|
Dün bir dostum beni kaldırım üstünde durdurarak beni konuda aydınlattı. Hatta hem aydınlattı hem de büyük tepkilerini dile getirdi "eski akıl hastanesi" hakkında. "Eski akıl hastanesi" dediğimiz bina, hani Asım Vehbi'nin Çevre Bakanı olduğu günlerde, ona bir bina arayışına girildiği, herşeyiyle donatılıp kullanılır hale geldiği binadır. Esasında o günlerde çok büyük çalkantılar olmuştu. Bu bina Çevre Bakanlığı'nın mı olsun, yoksa müze olarak mı kullanılsın, gibi çalkantılar vardı. Öyle görülüyor ki herkes bu binayı unuttu. O kadar para pul döküldü, odalar klimalarla ve mefruşatla donatıldı, sonra da kapısına kilit vuruldu. Ondan sonra da gider başkalarından kira ile daire veya bakanlık kiralarız. Bu nasıl bir devlet anlayışı, onu anlamak mümkün değil. Esasında o binanın bir özelliği de çok eski ve otantik bir değer taşımasıdır. Kırmızı kiremitleri, kapı girişindeki oymaları, kıvrımlı sütunları ile tam bir kültür binasıdır diyebilirim. Kültürün ve sanatın bu kadar yaygın olduğu bu memlekette o binada neler olmaz ki? Küçük galeri mekanlarından tutun da, oda müziği orkestralarının dinleti ve çalışma mekanları, bunun yanında Devlet Türk Sanat Müziği çalışma yerleri ve daha aklıma gelmeyen şeyler. Bizim ortaokul çağımızın binasıdır esasında. Bütün gençlik yıllarımız hep o binada geçti. Sıcacık bir irfan ocağıydı o ortaokul binamız. Bütün "Ya Taksim Ya Ölüm" pankartlarımızı orada hazırlardık. İngilizler okulumuzu kapatmış ve üzülmüştük EOKA'nın çıldırdığı günlerde. İç mekanda bir de havuz, ağaçlar ve kantin binaları vardır. Hatta bir veya birkaç uzun hurma bile vardı anımsadığım kadarı ile. Bana tepkisini anlatan bu dostuma teşekkür ederim, böylesine önemli bir binanın atıl kalışını gündeme getirmemiz için uyardığı için. Bir zamanlar bir başka dostum da bana kirada olan devlet daireleri için yazmamı istemişti. Onun için de yazmıştım. Şimdilerde belki biraz asgariye indi kiralık binada devlet hizmeti vermek ama bildiğim kadarı ile hala kirada olan binalar vardır. Mesela İçişleri Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı hala kiradadır. Ve daha da kirada olan daireler vardır. Bazen söyleriz. "Bu Rumun malı bize yetmedi, durup yeni binalar yaparız" deriz. Bir düşünün bakalım ne kadar bina kaldı elimizde. Hatta bütün Yenişehir bölgesinin, tümden devlet dairele-rine tahsis edilmesi hususunda o zaman önlem alınmış, sonra siyasiler bir bir çekip yandaşlarına verdirmişlerdi. Yani siyaset onun da içine etti. Devlete yaraşır binalar olması elbette ki en arzu ettiğimiz şeydir. Devlete yakışan, vatandaşların rahat ulaşabileceği, işini gücünü rahat görebileceği, bir yabancının o daireyi ziyaretinde mahcup olunmayacağı binalardır. Galiba bir süre sonra uyanmıştı o zamanın UBP hükümeti. Bakanlıkların bir yerde toplanması veya kümelenmesi görüşünden hareketle, şimdiki Başbakanlık, Bayındırlık ve İçişleri Bakanlıkları projelendirilmiş ve hayata geçi-rilmişti. Daha sonraki zamanlarda başka başka bakanlıklar ve Sayıştay Binası, Kooperatif Dairesi binası ve daha nice binalar yapıldı. Bir ara Mahkemeler binası da ortalarda dönüp dolaşmıştı. Bir çelişki yaşanmıştı o günlerde de. YDÜ bir amaç için talep etmiş ama verilmemişti. Halbuki orası tam bir kültür merkezi olurdu. Belki uzun vadede orası da kültür sarayına dönüşecek. Ve tekrar "eski akıl hastanesi" binasına dönüyorum. Yani Çevre Bakanlığı binası olarak ayrılan binaya. Binanın park sorunu belki bir etkendir kullanım açısından. Etrafta başka okulların avluları var. Yöntem ve kullanım stratejileri belirlenirse ona da çözüm bulunabilir. Bu eski akıl hastanesi binasının (diğer bir ismi ile, Çevre Bakanlığı binasının) neden kullanılmadığını ve neden atıl vaziyette kaldığını sorguluyorum. Kim, nasıl ve ne şekil içinde sorumluysa, ortaya çıksın ve bize gerçek niyetlerini söylesin. Yazık değil mi bu güzelim binanın restore edilip kullanılmaması?
|