|
Hristofyas'ın son mesajları, sanırım tıkanıklığın da mesajını veriyor. Yani her zamanki taktik, her zamani yöntem. Görüşmemek ve masadan kaçmak için uydurulan bahaneler... Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'tan şikayetçi ama temkinli şikayetçi. Daha doğrusu, hem memnun, hem şikayetçi. Bu nasıl bir şikayet öyle? Bana tuhaf geldi doğrusu. Hristofyas, Talat'tan şikayet eder, üstüne üstlük döner, "Sayın Talat kötü niyetlidir demek istemiyorum" diyor, artistler gibi. Hristofyas, Türk tarafı için, dolayısı ile Talat için şöyle diyor: "Türk tarafı, ilerlememiz için yeşil ışık yaktığı konusunda biz ikna edemedi." Demek Türk tarafı hala turuncu ışıktadır. Hristofyas'ın ışığının rengi ne acaba? Hristofyas'ı da, Makrios'u da, Klerides'i, Kiprianu ve Vasiliu'yu da hep kırmızı ışıkta gördük. Hristofyas'ın, Türk tarafının ışık yakmamasından şikayet etmeye hakkı yoktur. Doğrusu merak ediyoruz. Türk tarafından nasıl bir ışık isterdi ki bu süreç devam edebilsin. Görüşmelerin başlaması için, görüşmeleri zorlayan ve görüşme sürecinin başlamasını isteyen Talat olduğuna göre, ondan hangi ışığı beklermiş ki, Hristofyas efendi? Zaten şu anda içinde bulundukları durum, tabir caizse ve ben de bu durumu gerektiği gibi anlatabilirsem, "durumun, durumunu" inceliyorlardır. Bir de Hristofyas'ın dediği gibi, ilerlemenin ışığı ve o ışığın ikna şekli ve şemali, ışığın azlığı çokluğu, etrafa ne kadar ışık yaktığı, ne kadar ışık yakmadığı v.s..." Hristofyas'ın işi palavra. Dünyası hep manevralara ve uzlaşmamaya endeksli. Hayatımız hep barış ve çözüm zorlamaları ile geçti. Hayatımız boyunca hep, Rum’un masaya gelmesini bekledik, uzlaşma arayışlarına girdik. Öyle görülüyor ki, Rum tarafı, yine masadan kaçmak ve zamana oynamak için taktiksel maceralara giriyorlar. Geçen günkü yazımda söylemiş ve duvarlara yazdığımı da vurgulamıştım, bu görüşmelerden birşey olmayacak diye. Tıkanacak ve Rumlar yine zamana oynayacaklar demiştim. Gördüğünüz gibi, Hristofyas görüşmelerin tıkanıklığının mesajını veriyor. Biz istediğimiz kadar "barış elimizi" uzatalım, onlar hep kaçan taraf olacak. Biz, istediğimiz kadar zeytin dalı verelim, onlar bize ısırganotu verecekler. Gerçek olan birşey vardır ki Türk halkı ile Rum halkının eti, bir kazanda kaynamaz. Metazori bir anlaşma için zaman harcamanın da anlamı yok. Ortada bir gerçek var. Bütün dünya, dört gözle ve mikroskop altında Kıbrıs görüşmelerini izliyor ve bekliyor. "Kıbrıs'ta bir anlaşma olur mu?" beklentisi içinde tarafların masadan kaçmaması için gayret sarfediyorlar. Ortada olan gerçek, her iki tarafın masada kalabilme yarışıdır. Türk tarafının öyle bir derdi yok. Rumlardır dertli olan. Üzerlerine gelecek baskıları göğüslemek için Hristofyas bazı şeyleri yumurtlamaya başladı. Bunu yaparken de, geleceğe zemin hazırlıyor "Talat'tan ilerlememiz için yeşil ışık almadık" demekle. Herhalde görüşmelerde BM gözlemcisi veya temsilcisi olacak. O temsiliyet durumunda, her iki tarafın da tutumları belirlenecek ve o belirleniş içinde koyunun ak mı, kara mı olduğu anlaşılacak. Şayet gözlemciler de satılmazsa...
|