|
Bir ülkede reform yapmak demek "yasaklar koymak" demek değildir. Aksine reform yasakçı zihniyetten çok uzaktır. Unutulmamalıdır ki, internette artık 24 saat gibi aralıksız hizmetler veren sanal marketler mevcuttur. Alışveriş bir özgürlüktür. Gecenin 02:30'unda uykunuz kaçmışsa ve aklınızda internetten birşey almak varsa hepsiburada.com veya onun gibi daha birçok siteye girerek alışverişinizi yapabilirsiniz. Hiç kimse sizin nereden alışveriş yapmak istediğinize yönlendirme yapamaz. Memlekette onca aşılması güç noktaya getirilmiş çok daha ciddi boyutlarda sorunlar varken gündemde bir market krizi yaratmak, acaba hangi akla hizmet eder? Bir gereksiz tartışma başlatıldı. Herşey bir yana kapatılması düşünülen süpermarketlerde çalışan insanların da ekmek parasını riske atıyorlar. Kaç gencimiz daha bu karar verilirse işsiz kalacak? Memleketin hali hiç de hoş değil. Bırakın da herkes evine bir sıcak ekmek olsun getirebilsin. Siz yetkililerden beklenen, yasakçı zihniyetlerden uzak bir anlayışla, önümüzde duran ciddi ekonomik sorunlara tedbirler almanızdır. Hem de acilen! Ateş, her eve düşmek üzere. Sokaklar bile tenhalaştı. Değil marketlere, bankalara, dairelere, lokantalara giren yok. İnsanlarda keyif mi kaldı? Farkında mısınız bilmem ama ülkemizde yeni bir zaruri yaşam standardı oluşuyor. Öyle saçma sapan çağdışı yasaklarla ekonomiyi büyültemezsiniz. Dünyalı olmak istiyorsanız dünyalı gibi önce insana değer verin. İnsanın alışveriş özgürlüğüne de saygı duyun ! Dünyada kriz var! Amerika'nın darmadağın olduğu, erken tedbir almamasından kaynaklanan ekonomik sıkıntının hızla dünyaya yayıldığı bir dönemde bizim gibi ekonomisi çok küçük olan ve üstüne üstlük zaten sorunlar yumağı ile çökertilmiş içler acısı durumumuza çareler üreteceğimize nelerle uğraşıyoruz? Ekonomik canlılık ve istihdama çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde bu uygulama bindiğimiz dalı kesmek olur ancak. Eğer kendimize gelmez isek, bizi öyle zor günler bekler ki; Pek yakında, birçok kepenk bir daha açılmamak üzere kapanacak. İngiltere'de bir bakanın istifası İngiltere yasaları siyasi bağışların 60 gün içinde ilgili makamlara bildirilmesini öngörüyor. 1970'lerin sonunda İşçi Partisi'ne katılan ve partinin Tony Blair döneminden beri en uzun süre bakanlık yapan isimlerinden biri olan Peter Hain istifa etti. İngiltere'de aynı zamanda Galler'den sorumlu bakan olan Peter Hain adını temize çıkarmak için istifa etti. Olayı soruşturan Seçim Komisyonu'nun konuyu polise sevketmesinden birkaç dakika sonra Peter Hain istifasını açıkladı. Ne ile suçlanıyordu? Geçen yıl İşçi Partisi'nin başkan yardımcılığı için girdiği yarışta aldığı 103 bin Sterlin bağışı zamanında bildirmemekle suçlanı-yordu. Haberi okuduğumda, elimde olmadan bizim ülkemizde yaşanan yolsuzluk iddialarına kulak tıkayanlarla karşılaştırdım. Düşünün bir bağışı bile zamanında bildirmemiş diye bakan da olsa, adam hakkında hemen soruşturma açılıyor. Aramızdaki bakış açısının, prensiplerin, saygınlığın ve ciddiyetin farkını görüyoruz değil mi? Peter Hain, yanlışın idari bir hatadan kaynaklandığını ve herhangi birşeyi gizlemeye çalıştığı iddiasının "son derece saçma" olduğunu açıklasada da istifa etmekten kaçmadı. Çünkü, Hain'in bu bağışlardan bazılarını kampanyasına aktarmakta kullandığı bir düşünce kuruluşu da şüphe altında. Peter Hain başkanlık yarışına gireceğini açıkladıktan üç ay sonra kurulan düşünce kuruluşunun hiç çalışanı yok; bugüne dek hiçbir rapor da üretmemiş. Demek ki adalet oralarda iyi çalışıyor; adaletin gölgesi bile insana sorumluluklarının gereğini yapmayı hatırlatıyor. "Eh ne diyelim oralarda yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Ama bizim buralarda yalancıların mumu hiç sönmez". "Açık unutulan cep telefonu uçak düşürüyordu" Geçen gün, Türk Hava Yolları'nın Dalaman-İstanbul seferini yapan TK 215 sefer sayılı yolcu uçağı Atatürk Havalimanı'na inmek için alçalmaya başladığı sırada ILS (Aletli İniş Sistemi) sinyallerinde arıza meydana geldi ve sistem monitörü kapandı. Meydana gelen arızanın uçakta bulunan bir cep telefonunun açık olmasından kaynaklanabileceğini düşünen Kaptan Pilot Bahadır Altan, "Düşüyoruz, kim cepten konuşuyor?" diye uçakta açık cep telefonu olabileceği uyarısında bulunuyor. Kabin ekiplerinden yolcuları kontrol etmelerini istiyor. Anons yapılıyor ve kontrol sırasında yanında çocuğu ile seyahat eden kadın bir yolcu, telefonunu açık unuttuğunu ve anonstan sonra farkedip hemen kapattığını söylüyor. Bu sırada, ILS sistemi ile iniş yapmaktan vazgeçen Altan, aletli sistem yerine manuel olarak Atatürk Havalimanı'na sorunsuz bir iniş gerçekleştirdi. Teknik uzmanlar yaptıkları araştırmada ILS sinyallerinin arızalanmasına, açık cep telefona çağrı gelmesinin neden olduğu belirtildi. Uçak indikten sonra telefonunu açık unutan kadın yolcu kokpite giderek, pilotlar Bahadır Altan ve Rıdvan Faruk Özenç'ten özür diledi. Unutkanlık mı, dalgınlık mı, duyarsızlık mı? Ne olursa olsun, büyük bir faciaya neden olacak her türlü ihmal, sorumsuz bir davranıştır. Şükredelim ki büyük bir facia pilotun farketmesiyle önlendi.
|