Avukatlar da isyan ettikten sonra...
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dün mahkemelerin önünden geçerken memleketin bütün avukatları nerdeyse oradaydı. Mahkeme önünde, kara cüppeleri, kara çelenkleri ve onurlu duruşları ile adeta, "Biz gerçek adaletin temsilcileriyiz" dercesine bir duruş sergiliyorlardı.
Zaman zaman Sarayönü dediğimiz mahkeme binalarına girip çıkarken onları hep penguenlere benzetirim kara cüppeleri ile.  Halbuki onlar, o kara giysilerinin altında, devletin adalet mekanizmasının savunucu ve savaşçılarıdırlar. Bakmayın siz onların kara cüppeler altındaki duruşlarına. Ellerine kalın hukuk kitaplarını, devlet yasalarını aldıklarında bir marul gibi yiyip bitirirler müvekkillerinin haklarını savunmak için. Hukuk sistemimizdeki bütün aksaklıklara ve çelişkilere rağmen canlarını yerler mahkemelerde.
Mahkemelerin önündeki "hukukçular kalabalığını" görünce sordum.
"Avukatlar da mı bayrak açtılar hükümete karşı?"
Evet. Onlar da bayrak açtılar hükümete, Meclis’te milletin vekili olanlara ve yasa üretenlere. Kendi doğruları ile yasal doğruları birleştirerek doğru hedefleri bulmak için verdikleri bir savaşın görüntüsüydü o görüntü.
Avukatların tepkilerinin arkasında yatan gerçek, "Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Yasa"nın avukatlara da ihbar zorunluluğu getirmesine ilişkindi. Avukatlar bir yumruk gibi oturup "hükümetin yapmak istediği nedir?" sorusunu sordular ve bu sorunun cevabını buldular.     
Cevap: Hükümetin yapmak istediği şey, avukatlık mesleğinin onurunun ve dolayısı ile adaletin zedelenmesine matuf olduğu, avukatın müvekkili ile karşı karşıya gelme noktasıydı. 
Mesela Meclis’in önüne yürüyen avukatların taşıdığı pankartlara baktığımızda şu anlamlı ifadeleri görürüz:
"Müvekkilimi İhbar Etmemi İstiyorsan, Çok Beklersin."
"Hukuk Devleti=Bağımsız Avukat, Polis Devleti=Jurnal Avukat."
"Hükümet Ajanı Olmayacağız."
"Müvekkilini İhbar Eden Avukat, Şerefsiz Avukattır."
"Hukuk da Reform Beklesin. Muhbir Yasası Hemen."
"Gizlilik İlkesi, Avukatın Onur ve Haysiyetidir."
Bunlar insanı kara kara düşündüren anlamlı ve derin sözlerdir. Bir hukuk adamının pozisyonunu, adalet-birey-avukat ilişkisindeki görüntüyü ve rahatsızlığı anlatan ifadelerdir bunlar.
İşin özünde hükümet ve dolayısı ile bu yasaya onay verenler şöyle diyorlar.
"Sayın avukat, senden kara para aklamasını isteyen müvekkilini bize ihbar et!" diyor.
Hangi avukat kendi müvekkilinin hem davasını savunacak hem de suçunu polise ve yargı organlarına şikayet edecek? Böyle birşey mümkün mü?
Avukat, yazıhanesinde oturur ve tomarlarla yüklü davaları koltuğunun altına alarak mahkemeye çıkar ve müvekkillerinin davalarını savunur. Hakimin karşısına çıkarak ortaya bazı argümanlar koyar.  Müvekkilinin suçlu olduğunu bile bile meslek icabı onun davasını meslek ahlakının bir gereği olarak, alır savunur. Esasında avukata başvuran iki türlü insan vardır. Birisi suçlu, birisi de suçsuz ve masum olan. Bunlardan birisi hak yer, öteki de hak arar. Avukatlığın şekli ve şemali budur. Hak aramanın ve suçluluğu ortadan kaldırmanın tek yolu, avukatın yazıhanesidir. O yoldan geçmezsen, ağzınla kuş tut, bir yere varamazsın.
Bir hırsız da, ırza geçen veya kara para meselesi ile ilgili bir adam da avukata başvurabilir. Kara para işine bulaşan insanlar, kirli insanlardır. Veya büyük vurgunlar vuranlardır. Mesele yargıya intikal ettiği zaman, avukat o adamın suçlu olduğunu bilerek mahkemeye çıkmaktadır. Onu ya kurtarır ya mahkum eder. Veya cezayı en hafif şekilde yemesini sağlar.
Şimdi böyle bir durumda bir avukat davasını üstlendiği bir karapara kaçakçısını hükümete veya polise ihbar etmesi düşünülebilir mi? Bu mümkün değil. Kara para aklama heyecanı ve macerası içinde olanın işi, ancak davanın seyrinde ve ortaya konan iddia ve savunmalarda belli olur. Yani yargıcın huzurunda. Onun için değil mi ki yargının sembolü terazidir? Yani adaletin terazisi. Bir avukatın üstleneceği dava yine onun takdirine kalmıştır. Bu bir bakış ve takdir meselesidir. 
Zaten avukatlık mesleğinin en önemli ilkesi, gerçekten "gizlilik"tir.  Gizliliği koruyamayan bir avukat, kesinlikle başarıya ulaşamaz. Bir mafya babasını bir avukat ihbar edebilir mi? Adamı bir gecede alaşağı eder bu türdeki adamlar. Gelsin de hükümet yakasına yapışsın mafya babasının da görelim.
Zaman zaman öyle siyasilerin adı karıştı şu yolsuzluk ve karapara işlerine ki, bunları dünya kamuoyu görmüştür. Bu türdeki olaylar her memlekette olur. Önemli olan vicdani ve hukuki değerler içinde yargının sonuca gitmesidir.
Özetle, avukatlar da isyan ettikten sonra, diğer vatandaşlar ne yapsın?

   522 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?