"Üst düzey" (Hikaye)
Arman Ratip

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu yazıya başlarken BM'nin 'Kıbrıs' politikasına ilişkin görüşümü aktarayım. BM'nin 'Kıbrıs' politikası iki taraf arasında arabuluculuk yapmak ve görüşmelerde kağıt üzerinde iki tarafı da memnun edecek, ancak gerçek şu ki, ağırlıklı olarak Rumları tatmin edecek bir sonuca ulaşmak. 'Annan Planı' da öyleydi. Bizim medyadaki haberlere bir bakıyorum; BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lyn Pascoe Rum tarafını kızdıracak bir karar almış yorumu yapılıyor. Neymiş bu karar? Efendim, Pascoe KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Talat'ı, KKTC Başbakanı Sn. Ferdi Sabit Soyer'i ve Dışişleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Sn. Turgay Avcı'yı, Rumların 'yasadışı' olarak ilan ettiği makamlarında ziyaret etmiş. Ve 'diplomatik kaynaklara' göre bu ziyaretlerle Rumlara Kıbrıslı Türklerin üst düzeyde dikkate alınacağı mesajı verilmişmiş. Bir defa KKTC yasadışı değil. Bu konuyu başka bir yazımda anlatacağım.
Lütfen gerçekçi olalım. Geçmişte de BM'den gelen bir sürü görevliler, arabulucular, Genel Sekreter yardımcıları, hatta eski BM Genel Sekreterlerinden Kurt Waldheim ve Perez de Cuellar, KKTC Cumhurbaşkanı'nı ve diğer KKTC yetkililerini hep resmi makamlarında ziyaret etmişlerdi. Ne oldu? Bizi 'üst düzey'de dikkate mi aldılar? Maalesef hayır. Hem zaten bu BM görevlileri bizim yetkililerle nerede görüşecek? Sarayönü'nde bir kahvede mi? Yoksa Dereboyu'ndaki bir cafe-barda mı? Tabii ki makamlarında görüşecekler. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Bunu KKTC lehine bir gelişme olarak görmek aşırı iyimserlikten öte boynu bükük zavallı imajı yaratmaktan başka birşey değildir.
Pascoe görüşmesinden sonra KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan gelen açıklamaya bakıyorum. KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Talat, "Bu sürecin sonunda çözüme ulaşma arzusu ve kararlığını dile getirdik. Sürece BM'nin aktif olarak dahil olmasını ve katılmasını beklediğimizi vurguladık". Bu açıklama siz sayın okurlara neyin görüşüleceği, çözüme ulaşma arzusu ve kararlılığının KKTC'nin hangi politikasına dayalı olduğunu, şu, artık söylemekten bıktığım 'kırmızı çizgilerin' ne olduklarına ilişkin bir ipucu veriyor mu? Sanmıyorum. Bana da vermiyor. Benim yazdıklarıma karşı çıkanlar hemen, "Kardeşim, diplomatik görüşmeler açıklanmaz ki. Hem zaten biz siyasal eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki kesimli çözüm istediğimizi defalarca dile getirmedik mi?" gibi bir yorum yapacaklardır.. Peki o zaman, ben de sizlerin yorumuna karşılık bir yorum yapayım: KKTC'nin defteri dürülürse sizin alabileceğiniz siyasal eşitlik nüfusunuza göre, yani yüzde 18 siyasal eşitlik olacak. Siz Rum Kıbrıs Cumhuriyeti ile birleşerek yüzde 18'lik siyasal 'eşitliği' kabul eder misiniz?
İki ayrı yönetimin, yani Kıbrıs Türk Yönetimi ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, yeni bir ortaklık devleti kurarak eşit siyasal haklara sahip olacaklarını düşünüyor ve bu görüşü politikanız yaparak hedef olarak koyuyorsanız, böyle bir çözümün hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini şimdiden söyleyebiliriz... Çünkü Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti'nden asla vazgeçmez. Haa, eğer "Rum Kıbrıs Cumhuriyeti'ne eşit bizim Cumhuriyetimiz kabul edilip tanınacak ve AB'ye gireceğiz." diyorsanız bu da olmaz. Çünkü Rum  yine bunu asla kabul etmez. Peki geriye ne kaldı?...
Söyleyeyim: 1. İki devletli, yani KKTC'li çözüm istediğinizi açıkca söyleyeceksiniz. 2. 'Uzmanlarınıza 'uluslararası hukuku' iyice etüd edip, KKTC'nin uluslararası hukuk altında nasıl tanınma hakkına sahip olduğunu öğrenmelerini ve bunları karşı tarafa anlatmalarını sağlayacaksınız. 3. Türkiye-KKTC devleti arasında 1997'de imzalanan ve Türkiye'nin KKTC'nin güvenliğini, ekonomisini garanti altına aldığını ve bu anlaşmanın bugün geçerli olduğunu karşı tarafa anlatacaksınız. Görüşmelerde en başta bunları gündeme koyacaksınız. Adam yerine konmak istiyorsanız bunları yapacaksınız.

   772 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  13 Nisan 2008, Pazar   Çizgiler ve statüko
  30 Mart 2008, Pazar   Ağın dışında olmuyor
  23 Mart 2008, Pazar   Potpourri
  16 Mart 2008, Pazar   Hangi politika?
  09 Mart 2008, Pazar   Ne Lokmacıymış ama...
  02 Mart 2008, Pazar   Bazılarının umudu
  26 Şubat 2008, Salı   Sn. Talat'a yanıt
  17 Şubat 2008, Pazar   Türkiye futbol dünyası
  10 Şubat 2008, Pazar   Milliyetçi olmak suç mu?
  03 Şubat 2008, Pazar   Bundan sonra