Platus’un gölgesinde , tarih..!
Adnan Işıman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Üç gazeteci arkadaş, ikibin yedi yılının Mart ayının başlarında,

o günlerde Arasta da faaliyet gösteren “Türkü Bar” adlı mekanda

buluşmuştuk.

Mustafa Doğrusöz, Başaran Düzgün ve ben.

Yıllardır dörtlü olarak tasarladığımız buluşmayı nihayet üçlü gerçekleştirmiştik.

Hava oldukça soğuktu ama o gece yaşadığımız güzel ve sıcak bir geceydi.

Taa başından beri, önceden veya sonradan, dünya görüşleri farklı olsada,

uygar ve yüreğinde insan sevgisi var olan yapıların bir noktada birleştiklerine

inananlardanım. Örneğin rahmetli Naci ile farklı dünya görüşlerimiz yanında,

hem aile bağı olan, hem de sıkı arkadaşlığı bulunan biriydim.

Bununlada hep mutlu oldum, gurur duydum.

Ne ise başa dönecek olursak üç arkadaş “Türkü Bar”da buluşmamızın ardından

yaklaşık bir ay sonra bir gazetenin “sorumluluk” görevini aldım.

Gazetede, tabir yerinde ise başına buyruk bir yazım takımı vardı. İnternete giren

çeşitli yazarlardan esinlenerek aklına geleni, dava konusudur-değildir aldırmaz

havalarda, gözü kara kılıç sallıyordu !.

Temsil ettiği yapıya zarar veren, adeta bindiği dalı kesen bir ortam yaratılmıştı.

Bunu gözler önüne serdikten sonra, gazetenin sahipliğini temsil edenlerden

gelen istek üzerine bir iki ay içinde bazı düzenlemeler yaptım.

Düzenlemelerden memnun olmayanlardan biri (attığı posta hala yanımda)

beni, iki ay önce Doğrusöz’le ve Başaran’la yediğim yemekle suçluyor ve “sen git

sayfalarında solculara yer ver” diyordu.

Dostlukların her olgunun üzerinde olması gerektiğini bilememek bence bir

rahatsızlıktır, ciddi bir hastalıktır ! Sadece o vatandaş değil, böyle düşünen kim

olursa olsun aşağılık duygusundan kaynaklanan ve çaresiz bir dert olan bu rahatsızlığı çekiyordu !.

Hele olağan dostluklar yanında “öl” dese ölünecek dostlukların da varlığından bi-haber.

 

                                               *********************

 

Başaran Düzgün’ü, “Bir tarihin tanığından – Platus’un gölgesinde “adını

verdiği eser den dolayı yürekten kutluyorum.

2001-2004 yılları arasında Kıbrıs konusunda yapılan temasları,

çözüme dönük gerçekleştirilen görüşmeleri yansıtması açısından bir kereliğine

okunup bir köşeye konulacak bir kitap olmaktan çok, sürekli  el altında

tutulması gereken bir eser yarattı..

Başaran, belki bu gün için “yakın tarih” olarak nitelendirilebilinecek ama yıllar sonra

gelecek kuşaklara ibretle öğretiler getirecek olayları, tarafsız bir dille ve bir tarih dersi verircesine mal etti.

O dönemlerde Cumhurbaşkanı Denktaşın kalp ameliyatı ile ilgili söylemlere, komplo teorilerine, Akel’in ve Hristofyasın ne kadar güvenilir olduğuna, referandumda sol gösterip sağ vurmalarına, Padopulosun yalanlarına ve nihayet o günlerde Avrupa Birliğinin genişlemeden sorumlu

komiseri Günter Verheugen’in ( Ergün Olgun’un ifadesiyle Nazi Çavuşunun) Rumlar ve Yunanlılar tarafından nasıl aldatıldığını itirafına ve timsah göz yaşı dökmesine tanıklık eden bir eser meydana getirdi.

Başaranı tekrar kutluyorum, böylesi  kalıcı yapıtlara o denli ihtiyacımız var ki.

 

 

   478 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   UBP’de yaklaşan kasırga
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Gaflet mi yoksa ihanet mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   İş bitirici olmak önemlidir, yetenek gerektirir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutanım hoş geldiniz, siz bizden daha iyisini bilirsiniz
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Çiftlik
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Aç-kapa, aç-kapa..!
  02 Nisan 2008, Çarşamba   İster istemez biz de hapşıracağız
  31 Mart 2008, Pazartesi   Bremen mızıkacıları
  28 Mart 2008, Cuma   Hristofyas ve Ankara'dan nefret edenler
  28 Mart 2008, Cuma   Lokmacıda dekorlar hazırlanırken