Tiyatroyu eleştirmek
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Her ülkede tiyaro kültürü kendine göre gelişmiş, evreler geçirmiş ve o derinlikler içinde kendine bir yer edinmiştir. Toplumların ve halkların kendi sosyo ekonomik, sosyo-kültürel ve sosyo-psikolojik yapısı içinde tiyatronun gelişmesi, elbette ki güzel bir şeydir.
Esasında tiytro kültürü, daha fazla gelişmiş toplumlarda ve ülkelerde daha bir kabul görmüş ve görmektedir. Antik çağlardan günümüze kadar uzanan tiyatronun, bugünkü şekli içinde, hala eski motifleri ve o motifler içinde çağdaşlaşmasını da görürüz.
Tiyatroda çağdaşlaşma nedir?
Tiyatronun çağdaşlaşmasını, modern kostümler ve modern dekorlar olarak algılamamak lazım. Tiyatro için bunlar da gerekli ama bunu farklı görmek lazım. Çünkü bu, tamamen farklı bir şeydir. Tiyatronun çağdaşlaşması demek, insan hayatının hangi evresinde olursa olsun,  genel yapısındaki psikolojik etkenler hep aynı olmuş ve bugün de aynı bir şekilde devam etmektedir. İşte o çağdaş düşüncenin bize verdiği fotoğrafta, insanoğlunun egoları, iktidar hırsı, zayıf üzerinde egemen olma güdüleri, kazanma hırsı, romantik bir düşüncenin arayışı, antik çağlarla, modern çağın bütünlüklü görüntüsü vardır. Yani antik çağların iktidar hırsı ile yanıp tutuşan krallardan, şimdiki siyaset veya bazı devlet adamlarının ne farkı vardır? İnsanoğlunun yapısında bu vardır.
Bugün Antik Yunan döneminin bir eserini sahneye koyacaksanız, elbette ki o oyunu o günkü hali içinde değil, onu günün şartlarına göre biçimlendirmek gerekir. O biçimlendirmeyi yaparken de insanları düşündürme, fikirsel boşalımı (katharsis) sağlama ve icabında korku, icabında nefret, icabında mutluluk hissini seyirciye vermek lazım.
Neden film çeviren tiyatro sanatçıları kendilerini sahnede daha mutlu hissederler? Hiç bunu düşündünüz mü? Bir düşünün bakalım. 
Sinema daha büyük kitlelere ulaşırken, bir tiyatro sanatçısı sahnede yakalayamadığı şöhreti sinemada veya beyaz perdede yakalamışken, neden hala kendini sahnede daha mutlu hissetsin ki?
İşte işin püf noktası oradadır. Çünkü bir tiyatro sanatçısı, birebir, yüz yüze seyirci ile sahnede oyununu oynamakta, duygu ve düşüncelerini orada vermekte, izleyiciyi direk etkileme ve düşünce-ye sevketme; bunun yanında oyun komedi ise, onları güldürme hazzına erişir.
Bu duyguyu ve bu hazzı ancak sahne sanatçıları alabilir veya duyabilir. O hazzın derinliği çok büyüktür. O büyük duygulardır ki gerçek sanatı sanat yapar. O görüntülerdir ki, insanların tiyatro kültürüne katkı koyar.
Sanırım bizde en büyük eksiklik, tiyarto eleştirmenliğidir. Türkiye'de tiyatro eleştirmenliği daha da gelişmiş ve oturmuştur. Bugüne kadar özlü sözlü bir tiyatro eleştirmeni çıkıp da "şu şu eser şöyle olmalıydı, roller ve tipler yerine oturmamıştır, oyun bana inandırıcı gelmemiştir, oyuncularda diksiyon eksikliği vardır, oyun beni içine çekememiştir" dememiştir. Hep yüzeysel veya saygıdan olsa gerek, bir tiyatro eserini direk eleştirmeye girmemiştir.
Esasında tiyatroyu eleştirmek, onların daha başarılı olmalarını sağlamak demektir. Onların gözü ile göremediğini ortaya koymak demektir. O görülemeyen şey, izleyici gözüyle, tiyatro eleştirmeni-nin gözünde vardır ve olmalıdır da.
Ne yalan söyleyeyim bugüne kadar tiyatroyu eleştirmeyi hiç düşünmedim, ama bundan sonra direk ve acımasızca tiyatroyu eleştireceğimi de ifade edebilirim; sırf tiyatro kültürüne ve tiyatro sanatına katkı koymak için.
Tiyatroyu bugüne kadar neden eleştirmediğimizin muhasebesini de yapalım. Duygusal ve mantıksal bir çerçeve ve anlatım içinde...
Sanatçının özünde her zaman takdir beklemek, alkış almak, güzellikleri duymak, "en mükemmelin kendisi olduğunu" duymak ve bir de sanatçının kaprisleri ve egoları vardır.  Bunu kimse inkar edemez. Herkes kendi alanında idealist olmak ister. O idealizmi kendi bünyesinde barındırır hale gelmesi ve onu katı ve taviz vermeden çok uzun yıllara taşıması, bence bir yere kadardır. Bir yerden sonra, kendi fotoğrafı da halkın önünde solmaya ve kabul görmemeye başlar.
Sanatçı olmak kolay birşey değildir. Ne de tiyatro sanatçısı veya tiyatro yazarı olmak. Tiyatro, kavramsal ve düşüncesl boyutu içinde kendini geliştirir. Bu gelişmenin özü de, hem oynamak, hem yazmak hem de eleştirileri göğüslemek ve yanlışları düzeltmektir.
Kimsenin dünyada en mükemmel olduğunu iddia etmemesi lazım. Mükemmel olmak başka şey, mükemmele oynamak ve idealli olmak başka şeydir. En mükemmel insanlar bile mükemmel değildir. Mükemmellik, sanatta da bu böyledir.
O nedenle tiyatronun derin anlamını anlamak, sanatçıya büyük saygı duymak, o saygıyı duyarken de sırası gelince eleştirmek, sırası gelince alkışlamak ve sanatı daha da ötelere taşımak gerekir,  diye düşünüyorum.

   438 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?