Avrupa'dan bize yeşil yeşil bakanlar
Emine Sütcü

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa'dan bize yeşil yeşil bakan, "Yesiller Partisi Esbaskanı ve Almanya Federal Parlamento Milletvekili Claudia Roth" ve beraberindeki heyet, Pazartesi akşamı, Ercan üzerinden ülkemize geldiler.
Bayan Roth ve ekibine, KKTC'ye, özellikle Ercan Havaalanı üzerinden geldikleri için teşekkür ediyoruz..
Hoşgeldiler, sefa geldiler !
Uçaktan iner inmez basın toplantısı yapan Bayan Roth, "duvarların ayırdığı bir ülkede yaşayan ve o ülkede duvarların yıkıldığını gören bir kişi olarak Kıbrıs'a geliş misyonunun, yeni bir ortak Kıbrıs kimliği yaratmak"  olduğunu açıkladı.
Sizce, Kıbrıs'ta yaşayanlar olarak yıllardır, çözüm için denenmeyen yol kaldı mı ?
Herşeyden önce, çözüm için her iki tarafın da kararlı ve istekli olması gerekir.
Çözüm için niyet önemli.
Yeni bir kimlik yaratılır mı ? Nasıl yaratılabilir? Soyların ve nesillerin inkarı demek değil mi ? Adadaki varlığımızı yok etmek için, soykırımlarla yapamadıklarını resmi yollarla mı yaptırmaya çalışıyorlar? Yeni bir kimlik demek, eskisini inkar etmek demek değil midir? Yani, insanın soyunu ve neslini inkar etmesi demektir.
Oysa gönül arzu ederdi ki Bayan Roth, ülkemize gelmiş ve gerçekleri kendi gözleri ile görme şansını yakalamış bir Avrupalı parlamenter olarak haklarımızı, kimliğimizi ve egemenliğimizi koruyacak bir anlayışla, çözüm masasına oturacak taraflara destek olmasıdır. 2 eşit ortak kurucu devletin kuracağı, "Birleşik Kıbrıs" çatısı altında, eşitliğimizin ve haklarımızın sağlanmasına  yardımcı olmalarıdır.  
Aksi halde yeni bir kimlik altında birleşmenin kabulü asla mümkün değildir, olamaz.. Bugün Kıbrıs'lı Türk isem, adı ne olacaksa olsun, kurulacak o yeni çatı altında da benim kimliğim "Kıbrıs'lı Türk" olmalıdır.
"Bir kimseyi başka biri yapan değil de kendisi yapan özelliklerin bütününe o kimsenin kimliği diyebiliriz" ancak.
Kimlik, bir kişinin her ne ise ve her kim ise, onun niteliklerinin, özelliklerinin belirlenmesidir. Kısacası A=A ifadesi gibi kimlik ayni zamanda özdeşliği simgeler. Bu demektir ki A ancak kendisidir, başka bir şey değildir.
Dili, dini, milleti farklı kişiler için yeni bir kimlik yaratmak ne mümkün?
Bizi başkalaştırmaksa amaç o başka.
Bayan Roth yapmış olduğu görüşmelerde, "Avrupa'daki son duvarı da yıkalım, geleceği duvarlar örerek değil, köprüler inşaa ederek yapabiliriz" diyor. Cumhurbaşkanımız Talat'ın cevabı da tam yerindeydi. " Avrupa'da izole edilmiş son halk da bizleriz yani Kıbrıs'lı Türkler'dir diyor..
Evet diyen ve ödüllendirilmesi gereken ama cezalandırılan taraf da bizlerdik. Lokmacı'daki köprüyü kuran ama karşılığını alamayan da bizlerdik. Kıbrıs Türkü tarih boyu adada barışı körükleyen taraf olurken, adada huzuru bozan hep Rumlar oldu ve çözümü de engelleyen taraf yine onlar oldu.
Avrupa'lı dostlarımız bu gerçekleri görebildikleri için bizleri ziyarete gelmişlerse ne mutlu bizlere. Ama unutmamaları gereken bir gerçek daha var.
Almanya'daki duvarlar, Almanları cezalandırmak için çekilmişti. Bizdeki duvarlar (sınırlar) ise, bizlerin can güvenliği yani bizleri korumak için belirlendi.
DAÜ'de Bayan Roth'un verdiği  konferansa da katıldım. Oldukça keyifli ve sempatik davranmaya çalışan Bayan Roth aslında ne kadar umutlu olduğunu da göstermeye çalışıyordu. İçindeki kıpırtıyı esprileriyle de yorumluyordu..
"İlkbahar mevsimine giriyoruz, insanın içi kıpır kıpır oluyor, dileyelim ki Kıbrıs'ta bir de politik bahar olsun" dileklerinde bulundu.
Yine Rumların korkulu rüyası olan Türk askerinin de adadan çekilmesi gerektiğini ve Kıbrıs'ın kesin bağımsız olması gerektiğini vurguladı..
Peki garantiler ne olacak. Garantörler ne olacak ?
Kıbrıs sorununun çözümüne, Türkiye ve Yunanistan karışmamalı diyor. Karışmaları  halinde Kıbrıs anavatanlarının  ve karışan diğer bütün güçlerin  oyuncağı olacaktır" diyor. "Kıbrıs'ta çözümü nasıl sağlarız? Bu soruda işte bu noktada hatalarını da kabul etmek zorunda kaldı. "Kıbrıs'ın bölünmüş bir ülke olarak AB'ye üye olmasının hata olduğunu" da kabul etti..
Sürekli suçladığı kişi de Papadapulos'tu..
Kısacası Bayan Roth da .Papadapulos'un "hayır" diyen bir lider olarak  bu seçimleri kaybetmesini, Kıbrıs için bir ümit olarak değerlendirdi. Tıpkı iktidarın büyük ortağı Ctp'nin de ümit olarak gördüğü gibi..Umut ya da ümit garantilerle ortaya çıkar.Daha ne konuşulacağını dahi bilmediğimiz bir görüşme süreci için kimse halkı boşuna ümitlendirmesin. Eğer taraflar, ümitlenmemiz gereken pozisyonlarını belirlerse, ne ala; aksi halde, halkımızın yarınının  belirleneceği böylesi ciddi bir konuda da ciddiyetle duruş sergileyip, tıpkı karşı taraf gibi, kırmızı çizgilerimizden asla ödün vermememiz gerekir..
Evet bu süreçte, Sayın Talat'ın sorumluluğu çok ağır, tarihi bir sorumluluk ve elbette bu kararı tek başına değil, bütün süreci halkıyla şeffaf bir şekilde paylaşarak,  Kıbrıs Türk Halkının vermesini sağlamalıdır...

   535 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   Tren Haziran'da yola çıkar Ağustos'da varacağı ilk istasyonda kim inecek ?
  13 Nisan 2008, Pazar   Bu gök deniz nerede var?
  12 Nisan 2008, Cumartesi   KKTC'yi ne kadar sahipleniyoruz?
  10 Nisan 2008, Perşembe   Dünyada bilim adamları çalışıyor
  06 Nisan 2008, Pazar   Ders verici hikayeler
  05 Nisan 2008, Cumartesi   Kendi gözlerimiz dururken başkalarının gözleriyle bakmamalıyız
  03 Nisan 2008, Perşembe   Aydın Kadınlar Platformu'ndan BM'ye mektup
  30 Mart 2008, Pazar   Lider kimdir?
  29 Mart 2008, Cumartesi   Liderleri tarih yaratır
  27 Mart 2008, Perşembe   Görüşmelerde güçlü olmanın yolu