Bu gün bir sorum var size…
Bülent Dizdarlı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Laiklik mi ?  Çözüm mü? Hangisini seçersiniz?

 Bu gün bir sorum var size ve bu soru sevgili Tümay Tuğyan'ın 28 ocak tarihli Yeni düzen gazetesinde çıkan sayfasındaki " haftanın sorusu" ile aklıma düştü. Önce Tümay kardeşimin sorusunu bir anımsatayım size;
"Ülkemizdeki sözde insan hakları aktivistleri, Türkiye'de türban konusunda yaşanan gelişmelerden hareketle "Kıbrıs'ta Türbana Hayır" sloganlarıyla yola çıkmaya hazırlanırken, türbanın da kişi hak ve özgürlüklerinden biri olduğunun farkında değil mi? "
Bu soruyu kenara kayıt ettikten  sonra gelelim benim soracağım sorunun hazırlığına,
ATATÜRK DEVRİMLERİNİ İSTANBULLULARDAN ÖNCE LEFKOŞALILAR UYGULADI. HEM DE ZORLA DEĞİL YÜREKTEN.
Neler geçirdik toplum olarak. Atalarımız Anadolu dan sökülerek, Osmanlı payidahının  fetih politikası sonucu  getirildi bu adaya. Çökerken Osmanlı, bizimkiler, birçok yerde olduğu gibi geri ana topraklara dönmedi. Akdeniz'de ki tüm adalar da yaşayan Türkler bir şekilde kaçarken yurt edindiklerini sandıkları topraklardan, Atalarımız pençe yapıp tırnaklarını tutundular bu topraklara…
Getirdikleri birikimi adanın kendine has kültürü ile yoğurdular.  Modernleşmekte  her zaman bir adım önde oldular.  Atatürk, Kastamonu da " Şapka " devrimini ilan ettiğinde, Lefkoşalılar,İstanbullulardan önce kıyafetini bu devrime özel şekilde değiştirdiler. Latin alfabesi de toplumumuzda pek çok Türkiye ilinden önce uygulanmaya başlandı. Atatürk  inkılaplarını yapıyor Kıbrıs Türkü bunu anavatanın halkından önce benimsiyor, kendiliğinden, istenenden öte bir gayretle uyguluyordu.

Sonra direniş yılları başladı. Kültür olarak yıkılamayacağımız anlaşılmıştı. Silahlar konuştu. Baskılara dayanıldı, bu arada medeni gelişme hiç durmadı. Barış harekatı sonrası da nüfus kaydırmaları bu  Adalı Türk kültürünü deforme ettiyse de yok edemedi. Oysa  ulaşımın kolaylaşması , rahat yer değişimi olanaklarının sağlanması  ciddi bir tehlikeydi. Ancak  yıllardır bu tehlikeyi hep hissetsek de  bazılarının arzuladığı boyuta erişemediğini  gözledik. Bunun nedeni yüzyıllar içerisin de  oluşan adamıza özgün kültürün  köklü olması ve bu dominantlığın,  dışarıdan gelenlerin sayısal üstünlüğü olmadıkça onları baskı altında tutabilmesi idi..  Bu güçlü kültürün temelini de  Türkiye'den  kapılan Atatürk inkılapları,  İngiltere den alınan adabı muhaşeretin  adeta harmanlaşması oluşturmakta idi..
Uzatmayalım tarihimizde  çok acılar çektik .Uğraşlar verdik. Barış harekatını gördük. Özgür olmanın dayanılmaz  hafifliği ile sarhoş olup ganimet düzenini yarattık, bunca yıllık birikmiş kültürel özelliğimize darbe üstüne darbe vurup yozlaştırmaya çalıştık. Harekattan  yıllar sonra da Anan Planı'nı  yaşadık.   Süreçte bir şeyi daha öğrendik. O da "bu ülke de Türkiye  bir şeyi istemezse yaprak kımıldamaz" . Yani ada üzerinde kendimize özgü kültürümüze rağmen , Türkiyede'ki gelişmelerden bayağı etkileniyor, bunun da ötesinde istesek çabalasak da   etki alanından çıkamıyoruz
OLMADIK  SORULAR GELİYOR AKLIMA…
Bu realiteler insanın kafasına olmadık sorular getiriyor. Bende bu ara bir soruya taktım.  Malum çözüm istiyoruz ülkemizde. Bu çözüm istenci de bir yerde TC'deki AK Parti hükümeti tarafından da öyle yada böyle forse ediliyor.  AK Parti bu vizyondan  yada hükümetten çekilse  adamızdaki çözüm yanlıları kısa yada orta sürede çözülür güç kaybeder.  Bu  düşüncelerime itiraz koyanlar olabilir ama bana göre, başta da söylediğim  gibi realite bu… İşin kötüsü  beni rahatsız eden  bir  başka  gerçek  daha var.   Bu gerçek de Türkiye de iktidar partisi nin  aşırı muhafazakar , dine eğilimli  politikalar üretmesidir.  Süreç içerisinde dini muhafazakarlaşma  yönünde (ki bu yazı yazılırken MHP ile anlaşılıp türban konusunda anayasa değişikliğine gidilmesi adına T.B.M.M'de anayasa komisyonunda konu görüşülüp oylanmış, meclis genel kuruluna sevkedilmişti) Türkiye ye adımlar attırmaları ve tabii ki sonuçta bunun  bizim adamızda geliştirdiğimiz yaşam tarzımıza da bu yönde  etki yapıp  değişime uğratması kaçınılmaz olur.
SORULAR SORULAR SORULAR  VE CEVAP
Yukarıdaki bu "komplo teorisinden!!!" sonra  gelelim günün sorusuna.  Kıbrıs ta  biraz da ümitsizce  görünen "çözüm" olsun diye AK Parti ile yol almak , laik , modern Kıbrıs Türkünün bu yöndeki geleceğini tehlikeye atmak ne kadar doğrudur ?  Sahi siz  hangisini tercih edersiniz?  Çözüm uğruna çaba gösterirken  tam beş yüz yılda oluşturduğunuz  kültürünüzü  yaşam tarzınızı riske eder misiniz ?  Bu kumarı oynar mısınız ? Önceliğiniz hangisinedir ?  Ya da hangisini diğeri için feda edersiniz?
Bir dedim  altı soru sordum ya , aslında altısı da aynı soru. Hadi düşünün şimdi. Biliyorum bazılarınız hemen " Sen hangisini seçerdin diye soracaktır" . Benim de  cevabım " Eee! Ben bu yazıyı neden yazdım "  ya da  "Arif olan anlar!!" olacaktır.

   630 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Nefret güvercini
  09 Nisan 2008, Çarşamba   "Hatırla sevgilim"
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Lefkoşa nostaljisi üzerine
  26 Mart 2008, Çarşamba   Lefkoşa nostaljisi
  19 Mart 2008, Çarşamba   Fırtınada uyuyabilir misiniz?
  12 Mart 2008, Çarşamba   Zehra abla ve sağlık kurulu
  05 Mart 2008, Çarşamba   Köşe yazarları gazeteleri mi okutur...
  27 Şubat 2008, Çarşamba   Turizm Bakanı’nın dikkatine: Bufavento Kalesi ve bir anıt
  20 Şubat 2008, Çarşamba   1453
  13 Şubat 2008, Çarşamba   Dizimi kırdım yere. Yüzümü Güney’e döndüm. Özür diliyorum