok farzeden, Kuzeyde mevcut iradeyi yok farzedenler ve referandumla adada iki eşit halktan biri olduğunu kanıtlayan Kıbrıs Türk halkını yok farzedenler, bu korktukları ve endişelendikleri ayrılığa çok güzel katkı koyduklarının da farkında mılar acaba? Hem de alternatifsiz bir ortam yaratarak imkansızı zorlayarak ayrılığa kürek çekiyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Varlığımız kabul edilmiyor. Görüşlerimizse hiç dikkate alınmıyor (İnsan haklarına saygılı AB, olayları hep tek yanlı dinleyip şekillendiriyor). Kıbrıs'lı Türklere uygulanan haksızlıklara, göz göre göre sessiz kalan ve herhalde zaman zaman vicdani rahatsızlıklarından kaynaklaran, Ercan Havaalanı uçuşlu ziyaretleriyle bizlere göz boyayan AB'li yetkililer, izolasyonların ve ambargoların kalkmasının, Ankara protokolünün hayata geçirilmesi ile ilişkilendirip yine haklarımızın çiğnenmesinin devamına göz yumuyorlar. Gerçeklerin saklandığı bir ortama her zaman yalanlar hakim olur. Hristofyas, boyuna posuna bakmadan sürekli Türkiye'ye kadar dil uzatmayı marifet sayarken ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi etrafa zehir saçarken, hangi çözüme doğru ilerliyoruz göreceğiz.. Hristofyas'a içinde Kıbrıs adasının da olduğu kocaman bir Türkiye haritası hediye edelim. Oturduğu masanın tam karşısına assın.. Belki ancak o zaman kendinin Anavatanımıza laf atamayacak kadar küçük olduğunu görmesini sağlarız. Değerli dostum Kudret Özersay'ın da vurguladığı gibi "Kıbrıs Türk Halkı Türkiye'yi dışlayan herhangi bir sürecin parçası olmayı kabul edemez."Zürih Üniversitesi'nde düzenlenen " Kıbrıs için anayasal kovansiyon" konferansında açıklama yapan Özersay, çok önemli hatta hayati konulara vurgu yaptı. "Uluslararası anlaşmalar anayasayla değiştirilemez ve garantör devletlerin anlaşmalardan doğan haklarının gözardı edilmesi uluslararası hukuka aykırıdır açıklamalarında bulundu. Bu süreçte görünen o ki; Çok ciddi ve kararlı bir duruş sergile-yerek GKRY'nin yalana dayalı yerleşmiş ezberlerini ya bozacağız, ya da bu treni yeniden raydan çıkaracak tarafın Türk tarafı olmayacağını daha ilk durakta kanıtlayacağız... Bu tren öyle ya da böyle, bir şekilde Haziran ayında yola çıkar ancak Ağustos ayına kadar ya rayına tam oturur, yoluna devam eder, ya da bu tren, bu raydan vagonları ayrılmış şekilde tamamen kopar... Ağustos ayı trenin ilk istasyonda duracağı aydır. Yazın kavurucu sıcağında tren istasyona yaklaştıkça kimin ineceğini hep birlikte göreceğiz.. Emin olun ki, KKTC-EXPRESS tamamıyle dolu olarak yola çıkmaya hazır olacak.
|