Onların doğrusu bizim doğrumuz değildir
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Annan Planı'nda elbette hem kulaklara hem de gözlere hoş gelen tasavvurlar vardır. Mesela kimin itirazı olabilir? Hem Güney'deki Rum'un hem Kuzey'deki Türk'ün "kendi egemenlikleri, kendi anayasaları" olacak. Sonra bunlar "siyasi eşitlik" içerisinde "birleşik Kıbrıs"ı oluşturmak için bağlantısız ve egemen ''ortak devlet''te buluşacaklar. 
Tabii adına "parça devletler" denmişliği ile kazanılan AB üyeliği, uluslararası yeni kimlik, siyasal bütünlük, sınırların oluşumu gibi hukuki ve siyasi haklara sahip olurlarken "ortak devletteki tek yurttaşlık da insan hakları ve temel özgürlüklerle güvence altına alınacak.
Ve tabii ki ortaklık devletinin parlamentosu oluşurken  mesela siyasi eşitlikte 48 Türk 48 Rum'dan oluşacak. 
Keza bir de Türk-Rum eşitliğinde senato oluşturulacak. Fakat Temsilciler Meclisi'nde dörtte bir oranına göre azınlık çoğunluk olacak… Karalar da bu oluşuma göre alınacak falan… Tabii Cumhurbaşkanlığı, Yüksek Mahkeme, askersizleştirme, ki dört haneli rakamı geçmeyecek, ve yeni sınırlar tespiti, mülk sorununun halli gibi hususlarda anlaşmaya varılacak…
DOĞRU VEYA YANLIŞ OLAY BU: Tutun ki Annan Planı versiyonunda federatif sistem tasavuruyla bu tasavvur içine konacak iki parça devletli "Kıbrıs Devleti" genelde böyle bir statü ile çalışacak.
Kafa karıştırıcı, pratik düşünceye vuruldu muydu kesinlikle Rum tarafının "çalıştırmak" için iyi niyetine ve Türk'e karşı barışçı anlayışına kalmış bir model. Tutarsa tutar tutmazsa… "Allahınan canına mı'' diyelim. Nitekim geçmişte Papadopulos öyle demedi,  "fonksiyonel bir çözüm olmalı" dedi ki kalıcılığı da olsun.
BİR DE BÖYLESİNE BAKIN: 1974'ten beridir adada iki bölge ve iki devlet vardır. Birinin tanınmış ötekinin tanınmamış olması, tanınmış Rum Yönetimi'nin Kuzey Kıbrıs Türk Devleti'ne egemen olması bir yana, eğer Türk'ün izni yoksa kapısından içeri bile bakamaz. Tabii siyasi ve hukuki yönden baskı altında olan, yaşam hakkı elinden alınan dolayısı ile çözüm isteyen KKTC'dir.
Ancak bu "istek" Rum'un isteklerini kabul ki Annan Planını da kabul etmiyorlar ve "nasılsa bir çözümü"  içermeyeceğine göre o zaman mevcudu çözüm yapmak gerekir. Hem Rum'un tüm ada egemenliği iddialarına set çekmek hem de "fonksiyonel" olması açısından.
Yani Kuzey'de ve Güney'de iki devlet. Dolayısı ile Rum'a sorulmalı: Karşılığında ne istersin? Kuzey'den toprak mı? Maraş'ı, Güzelyurt'u mu? Yüzdelik hesabında mülküne karşılık adanın yüzde mesela yetmiş altısını mı?
Tabii "hayır kabulüm değildir" cevabı da vardır, ''böyle saçma sapan çözüm olmaz'' cevabı da… Pekala ama 33 yıldır Rum İdaresi'nin egemen olamadığı Kuzey'deki Türk Devleti saçma sapan bir devlet midir? Türk halkı yok sayılacak kadar mı yoktur? O zaman 1958'lerden beridir neden bu adada Türk halkı hangi ulusal ilke için mücadele etmektedir? 
Yine de görüşmelere bağlanan çözüm umutları peşinde koşturulacak, Annan Planı'ndan medet umulacak, Rum'u kandırıp hak hukuk sağlanacak diyorsanız bildiğiniz yolu yürümeye devam edin. Nasılsa bir gün asıl olan doğru yola döneceksiniz.

   521 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları