Kemancı ve zurnacı
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, Lokmacı'dan geçerek, Ledra'da yürürmesi ve çocukluk yıllarından kalan bir özlemle 'Regis' dondurması yemesi daha çok konuşulacak...
Liderin görevi, değişen dünya koşulları çerçevesinde, kendi halkını daha ileriye taşıyacak girişimleri cesaretle sergilemektir...
Sayın Talat'ın gösterdiği bu cesaret, kim ne derse desin takdir edilmelidir...
Bu ziyaret sırasında çekilen fotoğraflardan bir tanesi oldukça dikkatimi çekmişti...
Sayın Talat, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Ledra yolu üzerinde, çevredekileri rahatsız etmeyecek şekilde klasik parçalar çalan kemancıyı ilgiyle izliyordu...
Fotoğrafa baktıça, aklım Lokmacı'nın açıldığı ilk güne döndü...
Sünnet düğününe gider gibi davulcu ve zurnacı çağrılmıştı...
Bunu yapan kimdi bilemiyorum...
Belki Esnaf ve Zanaatlarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga idi, belki de işlerin açılacağı umuduyla kutlama yapan bir esnaf...
Neticede, Adamos vbe Yıltan'ın konseri sonrasında davulcu ve zurnacının katılımıyla görkemli bir kutlama yaptık!
Ledra'dan kemancı, Lokmacı'dan zurnacı!
Bundan daha iyi bir 'federasyon' olamazdı!
Zurnacı'dan bahsederken, 6 Nisan günü yine bu sütunda yer alan "Olmadı Valentina" başlıklı bir yazımdan sonra gönderilen bir açıklamaya değinmek istiyorum...
Valentina, Lokmacı'nın açılması için oluşturulan bir örgütün başını çekiyordu...
Kıbrıslı Türklerle iyi ilişkiler içinde birçok eyleme katıldı...
Lokmacı'nın açıldığı gün ise, saat 18.30 sıralarında Güneyden, Kuzey'e geçti...
Önde kendisi, arkasında 'İnsiyatif Grubu üyesi' arkadaşları vardı...
O arkadaşlar, Rumca yazılı pankartlarla, KKTC'ye geçmek isteyince, doğal olarak polis buna engel oldu...
Benim herhangi bir şahide ihtiyacım yok...
Olayın yaşandığı saatte oradaydım ve Valentina'nın, bir taraftan bizim polisle, diğer taraftan arkadaşlarıyla pazarlık yaptığına tanık oldum...
O nedenle Valentina'yı eleştirdim...
Pankartların üzerinde ne yazıldığı önemli değildir...
Sıcak bir günde ve sıcak bir ortamda, bir taraftan, diğer tarafa pankartlarla geçilemeyeceğini Valentina da arkadaşları da iyi biliyorlardı...
Böylesi bir durumun, Hürrem ve arkadaşlarını zora koyacağını da biliyorlardı...
Daha sonra 'DİKO'cu olduğu söylenen' bir başka grup "İşgalciler dışarı, tüm sınırlar kalksın' yazılı pankartlarla sınıra gelmişler, Türk tarafına geç-meye çalışımışlar...
Ve bunun Valentina ile ilgisi yokmuş!
Olabilir...
İster DİKO'cu, ister AKEL'ci olsun, böylesi sıcak bir ortamda hiç kimsenin 'tek yanlı' ihlal hakkın yoktur...
Valentina'yı eleştirmemin nedeni, mücadele arkadaşlarıyla birlikte, pankartlı geçiş yapmaya çalışmasıydı...
Kendisi pankart taşımıyordu, ancak hemen arkasındaki arkadaşların elinde pankartlar vardı...
Benzeri bir eylemi, Hürrem ve arkadaşları yapsaydı ve Türkçe yazılı pankartlarla güneye geç-meye çalışsalardı onları da eleştirirdim...
Yoksa Valentina, barış yanlısı, sevimli bir arkadaş...

   840 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Bir adım önde olmak var ya!..