|
Hoca'ya sormuşlar. "Eskiyen ayı ne yaparlar?'' "Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar" demiş. Pekala "eskimiş politikacıyı" ne yaparlar? Cevabını siz verin. Ancak biz bir parantez açacak ve ekleyeceğiz. "Eskimişliğin" de şanı vardır. Elinizi uzattığınızda saygı duyduğunuz, adını söyledikte hürmetle andığınızca. Onlar "politikacılardır" ki "yıktıklarıyla" değil, yaptıkları ile yaşarlar. Köşelerine çekildiklerinde sadece "bilirkişi" değiller, sıkıştıkça çare arayan başların başvurdukları çözüm referansı da olurlar. Konuşup, anlatıp, yazdıkça daha büyürler. Yargımızı somut örneğiyle perçinleyelim. Sn. 1. Cumhurbaşkanı Denktaş işte o politikacılardandır. Buna karşılık, "pekala kim değildir?" Soruya bir mim koyun kısa süre sonra cevabını vereceğim. HRİSTOFYAS HEZEYANI Tabii Güney'de kim Cumhurbaşkanlığına konarsa konsun başağrısını biz çekeriz! Papadopulos gitti halefi Hristofyas geldi. "Şöyle barışçı böyle görüşmelerden yana" denirken bakıyoruz ki adam gün yirmi dört saat makineli tüfek gibi atış yapıyor. Bir ara söylediklerini toparlamaya çalıştık ucunu kaçırdık! Sonuncusu Rum basın haberlerine göre İngiltere Başbakanı Brown'a "kırmızı çizgilerimdir" diyerek ilettiği önerileri oluyor. Ve "Annan Planı masaya gelirse görüşmeler kilitlenir" uyarısına karşılık adam zaten kapsamında bulunan 1977-79 Doruk Anlaşmalarını da iki toplumlu iki kesimli federatif sistemi de birleşik Kıbrıs efkârı içine koyarak kırmızı çizgileri yapıyor! Kaldı ki bunları önermesine de gerek yok zaten 8 Temmuz anlaşmasında konan federasyon bir kez tartışma konusu oldu muydu bilumum öncesi BM kararları da gündeme gelecek, biliniyor. Önemli olan o federasyonun nasıl birleşik Kıbrıs'ı oluşturacağıdır. "Acı mı tatlı mı? Akıllı mı aptalca mı? Barışçı ve fonksiyonel mi yoksa bıçak sırtında mı?" Kısaca "Teraziye konduğunda Rum'dan yana ağırlığınca mı yoksa dengeli mi?" Görüşmeler başlasın Hristofyas'ı da göreceğiz! MEĞER TÜKETİCİLERİN DE GÜNÜ VARMIŞ Gazetelerde haberlerini görmemiş olsaydık "günlerinin" olduğunu hatırlamayacaktık. Demek ki varmış! Ne kadar varmış? Kilosu yirmi yirmi beş milyonluk et, baskın pahada süt, ateş gibi yakan tüp gaz, canlar çıkartan elektrik faturaları, cepler boşaltan harçlar fonlar, sıkboğaz eden tekelcilik, tekelciliği koruyan yasaklar, kısaca pahaya paha katan pahalılıklar kadar… Buna karşılık bu memlekette iki türlü tüketici vardır ama: Birisi devlet kademelerinde çalışanlar, diğeri özel sektör çalışanları. Patronları, ağa babaları, komprador burjuvaziyi geçtik. Onlar memleketin nazarlığıdırlar ki kalkınıp geliştikçe memleket de sayelerinde kalkınıp gelişecektir! Velinimetler yani! Kamu görevlileri ise bir arabaya iki tane, bir eve bir ev daha ulamak gailesindeki tüketicilerden; özelde çalışanlarsa şayet varsa bir arabaları ile bir göz evcikleri borçtan harçtan dolayı kaybetmemek sınıfından! Kısaca birileri "ciğercinin kedileri ötekiler sokak kedisi!" Pekala dün kutlanan Tüketiciler Günü kimden yanaydı?
|