|
|
|
|
|
Güney Kıbrıs'ta yapılan başkanlık seçiminde yeni bir ad ve yeni bir kişilik çözüm için yeterli mi? AKEL lideri Dimitris Hristofyas seçimin hemen ardından çözüm çağrısında bulunurken, Güney'den koşulları da beraberinde bir hareket tarzı göstermeye başladı. 8 Temmuz anlaşması, bir bakıma Annan Planı'na 'hayır' diyen Rum lideri Tasos Papadopulos'u düştüğü suçluluk sandalyesinden kurtarma planıdır. Nitekim barıştan, çözümden yana bir yeni Rum lideri görünümü veren Hristofyas, ilk adımını Yunanistan ve ardından da Brüksel'e attı. Ve bu görüşmelerinde 8 Temmuz anlaşmasına sarılıp Papadopulos'un da kurtarıcısı Gambari sürecini çıkar yol olarak gördüğünü ortaya koydu. Her yeni Rum lideri görev başına geldiğinde, çözümden ve barıştan yana bir politika adı altında sözde piyasaya sürülmekte ve siyasi avantaj olarak tuttuğu AB üyeliğini de istismar etmekle işe başlamaktadırlar. Hristofyas her gittiği ve görüştüğü ülke başkanları, AB ve de diğer ülkelerin yöneticilerine vaadler veren bir görüntü çizmektedir. Rum liderin vaadlerde bulunduğundan söz eden AB yetkilileri Hristofyas adının çözüm ve barış için yeterli olmadığını ve olmayacağını kısa zamanda anlayacaklardır. Çünkü Avrupa Birliği üyeliğini istismar etmeyi de bir açıkgözlük olarak saymaya devam etmektedirler. Yakında "Dostum, dostum" diyerek hitap ettiği KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı da nasıl istismar etmeye kalkışacağını hep birlikte göreceğiz. Yalnız, Talat'ın Hristofyas'ı çok iyi tanıdığını, Türk tarafının haklarının bir kez daha istismar edilmesine fırsat verilmeyeceğini görecektir. Rum yeni lideri Hristofyas'ın geride kalan Rum liderlerinden farksız, Birleşmiş Milletler, AB, ABD ve İngiltere'nin de gasbettiği Kıbrıs Cumhuriyeti üzerine yatarak yoluna devam etmekten başka bir düşüncesi olmadığını gösterecektir. Hristofyas kendisinden önceki Rum liderlerden devraldığı şu sözcüğü dilinden düşürmemekte ve AB Komisyonu Başkanı ile görüşmesinde de "Tango yapmak için iki kişi gerekli'' sözü görüşmeden önce gündeme gelmektedir. Hristofyas'ın her görüştüğü üçüncü ülke temsilcileri ve de AB yetkililerine Kıbrıs sorununun çözümü konusunda vaadlerde bulunması da dikkati çekmektedir. Bu da bilinen ve de yıllardır tanık olduğumuz Rum liderlerinin taktiğidir. İşte aynı taktik yeni bir Rum liderinden üçüncü unsurlara vaadlerle gündeme getiril-mektedir. AB yetkilileri Annan Planı referandumundan sonra Kıbrıs Türk tarafına verilen sözlerin ve vaadlerin de nasıl geride kaldığını unutmuş değillerdir. Bu tür temaslar sonrasında Rum medyasının haber ve yorumları da AB yetkililerinin Rumlara yeni vaadlerde bulunduğu şeklindedir. Nitekim Brüksel'deki temaslardan çıkan haber ve yorumlar da aynı şekildedir.
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Rum tarafının beklentisi |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Hristofyas'ın manevraları |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Hristofyas'ın hedefi Türkiye |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Pazariyelik yazı |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Rum yönetiminin derdine bakınız... |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Haravgi'den al haberi |
| |
08 Nisan 2008, Salı |
Kışkırtıcı eylemlere dikkat |
|