|
Hristofyas Rum'un yeni Cumhurbaşkanı ya, bundan sonra yeyip içtiğinden ağzından çıkan tek kelimeye kadar derdimiz olacak. Tutun ki Kıbrıs siyasetinin yeni sermayesi. Ancak selefi Papadopulos'a fark atacak. O vuslata bıraktığı görüşmelerin adamıydı bu görüşmeleri başlatan olacak. Papadopulos'a görüşmeleri dinamitleyen Rum lider diyorduk, Hristofyas'a görüşmelerde uzlaşmayan Rum lider diyeceğiz. Her halükârda bundan sonra yazılarımızın şekli ile şemali değişecek, Papadopulos dönemlerinin hasreti haline gelmiş görüşmeler umuduyla yaşarken; bundan sonra "görüşmelerin çözüme yetmediğinin" hüsranını yaşayacağız… Tersi de olabilir. O zaman adına "mucize" denir! DİYELİM VE GELELİM "MASKARALIK" KELİMESİNE: Sözlükleri açıp baktık. Maskara İtalyanca bir sözcük, eğlendirici güldürücü davranış anlamına geliyor. Sevimli, hoş hallere girip herkeslerin eğlencesi durumuna düşmek gibi sonuçta bildiğimiz "maskaralık" işte… Çok ciddi bir halk olduğumuzdan ve de bütün meselelerimizi bu büyük ciddiyet içinde yapıp hatta şakalaşmayla gülmeyi bile unuttuğumuzdan tabii ki sosyal ve siyasi hayatımızda "maskaralık" kelimesinin yeri olmuyor. Dolayısıyla özlemini çeker oluyoruz. Sağolsun hükümet erkânı zaman zaman reformları, şimdilerde "battık" lâfları, Başbakanımızın çok güldürücü benzetme ve kendine özgü deyişleri boşluğu doldurmakta, sonuncusu ise "işyerlerinin çalışma saatleri" kararı olmaktadır! Tam bir maskaralık! HALE BAKIN: Uzun süre memleketin çalışma hayatını düzene sokup disiplin getireceğiz dedikten sonra sayıları taş çatlasa bir elin beş parmağını geçmeyen, onların da çoğunun bakkal esamesini aşmayan fakat nasılsa aradığınızı bulamadığınıza nazire adları süpermarkete çıkmış ticari müesseler hedef alındıydı… Kıyametler de koptuydu. Pazar gün kapansınlar mı açık mı kalsınlar? Onca etki-tepki sonunda da çok neşeli ve güldürücü bir formül buldular ve dediler ki uzlaşalım: Pazar gününün yarısı sizin yarısı bizim. Yani Pazar günleri sabah sekizden öğlen bire kadar açık, sonra kapalısınız! Ancak doğrusu adil hükümet. Pazar'ı ikiye bölerek çok ciddi ve çok otoriter prensiplerinden ödün verirken az biraz bu şanına halel gelmeli ki ekledi: Bu Pazar olayı izne tâbi olacak. "Kabul" diyenler Çarşamba gün öğleden sonra dükkânlarını kapatacak! Oturduk hesabı yaptık: Kimse bir şey kaybetmiyor. Bir Pazar'dan bir de Çarşamba'dan yarım gün kapıp bir tam günü tamamlayan hükümet, iki yarım gün de bir tam gün yapar denklemiyle hem süpermarketlerin gönlünü aldı hem dediği oldu! İnanın bunları yazarken kafam karıştı. Kimbilir Çalışma Bakanlığı dünyada eşi benzeri görülmeyen böylesi bir uygulamayı devreye sokarken nasıl büyük efor sarfetti. Anlıyoruz ki devlet yönetmek kolay değildir. Yani bu iş "maskaralık" yapmaya benzemez. Yürek ister, kafa ister, ciddiyet ister…
|