YDÜ ve Tıp Fakültesi Hastanesi
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KKTC dün, bir tarihi gün daha yaşadı. Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin temeli, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcılarından Devlet Bakanı Cemil Çiçek tarafından atıldı. 90 kişilik bir heyetle KKTC'ye gelen ve böylesine bir anlamlı yatırıma harç koyan Çiçek, Kıbrıs Türkü'nün yüreğini ve ruhunu rahatlatacak sözler söyledi, bizi kutladı, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin her zaman bizim yanımızda olduğunu vurguladı. Konuşması çok güzeldi Cemil Çiçek'in.
Tabii ki böylesine anlamlı törenlerde pek çok kalburüstü insan, pek çok medya mensubu ve pek çok diplomat ve siyaset adamı bulunur. Bir gazeteci ve program yapımcısı olarak orada bulunmamı ben, biraz da tarihi bir olayın şahidi olarak kendimi tanımlar ve şanslı olduğumu addederim.
Gerçekten böyle bir fotoğraf karesinde yer almak çok önemlidir.  Tamı tamına onsekiz ayda tamamlanacak olan bu görkemli hastanenin bitmiş halini gördüğümüz zaman, bugün temellere konan harç hortumlarını, kalın demir örgüleri ve binlerce insanı, rengarenk balonları, tören atma törenindeki top seslerini ve Dikmen tepelerinde yankılanan gümbürtüleri o fotoğraf karesine bakarak hatırlayacağız ve "bu fotoğraf karesinde ben de vardım" diyeceksiniz.
Bazen düşünüyorum... Acımasız Rum mezalimlerini, binlerce göçmenin evsiz barksız kalışını, katliam çukurlarını, ilaçsız, hastanesiz ve iletişimsiz günlerimizi düşünüyorum... Bir de bu yokluk içinde bir varlığı yaratmamızı ve zorluklarla mücadelemizi, tütün fabrikasından hastane yapışımızı, hastaları balya vinçleri ile yukarıya, ameliyathaneye çekişimizi düşünürüm ve YDÜ'nün devasa hastane projesinin karesini onun yanına koyarak "Nereden nereye geldik?" sorusunu sorarım.
Gerçekten nereden nereye geldik?
Şöyle bir arkamıza bakalım. Çok uzun bir yolun içinde bulduğumuz düşman mayınlarını, düşman taşlarını ve ambargolarını anımsayalım ve bir de bakışlarımızı Dikmen Tepeleri'ne çevirelim, Yakın Doğu Üniversitesi'nin ölümsüz bir abide gibi yükselişine bakalım.
Bir zamanlar oralarda rüzgarlar eser eser dururdu. Mevzilerimiz hemen mezarlıktan sonra, Dikmen tepelerine doğru bir yerlerdeydi.  Bakışlarımız Hristofyas'ın köyü olan Dikmen'e çevrilir ve düşmanın hareketlerini kontrol ederdik.
"Bugünler, bu zor günler geçecek mi?" sorusunu sorardık.
Evet! O zor günler Mehmetçik sayesinde geçildi ve 1974'le beraber özgür bir vatana kavuştuk. Bu özgür vatanın işi çoktu.  Binlerce göçmeni bünyesinde barındıran bir süreci dolu dolu yaşamak, göçmenlere hayat vermek, eğitimi rayına oturtmak, sosyal ve psikolojik yıkımları bertaraf etmek, ambargoları delmek, ekonomimizi iyileştirmek vardı.
Pek tabii ki zaman bizi başka platformalara kadar getirdi. Bir açılımlar, bir ufki genişlemeler süreciydi başlayan. Sektörel bazda bir gelişimin aynasında gördük Yakın Doğu Üniversitesi'nin rüzgarlı Dikmen Tepeleri'ne kuruluşunu.
Hristofyas orada, hemen sınır ötesinde kahroluyormuş.  Kahrolsun. Bize ne. Biz yıllarca kahrolduk, onun kılı kıpırdadı mı?  Kıpırdamadı. Şimdi onun bıraktığı topraklar üstünde görkemli bir üniversitemiz var. Yakın Doğu Ünivesitemiz o toprakların üstünde yükselirken, ben de şu iddiada bulunurum.
O topraklar zaten bizimdir. Güney'de bırakılan malların bir bedeli olarak şekillenmiştir YDÜ toprakları, orada. YDÜ Tıp Fakültesi açıldıktan sonra, şimdi bir de YDÜ Tıp Fakültesi Hastanesi açılınca, ne yalan söyleyeyim, kendimi bambaşka hissetmeye başladım.  Başarması zor birşeyi başarmanın duygusuydu bendeki.
"YDÜ Kurucu Rektörü Suat hoca bunu da başarır" demiştim.  Bazı değerlerin toplumsal gelişmemiz süreci içinde daha da artınca yerini bulur. Kimileri Tıp Fakültesi'nin açılışına muhalefet etmiş ve tepki koymuştu ortaya. "YDÜ bunu nasıl yapar?" sorusunun ceva-bını dünkü görkemli törende bulmak mümkün.
Bazı şeyleri konuşmadan da cevaplandırabiliriz, tıpkı dünkü görkemli törenin görüntüsü gibi.
Dünkü törende Prof. Ümit Hassan'ın şu ifadeleri dikkatimi çekti:
"Artık Türk hastaların Rum tarafında veya ada dışında umut aramalarına gerek kalmayacak." demişti Ümit hoca.
Çünkü kalite ile beraber etkin ve çağdaş sağlık hizmeti verilecek ve bir ilke daha imza atılacak.
Doğruya doğru, dünkü törenden ben şahsen çok etkilendim. Etkilendiğim kadar da gurur duydum. Bütün takdir duygu ve düşüncelerimle şöyle diyorum:
"Yakın Doğu Üniversitesi, size sesleniyorum ve dikkatinizi çeki-yorum. Sizi izlemeye devam edeceğim..."

   487 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?