Eskiden kontgerilla vardı, şimdi ise Ergenekon
Hasan Kahvecioğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Mart 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sırtımızdan "parka"yı hiç çıkarmadığımız günlerdi...
Girne caddesinde bir aşağı bir yukarı yürümek, en büyük keyfimizdi...
O zamanlar; kaldırımlarda yürürken birbirine çarpan, ya da kaldırım taşları üzerinde çömelik vaziyette kabak çekirdeği çiğneyen kalabalıklar yoktu...
Girne caddesi, mütevazı bir kasabanın tenha bir sokağı gibiydi...
Parkalı gençlerin "Cumhuriyet" okumaktan gurur duydukları günlerdi...
İlhan Selçuk; düşünce yapımızın, gencecik beyinlerimizin her bir molekülüne hükmediyordu...
Nazım Hikmet'in yasaklı şiirleri  ile örgülenen, Çetin Altan'ın cesur yazıları ile dokunan sol kimliğimiz; isyankar ruhumuzu bir heykeltraş duyarlığı ile biçimlendiriyordu.
12 Mart askeri darbesi geldiğinde, işkence merkezi haline dönüştürülen İstanbul'daki "Ziverbey Köşkü" ruhumuzda derin yaralar açmıştı.
İlhan Selçuk bir gün aniden ortadan kaybolmuş, bu köşkte sorgulanmış, dövülmüş, falakaya yatırılmış, işkence görmüştü...
Askeri Savcı; İlhan Selçuk'un Marksist, Leninist, Maoist olduğunu ve Türkiye'ye komünizmi getirmek için "cunta" kurduğunu iddia ediyordu. iktidarı devirecek, devleti ele geçirecek ve ülkeye komünizmi getireceklerdi.
İlhan Selçuk, yatağına zincirle bağlanmıştı... Daha sonra bir kitabında anlattığı gibi, "İşkence altındayım" cümlesini, yazdığı ifade içine harf harf yerleştirmiş ve mahkemede bunu açıklayınca zincirlerden kurtulmuştu.
İlhan Selçuk, daha sonraki yıllarda Cumhuriyet gazetesi ile birlikte bambaşka bir siyasal çizgiye kaydı...
Türkiye'nin dışa açılımlarında, sivil demokrasinin yapılanmasında şahin görüşleri ile sert muhalefete yöneldi.
Hele son yıllarda "Kemalist"lerin AKP ile yürüttüğü savaşta bir "fikir önderi" olarak rol üstlendi.
Geçenlerde; bir akşam sabaha karşı, uygarca olmayan biçimde evinden alınıp götürüldüğünde tam 37 yıl öncesini anımsadım...
O zamanlar "kontrgerilla" işbaşındaydı... NATO ülkelerindeki "Gladio" örgütü solculara göz açtırmıyordu. İlhan Selçuk, Ziverbey Köşkü'ne götürüldüğünde kendisine "Genelkurmay'a bağlı               kontrgerilla teşkilatının elindesin. Burada anayasa yok. Yasalar yok. Yalnızca biz varız" denildiğini anlatmıştı...
37 yıl önce kontgerillanın gazabına uğrayan İlhan Selçuk, bugün kontrgerillanın yeni versiyonu olan Ergenekon'un "fikri lideri" olmak ve bu gizli "çete"nin eylemlerini desteklemekle suçlanıyor. 
Geçtiğimiz günlerde Emniyet'te ve savcılıkta toplam 15 saat sorgulanan Selçuk'la birlikte, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Kemal Alemdaroğlu'nun da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alınmıştı.
Dün, Alemdaroğlu serbest bırakılırken, Perinçek tutuklandı.
Perinçek, "Ergenekon terör örgütünün üst düzey yöneticisi olmak ve devlete ait gizli belgeleri temin edip elinde bulundurmak"la suçlanırken, Alemdaroğlu da darbe planlamasının içinde yer almakla suçlanıyor.
Ergenekon operasyonu Türkiye'de bazı yazarlar tarafından "Derin devlet açığa çıkartıldı." biçiminde yorumlanıyor ve hatta oluşumun, 2009 yılı içinde darbe hazırlığı yaptığı iddia ediliyor.
"Ergenekon" operasyonunda bugüne kadar aralarında emekli generallerin, rütbeli askerlerin bulunduğu 40 kişi gözaltına alındı. Patlayıcı maddeler, askeri mühimmat, gizli belgeler ve suikast silahları ele geçirildi.
Tutuklananların evlerinde yapılan aramalarda, 'Ergenekon' ve 'Lobi' isimlerinin geçtiği belgeler bulundu.
Türkiye'de bir yandan Hrant Dink suikastından, Cumhuriyet gazetesi ve Danıştay saldırılarına kadar çok sayıda eylemi organize ettiğine inanılan Ergenekon çetesinin çökertilmesi için operasyonlar sürerken, bir başka savcı da AKP'nin kapatılması için dava açıyor...
Türkiye kamuoyunda ise iki büyük operasyonu ''birbirinin rövanşı" gibi görenler de var...
Bizler ise; eski "parkalı" günlerimizde Ziverbey Köşkü'nde işkenceden geçirilmiş olan İlhan Selçuk'un bugünlerde ultra milliyetçi ve sekülarist çıkışlarına mı yanalım, yoksa 83 yaşındaki bir yazarın gözaltına alınmasına mı? Parti kapatma niyetlerine mi yanalım, yoksa çetelerin at oynatmasına mı?

   645 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  15 Nisan 2008, Salı   Talat ve Hristofyas'ın önünde altın
  11 Nisan 2008, Cuma   Lefke, polis, şiddet, sendika, grev
  08 Nisan 2008, Salı   Lefkoşa için hemen şimdi kollar sıvanmalı
  01 Nisan 2008, Salı   Dubai'de Moein'i dinlerken
  28 Mart 2008, Cuma   Parkta; salıncakta bir çocuk bize sallıyor..
  21 Mart 2008, Cuma   İlla ki umutsuz olmak zorunda değiliz
  18 Mart 2008, Salı   Tam da görüşmelerin arifesinde Türkiye'de olanlar
  11 Mart 2008, Salı   Lord Hannay, Rauf Bey, Talat Bey ve "Partenogenez"
  04 Mart 2008, Salı   Colony yemeğinden "gurur" duymak işadamlarının hakkıdır
  26 Şubat 2008, Salı   Polis'i çağırmak, işin en kolay tarafı...