Yeşil mi ? poşet mi?
Emine Sütcü

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Doğanın simgesi olduğu kadar, bir yaşama umududur yeşil.
Hayatın ve bereketin hem simgesi, hem rengidir.
İnsanı dinlendiren, en başta iç huzuru sağlayan, yeşile de hasretiz artık.
Bir yanda kuraklık, bir  tarafta çevreye verdiğimiz zarar.
Sadece susuzluktan değil, bu topraklar biraz da "sevgisizlikten" kuruyor.
Oysa; yeşilliğin, insan sağlığı üzerinde, fiziksel olduğu kadar, psikolojik etkileri de vardır.
Yeşillik yoksa, çok şeyden yoksundur insanoğlu.
Ondan mıdır, dersiniz, bu huzursuzluğumuz ve sakinleşemeyen        halimiz?
Huzurun rengi eksik hayatımızda..
Ama "su yoksa, yeşil nasıl olsun?" diyerek içinden çıkıyoruz nasılsa.
Oysa; biraz sevgiyle, biraz da su ilave edip beslenir ve de yeşillenir etraf.
Elbette susuzluk başlı başına bir dert. Bir tehlikedir dünyayı tehdit eden.
Ancak, suyu da hesaplı harcamayı öğrenmeyi bilmeli insan.
Suda savurganlığa son verirsek eğer, yeşile zaten şans vermiş olmaz mıyız?
Nedense toplum olarak, herşeyi harcamada savurganlık rekorları kırarken, çevreye karşı çok duyarsız davranıyoruz. Çevreye ayıracağımız zamana acıyoruz.
Ve acımasızca, insafsızca çevreyi kirletenlere de göz yumuyoruz.   
Bilmiyor muyuz?
Çevreye verdiğimiz önem kadar yeşile sahip olabiliriz ancak..
Çevreye gösterdiğimiz duyarlılığımız kadar temiz ve yaşanabilir bir çevre yaratırız ancak.
Çevreye gösterdiğimiz hassasiyet kadar çevrenin yok olmasına engel olabiliriz.
Çevre ve yeşil, insanoğlunun geleceğe bıraktığı en önemli mirastır.
Temiz bir çevre hem bugünün, hem de yarının huzur veren manzarasıdır.
Tarlalarımız içerisinde rüzgarlarla uçuşan naylon torbaların, yarattığı kirliği gördükçe doğaya, bireyler olarak verdiğimiz zarara isyan etmemek ne mümkün.
Çiftçilerin, tohum ve gübre torbalarını, öylece etrafa fırlatmaları ne kadar çirkin bir davranış. O çiftçi ve o köylü ki, milletin efendisi bile bu hatayı yapıyorsa artık bu toprağın, bu vatanın, bu güzel ovaların değerini kim bilecek?
Unutmamalıyız ki bizim uçsuz bucaksız topraklarımız yok, birkaç adım ötemizdedir deniz. Adamızdan sonra denizimizi de kirletecektir bu çöpler. Diğer taraftan gemilerden denizlerimize bırakılan, çöplerin tahribatı yetmezmiş gibi.
Üstelik, bizim ülkemizdeki gibi kurak topraklarda, çöplerin fosilleş-mesi rutubetli ülkelere göre çok daha zordur.
Lütfen çevremize daha hassas davranalım.
Yeşil alanları, çöplerimizle kirletmeyelim...
Yeşil sahalara, çöp fırlatmayalım, sokaklarımızı, yollarımızı ve ovalarımızı poşetlerle doldurmayalım. Yeşil ağaçları, katledip kesmeyelim...
Doğamıza gereken özeni gösterelim hep birlikte.
Ülke sevgisi, çevre sevgisiyle ölçülür. Her ülkede bütün siyasetçilerin politikları arasında öncelikli olarak yer alması gereken bir "çevre politikası" olmalıdır ve sözde kalmayıp uygulanmalıdır.
Çevre aynı zamanda evrensel bir konudur. Ortak bir değerdir. Ortak bir sevgidir.
Yüreğinde çevre sevgisi olmayan kimsenin, insana ve yaşama da saygısı olmaz.
İnsanca yaşamak istiyoruz, kalkınmak istiyoruz, turist istiyoruz, sağlık istiyoruz, çok şey istiyoruz... 
O halde en başta çevremize önem vermemiz gerekir!
Gerçek bir vatansever, ayni zamanda "gönüllü bir çevrecidir".
Dedelerimizden emanet aldığımız toprakları, unutmayın ki torunlarımıza teslim edeceğiz.
Torunlarımıza harap bir çevre mi, yoksa herkese örnek olacak bir çevre mi bırakmak istersiniz?
Çevreye verdiğimiz önem, insana verdiğimiz önemin doğal bir uzantısı olduğuna gore çevre bilinci, bir filiz gibi aşılanmalıdır.
Ülkeyi sevmek, sınırları okşamak değildir. Ülke üstündeki insanla, üzerindeki ağaçlarla, çiçeklerle, kelebeklerle, kuşlarla ülkedir.
Bu konuda da en önemli görev yine eğitimcilerimize düşmektedir.
Tıpkı; insan sevgisinin yanısıra, doğa sevgisiyle dopdolu bir lider ve bir deha olan Atatürk gibi… Öyle bir çevre duyarlılığı göstermeliyiz ki, tüm dünya insanları için örnek olmalıdır. İnsana yakışan budur.
Sorun kendinize; etrafa bakarken ne görmek istiyorsunuz?
Yeşil mi, poşet mi?

   561 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   Tren Haziran'da yola çıkar Ağustos'da varacağı ilk istasyonda kim inecek ?
  13 Nisan 2008, Pazar   Bu gök deniz nerede var?
  12 Nisan 2008, Cumartesi   KKTC'yi ne kadar sahipleniyoruz?
  10 Nisan 2008, Perşembe   Dünyada bilim adamları çalışıyor
  06 Nisan 2008, Pazar   Ders verici hikayeler
  05 Nisan 2008, Cumartesi   Kendi gözlerimiz dururken başkalarının gözleriyle bakmamalıyız
  03 Nisan 2008, Perşembe   Aydın Kadınlar Platformu'ndan BM'ye mektup
  30 Mart 2008, Pazar   Lider kimdir?
  29 Mart 2008, Cumartesi   Liderleri tarih yaratır
  27 Mart 2008, Perşembe   Görüşmelerde güçlü olmanın yolu