|
Hristofyas'la beraber siyasi trafik de başlamış oldu. Hristofyas'ı bir "umut" olarak görenlerin bu işin sonunda büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklarını da ifade edebiliriz. Tabii ki her zaman taze "pastaya" sinek konar. Tıpkı Hristofyas gibi. Şimdi bütün dünya işini gücünü bıraktı, hayallerini ve umutlarını Kıbrıs sorununun çözümüne endeksledi. Dünya basını ve diplomasinin gidişatı, onu gösteriyor ki "bir şeyler olmalıdır" veya "bir şeyler olacaktır" gibisinden bir imaja doğru yöneliyor. O " bir şeyler olacaktır" ifadesi, sanırım "olmayacak bir şeyin" yine havanda su dövmekten öteye gitmiyeceğidir. Nitekim Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bazı basın men-supları ile yaptığı görüşmede gerek Rum tarafının, gerek Hristofyas'ın gerekse AB'nin düşünce ve görüşlerinin, "çözümsüz" ve "çözüme imkansız" bir profil çizdiğini anlaması ve bunu açık ve seçik şekilde vurgulaması önemlidir. Türk askerini istemeyen Rumların ve Hristofyas'ın boy ölçüsünü de hemen hemen almış gibi ifadeleri var Talat'ın. Bir ona bakalım... Bir gazeteci soruyor! "Hristofyas, Türk askeri ve Türkiye'nin garantisini istemiyorum demiştir. Siz ne dersiniz?" Sayın Talat da cevap veriyor. "Bir tek Türk askeri bile istemem, Türkiye'nin garantisini istemem demek, anlaşma istemiyorum demektir. Garanti ve İttifak anlaşmaları, uluslararası anlaşmalardır. Bu anlaşmaları değiştirmek Rum tarafının boyunu aşar." Bu saptama doğru bir saptamadır. Rumların cüce boyları ile ne haltlar yediklerinin görüntüsüdür. Talat onlara "cüce" demedi ama biz onlara "cüce" diyoruz. O kadar küçük boyları ile ne dolaplar çevirdiklerini ve koca Türkiye ve AB ile nasıl oynadığını görüyoruz. Tabii ki bir de BM ile dalga geçişleri var. Şimdi dalga dalga gerçekler ortaya dökülüyor. Hristofyas'ın içerdeki yüzü, dışardaki yüzü ve bir de bilinmeyen yüzü aynaya yansımaya başlıyor. Gerçekten kalıcı onurlu barışın anahtarını arayanlar, o anahtarının mimarının da Türk askeri değil, yine Rum tarafı olduğunu bilmelidir. Küçük küçük göz boyamaya yönelik şeylerin gerçekleşmesi, Hristofyas'ın içindeki gerçek düşünceyi değiştirecek anlamına gelmez bana göre. Gerek seçim öncesi gerekse seçim sonrası "Lokmacı Kapısı"nın açılmasına dair karşılıklı vaadler olmuştu. İngiltere'nin Kıbrıs Yüksek Komiseri Millet "Lokmacı kapısınının açılması çok önemli bir adım olacak" ifadesini kullanmıştır. Bu kapının açılması, sadece iki halka yapılan işkenceyi ortadan kaldıracaktır. Yaya olarak karşılıklı geçişlerde, gerek Rum gerekse Türk olsun, kocaman bir tur atarak çarşı pazara veya karşılıklı geçişlere bir kolaylık sağlayacaktır. Lokmacı kapısının açılması ticaret söktörüne bir katkı sağlayacaktır ama işin köküne inilemiyecektir. İşin kökü, gerçek anlamda Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için masaya oturmak ve artık bu işe bir son vermektir. Pek tabii ki eşitlik temelinde, Türkiye'nin etkin garantisinde ve bir kere daha geriye ve eski acılara götürmiyecek bir anlaşma. Lokmacı Kapısı'nın açılmasını ben de arzuluyorum. Benim gibi nice insan da arzuluyor. Çarşı pazar eşrafı da arzuluyor. Ticarette canlanma ve hareketlenme olsa da işin çözümünde iyi niyetin olmadığı bir zeminde bir katkı sağlamayacaktır. Millet bunu bir araç olarak kullanıyor ve "size çözüm empozesi yapmıyacağız" diyor. Millet'in "Kıbrıs'ın Kosova'yla hiç ilgisi yok" demesi de ard düşüncenin bir başka şeklidir. Kosova benzetmesini neden yaparlar veya benzetmeden kaçarlar anlamak mümkün değil. Bu "KKTC'nin tanınmasının" korkusudur. Millet ve onun üstlendiği misyonun sahipleri bize öyle bir umut vermek istemezler. Koskoca garantör devlet, parçalayan ve idare eden sömürgeler krallığı İngiltere yine çark eder bir politika izle-meye devam ediyor. Ama Putin onlara doğru yolu göstermiştir. "Çifte standartlı bir politikanın" görüntüsünü ortaya koymuş ve "KKTC'yi de tanımalısınız" demiştir. İngiltere ilk adımı atsa, ne Kıbrıs sorunu ne de Rumların çirkinlikleri kalacak. Talat'ın "ya biter ya biter" sözleri, bir anlamda rest çekme gibi de görünebilir. Birleşmiş Milletler temelinde bir çözüme ışık yakan Talat'ın da bu çırpınışlarında büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını tekrar edebiliriz. Çünkü karşımızdaki kapıdan içeri giren Hristofyas, yine aynı Hristofyas'tır. İçi dışı aynı, sadece makamı değişmiş ve saplantılar içinde zamana oynayan bir Hristofyas'tır.
|