"Ülkem işgal altında" diyenlere
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Akşam beni bir okurum telefonda aradı. Sesi, isyan ve acı doluydu. Adeta yüreğinden ve beyninden ateş çıkıyordu. Öylesine dolu bir duyguyla bana aynen şunu söyledi:
"Osman Bey, lütfen yazar mısınız? Bugün, Lokmacı'nın açılışını sırf izlemek ve insanların duygularını öğrenmek için oradaydım. Orada bir türkü veya bir şarkı çalınıyordu. O mü-ziğe ne derseniz deyiniz. O türkü ne diyordu biliyor musunuz?"
"Bilmiyorum. Söyleyin de bilelim." dedim.
"O türküde 'Ülkem işgal altında, beton duvarları deldik' diyordu. Bunun ne anlama geldiğini, çekilen acıları unutan insanlara, karşımızdaki düşmanın senelerce bize çektirdiklerini unutmuş insanlara öğretin bu adadaki Türk askerinin varlığını.  Türk askerine, bu sözlerle yapılan ihanetin ne kadar ayıp ve ne kadar seviyesiz olduğunu söyleyin. Ben, Kıbrıs Türkü olarak bu sözlerden utandım ve Türk askerinden özür diliyorum, bir başka Kıbrıslı veya Kıbrıslılar adına." dedi.
Bu isyan dolu sözleri söyleyen kişinin ismini vermeye gerek yok. O telefondaki ses bana:
"İsterseniz ismimi de açık açık verebilirsiniz. Rumlar yüzünden senelerce malına mal diyemeyen, ailesinin yarısını katliamlarda kaybeden, geleceği Rumlar tarafından karartılan bir insan olarak adımı da verin. Bizim kimseden korkumuz yoktur ve olamaz da, Allah'tan başka. Bu özgürlük bazı insanların kıçına battı. Lokmacı açıldı da ne oldu veya ne olacak? Bunu bir umut olarak görenler, yarın yine yıkılacaklar karşısındaki düşmanın nasıl olduğunu öğrenince."
Esasında benim bu sözlere yorum yapmaya fırsatım da kalmadı diyebilirim. Çünkü tamı tamına benim kafamdaki şeyleri söylemişti o telefondaki ses.
Lokmacı kapısının açılışı ile ilgili görüntüleri televizyondan izledim. Yüreğimde pek heyecan fırtınası veya bir özenti de olmadı. Ha Ledra Palas kavisini çizerek Rum tarafına geçtik, ha Lokmacı'dan. Kafalar değişmedikten sonra, Lokmacı Kapısı’nın açılışına umut olarak bakmak hatadır ve yanlıştır.
O görüntüde sirto çekenler, göbek atanlar, "barış" pankartları açanlar ve sözde dostluğa ve kardeşliğe kucak açanlar bilmelidirler ki, bu duvarları onlar delmedi. Ne de Türk askeri bu adada işgalcidir. Bu duvarları bize ördürten hep Rumlar oldu.  Yıllarca bizi gettolara kapatan ve bize bir solukluk hayatı fazla gören Rumlarla dost olacağını sananlar aldanacaklar. Rumlarla gelecek hayallerinin zihniyetini taşıyan insanların Türk askerinin adadaki varlığını yorumlamaya veya eleştirmeye hakkı da yoktur ve olamaz da. Çünkü onlar acılar yaşamadılar.  Çünkü onlar arkalarında yanmış bir ev, kaybolmuş bir hayat ve hayaller bırakmadılar. 
Şayet gerçekten acılar yaşasalardı, bu türküleri bağırta bağırta çaldırmazlar, Türk ordusuna da hakaret etmezlerdi.  "Betonları delmişler." Deliniz bakalım betonları. Unutmayınız ki o betonlardır sizin ananızın da, kızkardeşinizin ve eşinizin namusunu ve onurunu koruyan.
Lokmacı Kapısı'nın açılmasına asla karşı değiliz.  Olamayızda. Mantık, açılmasından yana. Ama kimsenin de şu anda kendi özgür topraklarımızdaki düzeni, bizi kurtaran Türk askerini eleştirmeye hakkı yoktur.
O şarkıların sözleri bir çivi gibi yüreğimize işledi acı acı.  Hem de affedilmiyecek bir acı. Onun için değil mi ki dünyaya yanlış mesajlar veriyoruz? 
Onun için değil mi ki bu türdeki ifade ve pankartlarla kendi davamızı yine kendimiz yok ediyor, zayıflatıyoruz?
Bırakın bu duvar yıkılsın ve yollar açılsın ama boyumuzdan büyük ve seviyesiz laflar etmeyelim. Lokmacı Kapısı sonrasıdır önemli olan. Önemli olan karşımızdaki unsurun ne şekil alacağıdır. Onların tezgahlamayı tasarladıkları şeytanlıkları doğru izlemek ve algılamak durumundayız.
Bir süre sonra göreceksiniz. Bu görüşmeler tümden tıkanacak ve herşeyin bir hayal olduğunu anlayacağız. Yeter ki biz, bizi iyi tanıyalım ve dışa karşı bütünlüklü ve seviyeli mesajlar verelim. En önemlisi de Rumları iyi tanıyalım ve iyi teşhis edelim.

   392 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?