Görüşmeler çetin geçeceğe benziyor
Özer Hatay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Güney Kıbrıs Rum kesiminde 17-24 Şubat tarihlerinde yapılan Başkanlık seçiminde Papadopulos'un ilk turda elenmesi ve "Kıbrıs'ta Çözüm" sloganıyla seçimi kazanan Hristofyas'ın gelişi olumlu karşılandı.
Liderlerimizden bazılarının durumu, "son şans ve fırsat penceresi" gibi sözlerle değerlendirmesi de dikkat çekti.
Uluslararası toplumun belli başlı çevrelerince de bu bakış paylaşılmıştır. İç ve dış basında genellikle 2008 yılının sonuna kadar Kıbrıs'ta çözüm beklentisi ön plana çıkarılmıştır.
Bizde ise bir kesimin erken havalara girerek, Lokmacı kapısının açılmasını Kıbrıs sorununun çözümü ile eşdeğerde tutulduğu anlaşılıyor.
Görüşmeler başlamadan tarafların görüşmeci ekipleri hazırlanırken, bizim taraftan ekiplerimizin takviye edilmesi kaçınılmaz görülmektedir.
Referandum öncesi havayı yeniden getirerek görüşmeleri sürdüreceğimize inananlar şunu gözden uzak tutmamalı:
Görüşmelerin hayal edildiği kadar kolay ve de lehimize geçeceği sanılmasın.
Hristofyas'ın barışçı görüntüsüyle seçimlerin lehimize sonuçlanacağı ve "Çözüm için umut, son şans ve fırsat penceresi" olarak sunulan Hristofyas'ın verdiği görüntünün ardında Türk tarafına Papadopulos'tan pek farklı bir durum sunulacağı umuduyla havalara girmeyelim.
Avrupa Birliği nazarında Kuzey Kıbrıs'a verilen sözleri yerine getirmemesi yanında, Rum tarafından bazı beklentileri de ucuza kapatma gibi bir yaklaşımı da gündeme getirmiş bulunuyor.
Kıbrıs sorunu ile uzaktan yakından ilgili ülkeler ve de uluslararası kuruluşlar elbette iyi niyet belirteceklerdir.
Önemli olan Kıbrıs'ta çözüm ve barış için yapılan referandumda Türk tarafının evet iradesine karşın, yüzde 76 gibi çoğunlukla hayır diyen Rum tarafının "suçlu gömleğini" sırtından çıkarma fırsatını yakalamasıdır.
“Bu fırsat nasıl yakalandı?” diye düşünüyorsak, Gambari süreciyle yakalandı. Ve bugün murad edilen toplumlararası görüşmelerde Rum tarafının öncelikli olarak gördüğü 8 Temmuz anlaşmasıdır.
Hristofyas'ın sol gösterip sağ vuran bir lider imajını da unutmamalıyız. Barışçıl ve de Türk liderleri ile eski dost görüntüsü yanında, esas hedeflerinde, Kıbrıs Türkleri’nin can damarı ile oynamayı hedef aldığını da görmezlikten gelemeyiz.
Gelelim, görüşmeci ekiplere...
Rum tarafının görüşmeci heyetinde deneyimli kişilerin varlığı dikkati çekerken, bizim ekip de hukuk ve Kıbrıs sorununda dene-yimli elemanlarla Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı takviye etmeliyiz.
Toplumumuzda değişik iktidar dönemlerinde bürokrat olarak veya  diplomatik düzeylerde görev yapan elemanlarımızdan yararlanmayı gözden uzak tutmayalım.
Yurt dışında, özellikle de New York'ta ülkemizi temsil eden ve de görüşmeler dolayısıyla 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denkta'ın danışmanlığını yapan elemanlarımızdan da yararlanalım.
 Ulusal davamızın gereği olan görüşmelerde temsiliyet ve de görev alma da büyük önem arzetmektedir.
 Güney Kıbrıs'ta Rum hükümetinin ve görüşmelerdeki ekibin oluşumuna baktığımız zaman Başkanlık düzeni olmasına karşın, değişik partilerden elemanların görevlendirildiğini gözden uzak tutmamalıyız.
 Evet, görüşmelere başlarken, toplumsal ve ulusal çıkarlarımızı korumak ve kollamak hepimizin görevidir ve olmaya da devam etmelidir.

   382 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Rum tarafının beklentisi
  17 Nisan 2008, Perşembe   Hristofyas'ın manevraları
  16 Nisan 2008, Çarşamba   YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın hedefi Türkiye
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı
  13 Nisan 2008, Pazar   Pazariyelik yazı
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken
  10 Nisan 2008, Perşembe   Rum yönetiminin derdine bakınız...
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Haravgi'den al haberi
  08 Nisan 2008, Salı   Kışkırtıcı eylemlere dikkat