Şu reyting olayı
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sermayeyi ekonomik kullanmak gerek. Oysa biz neredeyse sonucu da yazdık. Dolayısı ile geriye hiçbir şey kalmadı!
Hristofyas'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile başlayan yorum ve değerlendirmelerden söz ediyoruz. İki günün içinde adamın dışını içine içini dışına havale ediverdik,  çözüm umutlarına nanik çektik, görüşmeler başlamadan da sonucu ilân ettik. Ha Papadopulos ha Hristofyas!   
Eee şimdi ne yazacağız? Ben, önümüzdeki günlerde başlayacak siyasi trafiği bekleyerek kendimi az biraz rölantiye alıyorum ve kaç zamandır "hayretime mucip olan ahvale" geçiyorum.
ŞANIMIZIN AYNASI! Gazetelerde "köşe" tutmuşlar açıktan söylemezler ama sezinlettirirler. Hem yazdıklarının satır aralarına sıkıştırdıkları "bilmişliklerini kanıtlayan öneri ve nasihatları" hem de türlü çeşitli sorunları ortalara sererlerken ne kadar akıllı olduklarının ispatını çakan "ben dediydim" lafına sardıkları "işte şimdi de söylüyorum" iddiaları…
Tabi ki bendeniz "saplantının" dışında değildir!  Pekala "en büyük ben, başkası yok" derken ispatını nasıl çakacaksınız? Amiyane ifadesiyle reyting kuzzum!  Onu da internete girerek saptayacaksınız.
Nitekim son zamanlarda bugüne kadar hiç gerek duymadığımız için yapmadığımızı yaparak onca ukalalığımızın kaç paralık reytingi olduğunu öğrenmek istediğimizde, bir iki site vardır, açıp taramaya başladık. Ve aldık mı boyumuzun ölçüsünü! 
Çatlayıp patlıyor, ağzımızla kuş tutup, bazen leblebi çiğneyip demir püskürüyoruz yine de "okunma oranımız" hem de geçen günler değil, aylar itibarıyla taş patlasa yüzü geçmiyor!
Buna karşılık bakıyoruz ki refiklerimiz beş yüzleri orsa etmişler, neredeyse binlere dayanacaklar…
Var bu işte bir hikmet derken reyting uğruna Yarab ve  güneşleri batırarak köşemizde yapmadığımız şaklabanlık, çatmadığımız adam, istifasını istemediğimiz Bakan, canına okumadığımız sorun bırakmadık… Yine olmadı! 
Derken bundan bir süre önceydi: Girdim internete, açtım bir iki siteyi, adımı tıkladım "Köşemden" açıldı,  baktım "on sekiz defa okunmuş" kaydı var!  
Ulan dedim başladım bizim "fareyi" tıklamaya. Tıkla babam tıkla… Dönüp bir daha baktım. Ooo, bizim yazı on sekizden 29'a çıkmış! Daha daha derken, inat değil mi tıklaya tıklaya 45'lere dayandım, hamamın namusunu kurtardım!
SONRA ALDI BİR DÜŞÜNCE BENİ: Bu iş yalan dolanla olmaz. Ya okunursun ya okunmazsın. Bu kadar basit.
(Ki bu memlekette gazeteler olanca köşe yazılarını "okunmasınlar" diye basarlar. Ya pertavsızla bile okunması mümkün olmayan en küçük puntolarla basılırlar yahut "vitrinleri" yoktur daha göz atarken bile itici olup es geçilirler… Artı, bir haberi koskoca bir sayfada üç defa noktasına virgülüne kadar tekrar ederler. Anlarsınız ki okuyucu kalın kafalıdır, birinde ikisinde girmezse kafasına üçüncüsünde girsin derler. Bu da görev anlayışı işte!)  
Ve internete düştüler mi tabi ki muteber "imzalar" vardır. Okunmaya doyulmazlar, bırakın tavan yapmayı,  delip daha yukarılara çıkarlar… Ki onlar "birinci sınıf" ve büyük gazetecilerimizdirler.
Biz teslim bayrağını çektik. Şanımızın aynasında "otuz defa okundu" yazıyor! Gazetelerde yer işgal ettiğim için doğrusu kendimden utanıyorum!

   652 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları