Rumu eleştirenlerle eleştirmeyenler
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugünlerde sözde barışı isteyenlerle sözde istemeyenler arasında bir ikilem başladı. "Kıbrıs Barış Platformu" adı altında Kıbrıs'ı birleştirmek isteyenler, Cumhurbaşkanı Talat'ın Rumları eleştirmesine gıcık oluyorlar.  Bir de eylem düzenlediler Talat'ın Rumları eleştirmesine ilişkin.
Haliyle Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca'dan ilginç ama ilginç olduğu kadar da zehir zemberek bir açıklama geldi.  Bu yazımda da geçen günkü gibi Hasan Erçakıca'nın ifadelerini tırnak içine alarak yorumumu yapmak istedim.  Bakınız Hasan Erçakıca ne diyor "Kıbrıs Barış Platformu" için.
"Benim anlamadığım, bu arkadaşlar mesajı almakta niye bu kadar zorlanıyorlar veya onların birleşme dediği şey başka bir şey mi?  Dikkat ediyorum aynı çevreler, Rum tarafından birleşme karşıtı olarak çıkan seslere hiç cevap vermiyorlar.  Biz, barış ve çözüm arayışları için test edilmeye hazırız."
İsterseniz bir de Kıbrıs Barış Platformu tarafından Talat'a yönelik açıklamalarından bir alıntı yapalım. 
"Kıbrıs sorununun 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmaları temelinde, 1977-79 Doruk Anlaşmaları ve BM süreçlerine dayalı iki kesimli, iki toplumlu, toplumların siyasi eşitliğinde AB üyesi federal bir devlet yapısıyla acilen çözülmesi gerektiği ortada dururken, Mehmet Ali Talat, görüşmeci sıfatıyle ortaya koyduğu söylemleriyle ve  vizyonu ile bu amaçtan çok uzaktır. Talat, çözüm ister görünürek, çözümsüzlüğe yönelik çalışmasıyla, tam izlenen politikayla örtüşmektedir."
Şimdi yoruma geçebiliriz.  Bence ortada tuhaf bir durum var.  Kim kimi aklamaya veya kim kime neyi ispatlamaya çalışıyor onu merak ettim.  Zaman zaman Talat'ın doğru mesajlar verdiğini, Rumları gerçekten iyice eleştirerek taciz ettiğini gördük.  Hatta Talat'ın yorumları ve vurgulamaları onları dünya kamuoyu önünde zor durumlara soktuğunu görüyoruz.  Bunlar doğrulardır. Bundan kim rahatsız oldu ona da bakalım.
"Kıbrıs Barış Platformu" adı altında bir çerçeve içine sıkıştırılmış görüşlere sahip insanlar, "İlle de Rumla eskiye dönük" gibi bir görünüm sergileyerek tepkilerini gösteriyorlar. Esasında hem Talat'ın hem de Platformun ortaya koyduğu hedef ve görüşler aynıdır.  İki bölgeli ve federal sisteme dayalı, Annan Planı'nda öngörülenler doğrultusunda bir çözüm.
Esasında konuşan da konuşturan da aynı doğrultudadır. Sadece Talat, pozisyonu itibariyle daha realist bir politika üretmektedir ki, bundan da Platform şemsiyesi altındaki bu arkadaşlar rahatsız olmaktadırlar.
İnsan bir kere düşünür.  Kiminle hangi barışı yapacaklarmış?  Hangi "Kıbrıs Ortağı" sizin ortaklığınıza onay vermiş veya "geriye dönün, size Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki haklarınızı olduğu gibi vereceğiz ve bu adada birlikte mutlu yaşayacağız" demiştir veya diyecektir? Veya "1977-79 Doruk Anlaşmaları’na sadık kalacağız, geliniz sizi yüreklilikle kucaklayalım."demiş veya diyecekmiş.
Bu düelloya ve arenaya baktığımda ortada iki taraflı bir yanılgı olduğunu görürüm. Ölümüne dönememek değildir bu yanıltıyı anlatmak.  Önemli olan Kıbrıs Türkünün çıkarına olması gerekeni yapmaktır.  Çıkar dediğimiz şey, "ulusal çıkardır" bana göre. Belki gerek Talat gerekse platformun temsilcileri de kendilerine göre savundukları şey "ulusal çıkarlardır" ama büyük bir yanılgı içindedirler.  Ulusal çıkarlar bana göre bu türdeki değer yargıları ile de savunulamaz.
O yanılgı da şudur bana göre. Karşılarında bir "barış meleği" görünümüne bürünen Rumların gerçek görünümlerini algılayamamalarıdır. Bugüne kadar federal bir çözümü savunduk da ne oldu?  Dış güçlerin de istediği bu değil mi? Federal çözüm değil mi istedikleri?
Bir kere Rumlarla organik ve yasal bağlarımız kaldığı sürece, kesinlikle geleceğimizde yine ambargolar ve yine savaşlar olacaktır.  O bağları gerçek anlamda iki farklı coğrafyada iki devletlilikte koparmak ve şekillendirmek lazım.  Burada bir sidik yarışmasına girilmekle de bir şey elde edilmez.
O nedenle Rumun yanlışlarını sırf "barışı sabote etmemek ve sözde barışa zarar vermemek için" söylememek yanlışların daha da büyüğüdür.  Düşmanınız sizi bile bile lades edecekse, bile bile size bir yaşama hakkı vermiyecekse, bütün haklarınıza çöreklenip de "Kıbrıs Cumhuriyeti" maskaralığı ile sizi kullanacaksa ben konuşurum arkadaş.  Çatır çatır Rumun hatalarını dünyanın yüzüne haykırırım.
Platformcu arkadaşlar mı kurtaracak "barışın" gemisini?  Rumdan medet umarak ve Rumu eleştirmeyerek bir yere varacaklarını sanıyorlarsa, çok büyük yanılgı içindedirler demektir. 
Onlara göre her kim ki Rumlar hakkında öz eleştiride bulunur, bir yerde eleştirenler "barış düşmanıdırlar" demektir.  Hangi Kıbrıslı Türk adaya huzur gelmesini istemez? Bana onu söylesinler.  Kim istemez memlekete huzur gelmesini.
Annan Planı diye diye Kıbrıs Türkü'nden "evet" çıkartanlar, Platformcuların barış umdukları Rumlardan "hayır" çıkmış ve bunu da görmüşlerdir.  Bu platformcular Annan Planını destekleyenler değiller miydi?
Biz kendi içimizde toplumsal barışı ve toplumsal stratejilerimizi ortaya koyamazsak, karşı taraf tepe tepe bu söylenenleri kullanır ve zamana oynamaya devam eder.  Bu bir denge meselesidir.  Dengeler tek taraflı kurulamaz.  Her gün çarşaf çarşaf Rum gazetelerinde çıkan Rum beyanatlarına baktığımızda; adamlar ya "Türk askeri adadan çıksın" diyorlar, ya da "göçmenler evlerine dönsün" diyorlar.  Yani adadaki gerçekleri görmezden gelerek sözde "barışın" ışığını yakıyorlar.
Siyasal eşitlik de bize göre tam olarak gerçekleşmiş değildir.  Siyasal eşitliğimizi kabul etmeyen Rumlarla mı barışı koruyacağız?  Bari Sayın Talat'ın Cumhurbaşkanlığına saygılı olalım da o olsun Rumları eleştirsin. 
Geçmişte Denktaş Rumları eleştirirdi ve platformcular gibi düşünenler de Denktaş'ı eleştirirlerdi.  Şimdi ne fark etti? Denktaş gitti ve kavga da mı bitti?  Madem ki Denktaş "çözümsüz" bir devlet adamıydı ve onun gitmesi için her şey yapıldı, bu kez de Talat mı "çözümsüz" devlet başkanı?  Bunların hepsi havanda su dövmekten başka bir şey değildir.  O nedenle sağlam duruşa geçerek KKTC gerçeğine dönünüz ve bu gerçekten hareket ederek gerçek barışı sağlayınız.  Geçen gün Matsakis bile "KKTC tanınmalıdır" dedikten sonra, bize ne deme düşer Rumların eleştirilmesi veya barışın sabote edilmesi açısından?  Kısacası tuhaf bir durum. 

   548 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?