Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken
Özer Hatay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rum tarafında iktidarı muhalefeti birleşerek, bütün hesaplarını Tükiye üzerine kurmuş ve Hristofyas-Talat anlaşması uygulamaya konulmuşken, büyük soru Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için özlü müzakerelere ne kadar gidileceğidir.
Birçok faktörün sonucun iyi olup olmayacağı ya da Kıbrıs'ın yeni bir çıkmaza sürüklenip sürüklenmeyeceği ile ilişkisi vardır.
Fileleftheros bakınız burada neler yazıyor:               
''Öncelikli öneme sahip olan şey, Kıbrıs Rum tarafının gücü karşısısındaki tüm kartları başarıyla değerlendirmesidir.
Çözüme yönelik müzakerelerin net hedeflere sahip olması ve belirli taahhütlerle gelişmesi için bizim üstlenmemiz gerektiğine inanıyorum.''
Söz konusu Rum gazetesinde bakınız daha neler var:
"Herkesin de bildiği üzere 2009 yılında AB, Türkiye'nin üyelik sürecini bütünlüklü olarak değerlendirecek. Ankara'nın tam olarak ne benimsediği, ne yapmadığı, kısa zaman sürecinde neyi benimseyeceği tartışılacak.''
Son zamanlarda Kıbrıs sorunu ile uzaktan yakından ilgili ülkeler ve uluslararası camia, Avrupa Birliği yetkilileri Barroso ve Olli Rehn'in Türkiye'de çok iyi karşılanmadığını belirten Rum gazeteleri, bütün hesapları Türkiye üzerinde yapmaktadırlar.
Rum yönetiminin resmi tavrına göre "şartlar ve taahhütler olmadan Türkiye'nin üyelik sürecini desteklenemez''. İşte bu yüzden 2009 yılında yani, Türk adaylığının değerlendirileceği yılda, Kıbrıs'ın tüm ortaklara Türkiye'nin ucu açık sürecini kabul etmeye devam edemeyeceğini duyurmasını öneriyorum.
Tüm dostlarımıza Avrupa sürecinin "yeşil çizgisinden" yani Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarındaki davranışlarından geçtiğini söylememiz gerekiyor.
Türk üyelik sürecini Kıbrıs sorunu gibi Avrupai bir sorunun çözümüne yönelik mücadele ile bağlarsak ortaklarımızın anlayışı ve dayanışması ile karşılaşabiliriz.
Bakınız devamla neler düşünüp neler planlıyorlar?
"Başka bir ifadeyle 2009 yılını iki net önkoşul ile değerlendirelim.
Birincisi: Türkiye'nin çözüme yönelik sorumluluklarını açık bir şekilde Avrupa metni üzerine bağla-yalım.
İkincisi: 2005 yılında anlaşmaya varıldığı üzere Lefkoşa'nın Kıbrıs sorunu ve Avrupa sorumlulukları ile bağlantılı olmayan Türkiye'nin katılım sürecinin kabul edemeyeceği konusuna netlik kazandırılsın.
Böylece dünün hatalı düşüncelerini değiştiririz ve BM'dekilerle birlikte çalışmaları için AB'nin mekanizmalarını ortaya koyarız.
Bu karar çözüm konusuna hizmet ediyor ve Kıbrıs sorununa adil bir çözüm bulunması için verilen mücadelede AB'deki daha dost güçleri harekete geçiriyor.
Zirve düzeyinde kararlar almaları ve ortaklarımız-la ilgili müzakereleri takip etmeleri gerekmektedir. Böylece olabilecek en iyi sonuca ulaşırız."

   534 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Rum tarafının beklentisi
  17 Nisan 2008, Perşembe   Hristofyas'ın manevraları
  16 Nisan 2008, Çarşamba   YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın hedefi Türkiye
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı
  13 Nisan 2008, Pazar   Pazariyelik yazı
  10 Nisan 2008, Perşembe   Rum yönetiminin derdine bakınız...
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Haravgi'den al haberi
  08 Nisan 2008, Salı   Kışkırtıcı eylemlere dikkat
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Turizme soyunan ülke