|
Yakın Doğu Üniversitesi'nin Tıp Fakültesinin temellerini atması, gerçekten Rumları rahatsız etti. Kendi kendilerine düştüler adeta. Başkan adayları biraz da seçimi bahane ederek bir şeyler söylediler YDÜ'nde Tıp Fakültesi'nin açılmasına yönelik ama işin özünde "Kıbrıs Cumhuriyeti" maskaralığı ile kandırdıkları dünyanın gözünde "küçücük Kıbrıs Rumları" görüntüsü bir ayna gibi yansıdı. Rumlar AB üyesi olduğu halde böyle bir yatırım ve böylesine devasa bir projeyi gerçekleştirmeye yürekleri yetmedi. Bu mu AB üyeliği? Buyursun ve değerlendirsin AB'nin efendileri. Bizim de bir devlet olduğumuzu, kendi kurumlarımızla her şeyimizin Rumlardan öte, hatta daha da geniş açılımcı olduğumuzu görmelidirler. Ben Yakın Doğu Üniversitesi'ni neye benzetirim bilir misiniz? Durmaksızın akan taşkın bir suya benzetirim. Aktıktan sonra coşan, coştukça üreten bir öğrenim kurumu. Rumlar gerek YDÜ gerekse diğer KKTC üniversiteleri ile yıllardan beri didinip durdular ve bunlara da ambargo koydurma girişimlerinde bulundular, ama başaramadılar. Özellikle YDÜ'nde yapılan uluslararası nitelikteki seminerler ve sempozyumlar, sunulan bildiriler ve bilmsel verilen, bütün dünya üniversitelerinin bilgi hazinesine akıverdi. Bütün haşmeti ile ortada bir abide gibi duran uluslararası boyuttaki kütüphanesi gurur verici. Nice nice profesörler Kıbrıs'a geldiler ve o gelenler arasında Nobel Ödüllü insanlar da türlü toplantılarda hazır bulundular. Rumlar bu insanlara ulaşmaya çalışarak YDÜ'nin başarılarını engellemeye çalıştılar ama başarılı olamadılar. Güçleri buna yetmedi. Çünkü YDÜ kendini kanıtlamış ünlü bir üniversite haline geldi. Şöyle bir bakın bakalım Rumların eğitim politikasına ve bir üniversite kuramayışlarına. Yıllarca "Yüksek Teknik Okul"dan öte gidemediler. Bizim üniversiteleri gördükçe çatladılar durdular. Hala daha kuduruyorlar üniversitelerimizin başarılarını görünce. Galiba bir üniversiteyi yıllar sonra hayata geçirebildiler. Mesela YDÜ'nde Tıp Fakültesi açılması ile bağlantılı olarak Rum Yönetimi siyasilerince yapılan açıklamalar onların bir kez daha acizliklerini ortaya koydu. "Tıp Fakültesi'ni açarsak, işsiz doktorlar ordusu yaratacağız" diyor ileri gelenler. Halbuki meseleye hep dar açıdan bakıyorlar. Makro bir düşünceyi kafalarına yerleştiremiyorlar. YDÜ'nin büyük hedefleri vardır. O büyük hedefler içinde en büyük proje de elbette ki Tıp Fakültesi Projesidir. Bu fakülteden mezun olacak kişi veya kişiler, sadece Kıbrıs içine hizmet edecek kişiler olmıyacak. Yabancı ülkelerden gelecek talebeler de tıp okuyup hayata atılabilecek. Amaç, yayılmacı bir politika ile dünyaya ve dünya insanlarına anlamlı bir şeyler kazandırmak. YDÜ, bizde hükümet edenlerin dahi başaramadığını başardı. Rumların içine öyle bir bomba attı ki Rumlar YDÜ Tıp Fakültesi konusunda bir kavgaya giriştiler. "AB'ye üye olup da tek tıp fakültesi olmayan ülke Kıbrıs Cumhuriyeti'dir" diyen Rumlara teşekkür borçuluyuz. Neden teşekkür borçluyuz? Çünkü Rumlar tarafından aldatılmış dünyanın ve dolayısı ile AB'nin şimdi daha bir gerçekle yüz yüze gelmesini sağlamıştır. Kuzeyde yoktan var edilen, kanla irinle yaratılan KKTC'nin ve onun bütün kurumlarının varlığı, hala "Birleşik Kıbrıs" maskaralığında ısrar edenlere en büyük kanıt ve belgedir. Yakın Doğu Üniversitesi bize bu avantajı ve bu olanağı verdi. Yakın Doğu Üniversitesi'ne de borçluyuz. Ona da teşekkür ediyoruz bizi gururlandırdığı için. Geleceği daha geniş açıdan gösterdiği için. Artık değişen dünya anlayış ve teknolojileri karşısında, hiçbir şeyin durağan olmadığını da gösterdi. Bırakın Rumlar hala daha Kıbrıs Türklerine ambargolar uygulasınlar. Biz yolumuza devam ederiz ve YDÜ ve daha nicelerinin gerçekleri ile büyük olduğumuzu, bir varlık olduğumuzu vurgularız. Kıbrıs'ın çözümsüzlüğünü bir mozaik taşına benzetirim. Veya "puzzle" oyunlarına. Hani parça parça birleştirir ve bir resim yaratırsınız ya, onun gibi bir şey. Bu parçacıklar değil mi bir resmi ortaya çıkaracak olan? Bu fotoğrafta ve bu resimde, YDÜ'nin büyük bir şekli yarattığını ve o fotoğrafa katkı koyduğunu, Rum ambargolarına karşın, dim dik ayakta durarak hep başarıya koştuğunu ve Rumların gözüne battığını ifade edebilirim. En önemlisi hayatımızı yok etmeye çalışan Rumlara, "İşte biz buyuz" dedi Yakın Doğu Üniversitesi, temellerini attığı devasa Tıp Fakültesi Projesi ile.
|