|
Bazan şu Rum milletine bakar ve "bu millet ne kadar utanmazdır" derim. Utanmazlık ille de cinsellik veya erdemlerle başlantılı değildir. "Utanmazlık" bir ulusun ve bir halkın kültürlerini, kendi öz üretimlerini ve atalarından gelme yemek kültürünü çalmaktır. Tıpkı "hellim"i çaldıkları gibi. Adamlar AB'ye girdiler ya... Aldılar ellerine sazı ve vurdular sazın tellerine. "Bu hellim bizim hellimimiz" dercesine bir davranış sergiliyorlar. Adım adım, damla damla herşeyimizi alıp götürüyorlar hayatımızı götürdükleri gibi. "Hellim"in tescili konusunda Rumların yaptığı veya yapmakta olduğu girişimler onları bir yerlere götürür mü? Götüreceğe benzer. AB ülkeleri sadece ekonomik ve sosyal işlere bakmaz. Kültürlerin de bir varlık olduğunu ve o varlıkların hangi ülke menşeli olduklarına da bakar. Buna bakarken de mutlaka farklı kültürler sentezi içindeki toplumlarda veya halklarda o kültürün kökünü de kazıması durumundadır. "Hellim"in gerçek sahibinin kim olduğuna baktılar mı? Bence bakmadılar. "Hellim" kelimeciğinin özü ve üretiliş ve yayılış noktası Kıbrıs Türkleri'dir. Adı üstünde: Adı "Hellim" olan bir yiyeceğin adını "Hallumi" olarak değiştirmek cambazlığı da Rumlardan. Müziğimize bakınız. Ne kadar halk türkümüz varsa, ne kadar anonim ve Türk kaynaklı oyun havalarımız varsa kendilerine adapte ettiler ve kendi kültürlerine yapıştırdılar. Küçük bir ada olmanın ve geçmişte karma yaşamanın da etkisi olabilir bazı şeylerde. Ancak somut ve net olan şeyleri kendilerine mal etmek çok ayıptır. Rumların yaptıkları budur. "Hellim" konusu Avrupa Komisyonu'nda görüşülürken bunları dikkate alacaklar mı? Bu söylenenleri bilecekler mi? "Hellim" bal gibi de Türk kaynaklı bir peynir türüdür. Türk kahvesi, kadayıf, baklava da Rumların ileri safhalarda kendilerine mal etmek istedikleri şeydir. Tıpkı asırlardan beri has be has Türk ürünü olan lokumu kendi adlarına tescil ettirmek istemeleri gibi. Bir baksınlar ve görsünler bakalım lokumun yapılış şekli ve lokum kültürünün Türk insanın hayatında ne denli ağırlıklı ve kalıcı olduğunu. Eskiden saraylarda padişahlara özel lokumlar yapılırdı cinsel gücünü artırmak için. İçine de ce-vizler, bademler koyarlardı. Hala daha lokumların içine cevizler, bademler konmaktadır. Bazan TRT-1'de belgesel ve kültürel programlar yapılır. O programlarda lokumun, kadayıfın, ekmek kadayıfının ve daha nice tatlının nasıl yapıldığı bütün ince ayrıntıları ile anlatılır. Pestil de öyle. Pestilin adına da "pastelli" dedi efendiler. Rumların kullandıkları dile baktığımızda, orada da pek çok Türkçe kelimeyi kendi bünyelerine kattıklarını görürüz. Büyük araştırmacıların yazdıkları pek çok eser vardır. Özellikle Rumların çaldıkları kelimeler üzerine. Uzun çalışmalar sonucunda gelen bu eserlerde Rumların ne kadar büyük bir "kültür hırsızı" oldukları görülür. Ermeniler de öyle değiller mi? Onlar da öyle. Hatta onlar Türk isimlerini alırlar, sonuna da "yan" eki koyarak orijinal isim haline getirirler. Mesela Bohçalyan'a bakınız. Kelimenin kökü "bohça"dır. 'Bohça'ya "lyan" koydular mı olur "Bohçalyan." Ondan başka "Santuryan" da var. "Bedelyan"ı unutmayınız. Onun da kökü "bedel"den gelir. Özetle Rumlar "hellimimizi" çaldıkları gibi daha da nice kültürlerimizi çalmaya devam ediyorlar ve edeceklerdir, tâ ki biz uyanana kadar...
|