|
Akıllara ceza komik bir ülke olduk. Mesela geçtiğimiz günlerde artık canlarına tak deyip de "yahu şu bizim taşımacılık ücretlerimizi verin" talebinde bulunan Kar-İş'in otobüs şöförlerine Maliye Bakanı Ahmet Uzun şöyle cevap verir: "Bakın ağalar. Biz paramızın elverdiği kadar iş yaparız. İkide bir para diyerek boğazımıza sarılıp bizi sıkboğaz etmeyin… (Yani öyle bir şeyler söyleyiverdi biz azıcık süsledik ki deyiverdiğinin kıymet'i harbiyesi olsun.) Olay ise şu: Kar-İş, öğrenci taşımacılığı ödemeleri geciktiği için Maliye Bakanlığı önünde eylem yapar. İstedikleri ya devlet memurları gibi düzenli şekilde ödenmeleridir yahut da sözlşme hitamında yüzde yirmi eksiğine de olsa ödenmeleridir. Maliye Bakanı Uzun ise Aralık sonuna kadar ödemelerin yapıldığını, Ocak ayının da bu ay sonu ödeneceğini söyler ve ekler: "Bizi sıkboğaz etmeyin!" (Neyse galiba uzlaşmışlar.) Ben olaya bayağı güldüm. Çünkü "ifade" devletin şanından değil, tutun ki müşterisinden alacağı olan bakkal Ahmet efendinin ifadesi. Adam parasını istiyor, karşılığında nasihat alıyor! ÖTEKİ DAHA ALEM: Memlekette elektrik sayaçları sıkıntısı var. Daha doğrusu sayaç yok! Öyle de oldu muydu inşaatları tamamlanan evlere Elektrik Kurumu geçici olarak elektrik bağlamakta, sayaçsız oldukları için de 'ayda fiks menü 120 YTL vereceksiniz' demekte. 10 bin sayaç siparişi var, memlekete geldiklerinde sorun kalmayacakmış. Şimdi gelin olaya "muhataplarının" görüşleriyle bakalım: Yeni evlerine taşınıp sayaçları olmadığı halde ayda 120 YTL sabit ücret vermek zorunda bırakılan bir kısım yurttaşlar, "Yapılan işlem yasal değildir, her ay kullanmadığımız elektriğin faturasını ödemek zorunda bırakılıyoruz" diyorlar. Bir kısmı herhalde hayatlarından memnundurlar, nasılsa ayda 120 YTL vermek zorundayız o halde harcayalım gitsin demekte ve yine her halde neredeyse elektrik akımından yemek bile yapmaktadırlar! Ve gelelim El-Sen açıklamasına: "Biz ayda ortalama 500 kilovat kullanılacağını öngörerek faturayı da bu orana uygunluğunca 120 YTL olarak tespit ettik. Amacımız yeni eve taşınan yurttaşları elektriksiz bırakıp mağdur etmemek. Ancak bu uygulamada bazı noktalarda vatandaş bazı noktalarda Kıb-Tek mağdur oluyor, örneğin iki kilovat da kullansa yine 120 YTL ödüyor…" NE HUKUK DEVLETİ AMA: Bir kere "sayaç yok" ne demek? Ardından "siparişi verdik gelecek" maruzatına sığınmak hangi ülkede hangi devlette hangi yetkili sorumlu olması gereken birimler olgusunda olağan iştir? Peşinden "mağduriyeti önledik" diyerek neredeyse teşekkür edilmesini bekleyenlerin böylesi bir uygulaması hukukun neresine sığar? Bizde sorusu suali edilmez, tevekkül ya Allah denile-rek sineye çekilir çünkü bu memleketin kaderinde elektrik sayaçları olayına sıra gelene dek öylesi sorunlar yaşanır ki böylesi zurnanın zırt deliği bile olmaz! Komik yanına gelince: Olduğu gibi olayın kendisi! Ki o komiklik bir yandan da "ne devlet ama" dedirtecek bir düzey erozyonuna uğramış, kuruyan hazineyi kimin kuruttuğunun sorgusu suali yapılamazken, zam isteyen çalışan kesimlere iflas etmiş fabrika patronu edalarında, "başımı veririm zam vermem, para yok" deniyor! İsterseniz gülersiniz ağlanacak hallere, isterseniz ağlarsınız gülüneceklere. Hükümet işte bu duygu ve tercihlerinize sınırsız özgürlük bahşetmiştir, tepe tepe kullanmak hakkı sizindir!
|