|
Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yazmış olduğum yazıyı internet hatlarımdaki arıza nedeniyle gazeteye göderemediğimden bu yazıyı şimdi yayınlama şansım oldu. Lütfen kadınlar ben affetsinler. Ne kadar konu güncelliğini yitirse de "kadın her zaman gündemdedir ve her gün kadınların günüdür" diyor ve yazıma başlıyorum... Eski insanların bir sözü vardı. "Ne satarım, ne değişirim" diye bir söz. İronik bir ifade içinde kadının değişmezliğini ve değerini anlatır bu sözler. Kadının insan hayatındaki yeri, evrensel boyutu ile çok çok büyüktür. Mitolojik açıdan kadına baktığımızda kadının, Havva anadan bugüne gelişmişliği, cinselliği, duyguları, analığı ve yuva yapıcılığı olduğunu görürüz. Her zaman kadın hayatımızın bir parçası olmuştur. Veya kadının bir parçası olmuşuzdur. Fakat kadını çağlar ötesinden günümüze kadar gelen süreçte değerlendirdiğimizde, kadının çamaşır teknelerinden, harmandan ve ekin tarlalarından, hamur teknelerinden, su kuyularının başından, körelmişliğin derin kuyusundan günümüze kadar gelen yolda; çağdaşlık yolunda ve sembolleşerek ve biçimlenerek, estetiği koruyarak modern dünyamızda bir "değer" olarak yer aldığını görürüz. Uzun yıllar ötesine baktığımızda kadının varlığında estetik değerlin ne kadar büyük boyut kazandığını da anlarız. Moda, eğitim, çağdaş düşünce, çağdaş anne ve çağdaş eş olma; hep onun ha-yatında vardır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, kadını böyle bir günde hep güzellikleri ile anmak istedim. Gençlik yıllarının getirdiği heyecanlar ve aşk dolu geceler, sevda dolu rüzgarlar her insanın hayatında olmuştur. O derin aşkların gölgesinde kadının uzun kirpikleri altındaki bakışta, melankolik duruşta, şu bir edada, seks sembolü bir abidede ve şefkat dolu bir gizde saklı buluruz kadını. Modern hayatın bir gereği olarak, kadın modern dünyada da yerini almış ve erkeklerle "eşitlik" kavramı için boy ölçüşür hale gelmiştir. Zaman zaman televizyonlarımızı açtığımızda, çok değerli bilim insanı, doktor, hukukçu, mimar, profesör, iş kadını, fabrikatör ve daha nicelerini görürüz. Böyle kadınlarla gurur duyulmaz mı? Kadının yüceliğine inat, doğurduğu bebeğini cami avlusuna bırakmışlığın çirkinliği, vicdansızlığın acımasızlığı ve Allah'tan korkmazlığın getirdiği bir duruşta görürüz bazan kadını. İstisnalar kaideyi bozmaz. Sütü bozuklarla mükemmel kadınları aynı kefeye koyamayız. Kadının varlığında anneliği en yüce değer olarak algılarız. Hatta bir de ünlü söz vardır analar için: "Cennet anaların ayaklarının altındadır" derler. Yani kadın o kadar ulvi ve o kadar saygın bir varlıktır. "Kadına saygı gösterin" der o sözler. Onlar da bir anne babadan doğmuşlar, onlar da bu havayı koklamışlar, kadın-erkek dünyasında yerlerini almışlardır. Körelmiş ve geri kalmış dünyaların insanlarına zaman zaman acırım. Arap dünyasındaki kadınlara veya geri kalmış ülkelerdeki çifte eşli adamlara baktığımızda kadına acırım doğrusu. Kadın bir fabrika değildir. O da etten ve kemikten yaratılmıştır ve bizlere hayat vermiştir. Bir gecelik zevkin fabrika dişleri gibi değildir kadın. Geri kalmışlığın kökünde kadına "Sen otur, sen kalk, sen suyumu getir, sen elbisemi ütüle, sen çoraplarımı giydir, ayaklarımı yıka, gel beni yıka, çocuk doğur, harmanda hasadı kaldır, çamaşırı yıka, bebeleri emzir vs." derler. Bu sözleri daha da uzatabiliriz. Kadının hak etmediği bir hayatın içindeki şeklini de anlatabiliriz. Bütün mesele çağdaş dünyada çağdaş kadın olmaktır. O çağdaşlığı yakalayan ülkeler ve o ülkelerin kadınları, her zaman bir yerlere gelmişler, politikada, iş alanında ve daha nice meslek dallarında büyük başarılara imza atmışlardır. Ulu önder Atatürk'ün kadına verdiği değere değinmeden edemeyeceğim. Atatürk her zaman kadına gereken değeri vermiş, kadınların başlarını açarak kıyafet devrimini yaratmış ve batıya "İşte Türk kadını budur" demiştir. Kadına seçme seçilme hakkı vermiştir. Bırakın Ulu önder Atatürk bugün kalksa ve memlekette örtülü kadınların o geri kalmışlık imajlı görüntüsünü görse kahrından çatlar. "Ben, siz böyle olasınız diye ölmedim" de diyebilir. Veya "Benim idealim olan Türk kadını böyle olmamalıdır" da diyebilir. Umudum odur ki modern Türk kadını, bütün dünyada haklı olduğu saygın yerde yerini alsın ve büyük başarılara imza atsın. Ve "Biz Türk kadınları böyleyiz." desin. Bütün kadınların "8 Mart Dünya Kadınlar Günü"nü kutlarım, geç de olsa...
|