Ve işte o eskimiş politikacı
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünkü yazımızda sorduktu: "Eskimiş politikacıyı ne yaparlar?" Ve ekledikti. Politikacı vardır iktidarda olmadığı halde hâlâ iktidar kadar güçlü ve muhterem. Konuşup yazdıkça daha bir büyüyen. Onlar tutun ki onlarcasıyla ve hâlâ aramızdalar.
Fakat politikacı vardır, eskidi miydi… Hadi en yumuşak ifadesiyle yazalım, sadece gönüllerden değil, düşüncelerden de düşüp unutulan! Bırakın kendilerini unutturmamak ve hâlâ "ben varım" lafazanlıklarında halisünasyona dönüşmüş düşünceleriyle politikacı oluş iddialarını sürdürmekte olmalarını. Kendi sorunları!
Ve dünkü yazımızda saygınlığını sürüp götürenlere karşın, anlamını kelimesine çakmışlığıyla "kimdir o eskimiş politikacılar" diye sorduktan sonra cevabını da veririz dedikti.
Vermek de gerekir çünkü bu ülkenin başına ne geldiyse, neler çekip neleri kaybettiyse  sorumlu ve yetkilileri onlar oldu.
VE GELELİM UBP CEPHESİNE: Bu partiyi Nejat Konuk'lar Çağatay'lar, Örek'ler ve kurucusu Denktaş'lar dönemlerinden beridir kaderimize kazınan iktidar ve muhalefet görevleriyle izleyip yaşıyoruz. En çok da bir gün Salamis Bay hotelinin havuzunda yıkanırken kolundan çekilerek önce partinin sonra memleketin başına oturtulan Eroğlu ile. Ki partiyi devralıp yola çıktığında UBP otuz dört milletvekiline sahiplik koymuş koca bir partiydi.
Aynı Eroğlu ceketini alıp hem Başbakanlık’tan hem Parti Başkanlığı’ndan ayrılmak zorunda kaldığında, arkasında  yarattığı bozuk düzenlerin ödenmesi gereken faturasıyla yirmilere düşmüş milletvekili ve ufalanmış bir UBP bırakıyordu.  Kırgınlık, küskünlük, parti içi hizipleşmelerden dolayı bünyesinden kopanların kurduğu üç siyasi parti doğurması da artısı oluyordu! 
Politikacı ihtirasını memleketin Cumhurbaşkanlığı makamına taşımak sevdasında yollara düştüğünde ise en zor dönemlerinde Kıbrıs siyasi sorununa çözüm ve geleceğin istikrarlı yollarını açmak için savaşan Sn. Denktaş'ın karşısına dikilip CTP'den beter muhalefeti ile altını oyuyordu.
Siyaset literatürümüze kazınan sövgülerle hakaretler sloganları da devri iktidarında Denktaş'a karşı başında olduğu UBP ile sayfa açıyordu.
YA ŞİMDİ NE YAPIYOR: Bir zamanlar memleket Annan Planlarıyla sarmalanarak CTP iktidarının eline düşerken UBP'nin kadim ve daim başkanı Eroğlu ne yapıyordu? Hâlâ Cumhurbaşkanlığı makamına nasıl otururum diyerek politika!
Pekala memleket ne haldeydi? Açıkça ve insafla yazalım:  On sekiz yıllık iktidarında CTP'nin dört yılda yaptığının tırnağını yapmadı! Elektrik sorunuyla getirildiği Parti Başkanlığı'nı ve Başbakanlığı bırakırken memleket hâlâ karanlıklar içindeydi.
Seksen bin dönümlük narenciye bahçelerinden otuz beş bin dönüm kaldıydı. Turizm dibe vurmuş, tarım çökmüştü. Çözüme yönelik tek lâf "çözümsüzlük çözümdür" lafına sığdırılmış, geleceklere yönelik umutlar kapkara olmuştu. Sermayeye dayalı parti sermayeyi bile CTP'ye kaptırırken artık UBP tükenişi yaşıyordu…
VE SON PERDEYE GELDİK: Eroğlu'nun omuzdaşı Mehmet Bayram da artık yanında yok. Kimseler kalmadı, kalanlar ortada! Önce Özgürgün'ü harcadıydı şimdi Ertuğruloğlu'nu! Yaşı yetmiş, işi bitmiş denilmesine karşın, sanki geçmişte başarmış gibi, "UBP'yi benden başkası salâha kavuşturamaz" diyor. Ve yeniden partinin başkanlığına soyunuyor. Tabii memleketi kurtarmak için değil, Ertuğruloğlu'nu yedikten sonra yeniden başkanı olacağı UBP sayesinde Cumhurbaşkanlığına konmak için. O gün  gelene dek yaşı olacak yetmiş beş. Hâlâ uğraşı-yor! Ki memlekete asıl zarar verenler işte bu eskimiş politikacılardır dedirtip kendini öylecene KKTC'nin siyaset kitabına yazdırmak için… Ve ekleyelim: Bunları bu memlekette en az iktidar kadar muhalefet partileriyle başlarının da eleştirilmesi gerektiğine olan inancımızla yazıyoruz çünkü artık yazılıp söylenmesi gerekir.

   436 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları