Putin'e teşekkür borcumuz var
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, evvelki gün Kremlin'de yapmış olduğu basın toplantısında hayatımızla ilgili çok çok gerçekçi bir açıklama yaptı. Bu açıklama veya bu tepki direk olarak AB ülkelerine bir açıklamaydı. Kosova'yı tanımaya hazırlanan AB ülkelerine yönelik, Vladimir Putin'in söylediklerine bir bakalım.
Vladimir Putin şöyle dedi:
"Kosova'nın bağımsızlığını tanıma, ahlaka aykırı ve yasa dışıdır.  Kimseyi gücendirecek bir şey söylemek istemiyorum. Ancak Kuzey Kıbrıs aslında 40 yıldır bağımsızdır. Niye tanımıyorsunuz?  Avrupalılar, çifte standart ugulamaktan utanmıyor musunuz?"
Büyük güçler ne kadar karşı karşıya gelirlerse gelsinler, bir yerde gerçekler su yüzüne çıkar ve bu gerçeklerden de kimse kaçamaz.  Tıpkı KKTC gerçeği gibi. Kosova'nın tanınması gündeme gelince ta başından söylemiştik. "KKTC'nin tanınmasına bir pencere açacak Kosova" demiştik.
Yıllarca didindik durduk. Yazdık çizdik ve hiçbir zaman Putin'in bu beyanatı kadar etkili ve iz bırakıcı, çarpıcı ve sarsıcı bir etki yaratamadık dünya üzerinde KKTC gerçeğine ilişkin. En büyük güçlerden bir kanadın bunu söylemesi ve AB'nin uyguladığı çifte standartı vurgulaması gerçekten bizim açımızdan çok ilginç ve önemlidir. Hatta Putin'in bu açıklaması bir yerde bizim için çok önemli ve tarihi bir açıklamadır.
Özellikle "Kuzey Kıbrıs 40 yıldır bağımsızdır" deyişi bir çok gerçeği de değişik açıdan beraberinde getiriyor.
KKTC'nin bütün devlet olma özelliği ve bütün resmi kurumları ile buradaki duruşu ortadadır. Ne Rum'un bizden bir fazlalığı, ne de bizim Rum'dan bir eksiğimiz vardır. Yan yana iki küçük devletçiğin oluşumu ve de KKTC gerçeği tümden gözler önünde.
O nedenle şahsen, Vladimir Putin'e teşekkür ediyorum. Yani KKTC olarak ona bir teşekkür borcumuz var.
Vladimir Putin'in AB'ye yönelik çifte standart ifadeleri, sanırım AB'nin Kıbrıs konusunda da çifte standart uygulaması ile eş anlamlıdır. AB, çözümsüz Kıbrıs'ı tek taraflı olarak bünyesine Rumları almakla çifte standart uygulamadı mı? Evet. Çifte standart uygulamıştır ve arkalarına bakmamışlardır. Halbuki o arkalarına bakmayışın bedeli çok ağır ödenecektir. AB çifte standartlı bir organsa, kimin onlara güveni kalır ki? Kendi içinde bile çelişkiye düşen bir organın, güvenilir yanı kalır mı?
Putin, haklı olarak büyük güç olmanın erkini elinde bulundurmak ve erki koruyarak dünya üzerindeki dengelerini sağlayarak yürümek zorundadır. Tıpkı Amerika'nın kendi yöntemleri ile kendi erkini elinde bulundurduğu gibi. 
Değişen dünya değerleri bize "artık savaşları ve kavgaları bırakın, dünyaya barışı getirin" der. Hatta bize "çifte standart uygulayarak insanları bölmeyin ve çağdaş düşünce içinde insanlara egemenliklerini, özgürlüklerini ve bağımsızlıklarını verin" der. Halbuki dünya hala bölünmekte ve insanlar birbirlerini kırmakta. Milletler çatışması devam etmekte. Bu dünya ne zaman evrensel barışın müjdecisi olacak? Bunca kavgalar, bunca çifte standart uygulamaları varken.
Ve ne kadar acıdır ki Kıbrıs sorununun çözümünün çifte standart uygulamaktan ötürü çözümsüzlüğe endekslenmiştir Putin'in dediği gibi. Biz zaten kırk yıldır özgürüz ve bağımsızız. Bizim tek istediğimiz KKTC'nin tanınmasıdır. Ki bu kervan o yöne doğru gitmeye başlamıştır.
Oldum olası bugüne kadar komünist rejimi her zaman eleştirmişimdir. Çağdaş dünya değerleri, liberal ekonomi, özgürlük, bireyin özgürlüğü, demokrasi ve çağdaş düşünceyi savunmuşumdur. Bunları savunurken de insanların milletine veya ten rengine bakmamışımdır. Din ve ırkına da bakmamışımdır. Gerçek ne ise o gerçekleri savunmuş ve hep dünya üzerindeki bütün bireylerin mutluluğu için görüşler ortaya koymuşumdur.
Rejimsel kavgalar olduğuna göre, rejim farklılıkları olduğuna göre, demek çatışmalar da olacak ve insan hakları çiğnenmeye devam edecek. Bugün Avrupa İnsan Hakları olgusuna baktığımızda, gerçek anlamda çifte standart uygulayıp uygulamadığını tartabilir miyiz? Onu sorarım. Ben diyorum ki Avrupa İnsan Hakları da çifte standart uygulamaktadır. Geçmişte de öyle olmuş ve "Hristiyan Kulübü" olarak nitelenen AB'ye monopolcü bir zihniyetle sahip çıkmıştır. Birbirleri ile paslaşan futbolcular gibidirler.
Bir düşünelim bakalım Kıbrıs Türk halkının on bir yıl gettolarda ne ızdıraplar çektiklerini. O zor yıllarımızda kaç yüz tane mektup ve telgraf çektik İnsan Hakları'na. Onlar bizi duydular mı?  Duymadılar. Acılarımızı da hissetmediler. Damarlarımızdan akan kanı ve ölüm çukurlarında yok olan insanlarımızı da görmediler.
Sanırım Putin'in bu çarpıcı gerçekleri herkesin kulağın küpe olur ve doğru yolu bulurlar. Ya Kosova ile KKTC'yi de tanıyacaklar, ya da Kosova'yı da tanımayacaklar. İşte iş geldi burada kilitlendi. Bizim gönlümüzde her iki ülkenin tanınmasıdır.
Haydi bakalım görelim AB'li efendileri.
Özetle bizim KKTC'nin tanınması açısından Sayın Putin'e bir teşekkür borcumuz vardır, diyorum. Ona bir kez daha teşekkür ediyorum KKTC gerçeğini dünyanın yüzüne bir şamar gibi vurduğu için.

   582 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?