Rum kaybettiklerini kazanmak peşindedir
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

“Her ne kadar kim isterse kazansın, bizim için önemli olan…”  Diyerek sürdürüp götürdüğümüz değerlendirmelerde,  Güney’in Cumhurbaşkanı adaylarını  “değişmez Rum politikası” tutumunda ayni potaya koyuyor da olsak,  olay o kadar basit  değildir.

Mesela bir Papadopulos tutumunu geçmişin Klerides’i  ile ayni ölçülerde değerlendiremezsiniz. Ki her ikisini de yaşadık. Bir devrelerin Kiprianu’su ile Vasiliu’sunu görüp yaşadığımızca.

Bugün karşımızda seçilme şansları eşit olması gereken iki aday var.  Birisi ne kadar “sol”dur tartışmasına kondu muydu  artık ideolojik misyonunu çoktan yitirmiş Hristofyas’tır. Biz çok tanıyıp bilememiş de olsak CTP’nin muhalefet dönemlerinden kalma ilişkilerinin politikacısı oluşunda tutun ki ciğerini okumak mümkün! 

Ayni şeyi Kasulidis için söylemek mümkün değil ama. Bilebildiğimiz   Rum’un AB bünyesinden çıkışlı bir AB’ci ve çözüm konusunda görüşmelerin başlamasından  yana oluşu…

Buna karşılık iki adayı da değer yargısı terazisine koyup tartmak söz konusu olduğunda peşin hükümle diyoruz ki  “kim Cumhurbaşkanı olursa olsun eğer Ulusal Konsey kararlarıyla bağlı ve onları uygulamak durumunda iseler bizim için farkları olmayacaktır.”

ANCAK BELİRTELİM: :  Rum Ulusal Konsey’ini Kıbrıs siyasi sorunu cümlesi içine koyduğumuzda ona etkin ve yetkin karar mercii misyonunu yükleyen biziz. Bunu da  kendi bünyemizde başaramadığımız  siyasi soruna yönelik “iktidar-muhalefet” ilişkilerinin olumsuzluğundan dolayı yapıyor  “bir de o tarafa bakın” deyip örnekledikten sonra,    “neden bizim de böylesi bir konseyimiz yoktur”  yakınmamıza ispat olsun diye çakıyoruz.

Fakat bu Konsey’in de sonuçta Rum halkına dayandırılan kararları ile bir  politik merci olduğunu çok da düşünmeyiz. Ki etkinliği ancak o halk beklentilerine cevap verip gerçekleştirme yollarındaki çabası kadar olmalıdır. 

NEDİR O BEKLENTİLER:  Çözümün statüsel şekli değildir. Altını çiziyoruz, “kaybettiklerinin yeniden kazanılmasıdır.”  Ki Rum 1956’larda çıktığı Kıbrıs serüvenini  hep  “kaybederek” bugünlere gelmiştir. Son kaybı, Güney’e tıkılıp kalırken yarattığı Kuzey Türk Devleti’dir. Bu başlığın altına ötesi yığınla kayıplarını madde madde koyarak  sıralayabilirsiniz ki son aşamada  kendilerinin de telafuz ettikleri  “taksim olasılığı” vardır.  

Ve şimdi kim seçilirse seçilsin işte bu olasılığı önlemek ve  Rum halkının kaybettiklerini yeniden kazanmak için uğraşmak  zorundadır.

Bunu Papadopulos kafasıyla başaramadılar, Annan planı ile kazanacaklarını kaybettiler.  Burada parantezi açıp yazalım. Ulusal Konsey’leri o Papadopulos Kafasına uyarak  “hayır dedi mi demedi mi?” Demek ki en üst düzeydeki  karar organı dediğimiz o Konsey  de ancak Papadopulos kafası kadardır!

DOLAYISIYLE BİZ KNDİ KAFAMIZA BAKALIM. Rum siyasi tutumunu abartarak önemsiyoruz. O kadar ki “yıkamayacağımız kale” esamesinde! Ve hiç  hatırlamak istemiyoruz: 1956’da  başlattığımız mücadele ile bugün nereye vardığımızı. Biz hatırlatalım. “Devlet olduk!”

Bu ulusal başarıyı  hem korumak  hem  de yaşatıp çözüm haline getirmek zorundayız. Çünkü elli yıldır gıdım gıdım kazanarak geldiğimiz bu “yüce yerde” geriye gidip  “birleşik Kıbrıs”ı kuracağız diyerek barış havariliğine soyunursak; Rum’un kaybettiklerini teslim etmek, yani kazandıklarımızı ödün diyerek vermek zorunda kalacağız. Elbet çözümde al-ver olacak.  Ancak şu sıralarda  “politika yaptığını” sanıp aceleci ve peşin hükümlü yargılarla konuşan,   öteye beriye mesajlar yağdıran Sn. Talat düşüncesi ile değil! Bunu da  kendi cephemizin siyasi zafiyeti olarak belirtelim ve bugünün akşamını bekleyelim.       

   440 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları