|
Bayrama on-oniki gün kalmıştı, ardından yılbaşı vardı ama 63'le başlayan sokakta yaşamın faturası ağır ağır ortaya çıkıyordu. Ağır bir soğukalgınlığı geçiriyordum. Tesadüf bu ya hastahanede doktor kapısında Erbilen'le ve Teralı'yla karşılaştım. Teralı öksürükten kırılıyordu. Doktor ikimize de birer 'tık-tık' yaptı, "yatacaksınız" dedi. Klimalar arızalı, çeşmelerde sıcak su akmı-yor. Pazarlığa oturduk doktorla , sabah akşam gidecek serum ve antibiyotikli tedaviyi görecek ama evimizde geceleyecektik. Bir hafta boyunca sabah akşam beraberdik ama Ahmet Teralı'nın öksürüğü dinmek bilmi-yordu. Nihayet arifeden bir gün evvel kollarımızdaki kelebekler alındı, "iyileştiniz" mühürüyle dosyalarımız kapandı. Bayramın ikinci günüydü. Teralı'yı aradım, bayramını kutladım, bana bayram sonrasında Ankara'ya gideceğini, yılbaşına da döneceğini söyledi ve "Adnan'ım bu iş 'tık-tık'la geçmeyecek" dedi. Bayram sonrası Ankara'ya gitti, aradan üç gün ya geçti ya geçmedi, ikimizin de çok sevdiği müşterek bir dostumuz acı haberi verdi. "Teralı kanserdi." O günden bu güne aradan iki buçuk ay geçti. Tarifsiz acılar içindeyim. Yaşamının her döneminde, vatan sevgisi, insan sevgisi çarpan yürek durdu! Ahmet Teralı'yı kaybettik! Ölümün varlığını, kaçınılmaz-lığını her insan bilerek yaşamalıdır ama yine de kabullenmek o kadar zor ki! Hani derler ya "hiç ölmeyecekmişçesine çalışmalı, yarın ölecekmişçesine tanrıya yakarmalı"... Tekerleme gibi gelen bu yaşam şekline kaçımız uyarız ki. Altmışlı yılların hemen başından itibaren Ankara'da "Kıbrıslı" varlığını simgeleyen bir isimdi Ahmet Teralı. Her gelen yeni öğrenci ile ilgileniyor, Kıbrıslı öğrencilerin sorun yaşamamaları için elinden geleni esirgemiyordu. Altmış üç olaylarının çıkmasıyla birlikte bir avuç öğrencinin verdiği şanlı Erenköy direnişinin başını çekenler arasındaydı. Erenköy dönüşünde ve okul sonrasında Ankara'da yaşamaya başladı. Tanınmış bir kolejde uzun yıllar idarecilik ve matematik hocalığı yaptı. Sonra o da kurala uydu "toprak çekti" adaya dönüş yaptı. Teralı'nın ülkesine verecek o kadar çok birikimi vardı ki. Uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı'nda danışmanlık yaptıktan sonra Yakın Doğu Üniversitesi'nin ayrılmaz bir parçası halini aldı. Her koşulda kendini ülkesine adamış, Kıbrıs Türkü'nün adada var oluş kavgasına terler akıtmış bir arkadaşımızın acısı içimizde, Ahmet Teralı kalbimizde hep olacak, hep yaşayacak. Anıları bize rehber olacak. Teralı'ya Tanrı'dan rahmet, yaslı ailesine, akrabalarına ve dostlarına taziyelerimi sunarım. Hepimizin başı sağolsun.
|