Biz ne Maronitiz
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Şubat 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hristofyas bugünkü yemini ile koltuğunu ısıtmaya başlayacak. Hristofyas, yemin öncesinde yavaştan yavaştan uyumsuzluk ve uzlaşmazlık sinyalleri de gönderdi. Seçimlere kadar her türlü kılığa giren ve adeta kendini "barış havarisi" gibi gösteren, ama esasta barış havariliğinden çok "şeytani" bir kilişik taşıyan Hristofyas'ın dün verdiği beyanat, zehir zemberekti.
Hristofyas geçmişin izlerini silmek ister gibi kabul edilmez şeyler ortaya koydu. 
"Kıbrıslı Türklere, Ermeni ve Maronitlere tanınan tüm hakları onlara da vereceğiz. Ulusal Konsey'in kararları doğrultusunda Kıbrıs sorununu çözeceğim" diyor bay Hristofyas.
CTP'lilerin kullandığı bir ifade vardı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde.
Kullanılan o kelime esasında Denktaş içindi. Denktaş'ın varlığına tahammülsüzlüğün bir yansıması olarak kullanılmıştı bu ifade. Bir yerde Denktaş'ın götürülmesi için söylenmiş bir sözdü. Şimdi biz de Hristofyas'ın kabul edilmez beyanatları için söylüyoruz.
"Barra...Ve yine barra..." diyoruz.
Hristofyas hangi temele veya hangi hakka dayanarak bizi azınlıklarla aynı kefeye koymaya çalışıyor? Yapmak istediği nedir? Yapmak istediği ve kafasında şeytani planlarla şekillenen şey, tamamen eski fotoğraf ve her zamanki görüntüsüdür.
Hristofyas değişmiş. Hadi canım siz de. Ne değişse, ne de başkalaşsa, Hristofyas'tan hiçbir şey olmaz. Madem ki Kıbrıs Türklerini Maronit ve Ermeni azınlıklar gibi görüyor, madem ki Kuzey'de var olan koskoca Cumhuriyetimizi ve özgür topraklarımızı yok sayıyor, onunla masaya oturmanın da bir anlamı yoktur ve olamaz da. Hristofyas Ulusal Konsey'in kararlarına uyacakmış. Ulusal Konsey'in kararı neydi? Koskoca bir "Enosis" mücadelesi. Uy bakalım bay Hristofyas, uy Ulusal Konseyinizin kararlarına.
Şimdi millet sözde barışın ışığını gördüler Hristofyas'ın dolunay yüzünde ve beyaz saçlarında. Adeta İsa'nın tombulu gibi. İsa'nın o masum duruşu gibi. 
Veya anasının samanlıkta İsa'yı rahmine yerleştirdiği ve ona ''Allah'ın oğlu" dediği gibi.
Başlamadan bitecek bir görüşme zemini şimdiden kaygan bir ze-mine doğru gidiyor. Yapay politikalarla Kıbrıs sorununun çözülmesini bekliyorlar.
Geçen günkü yazımda da vurgulamıştım. Hristofyas da diğerleri gibi Türk askerinin adadan gitmesini bekliyor ve o kapıları zorluyor.  Avucunu yalasın Hristofyas. Biz yıllarca hakkımızı aradık, yok olan hayatımızın bedelini istedik ve onlar bize "avucunuzu yalayın" dediler.  Şimdi aynı sözü biz söylüyoruz.
"Barra bay Hristofyas... Avucunu yala bay Hristofyas!"
Türk askerinin gerçekten gitmesini istiyorsan, KKTC'yi kuzu kuzu tanıyacak, kuzu kuzu mal mülk meselelerini temelli bir anlaşmaya bağlayacak, Türkiye'nin etkin garantisini kabullenecek, bununla birlikte onurlu bir barışa imza atacak ve geçmişi geri getirme hayalleri ve hesapları yapmayacak, ondan sonra Türk askeri bizim ve Türkiye'nin isteğine ve tatmin olmasına göre bu adadan gidecek.
Biz bu filmi daha önce de gördük. Bizim dedelerimizin dedeleri gördü. Osmanlı evlatları giden gemilerin arkasından ağladılar, gelen İngiliz gemilerine kin kustular. Kıbrıs'ın Osmanlılar'dan kopartılıp Yunan'a ihsan eyleme senaryolarını düzenleyenler de bir gün hayal kırıklığına uğrayacaklar. Türk askeri ne zaman, hangi yerde son gidişini yapmışsa, arkasında kalanlar ya ağlamış ya da hüsrana ve acılara boğulmuştur.
Kim ne söylerse söylesin. Putin'in sözleri bir çivi gibi AB'nin ve BM'nin duvarlarına kazılmıştır. 
"Kosova'yı tanıdınız, neden KKTC'yi de tanımıyorsunuz? Neden çifte standart uyguluyorsunuz?''
Kim bu sözlerin önünde durabilir?  Hristofyas mı, onun politikasına destek sözü veren Kasulides mi, yoksa çözümsüzlüğe imza atan Papadopulos ve ondan öncekiler mi?
Son kez vurguluyorum.
"Bay Hristofyas, bilmelisiniz ki; biz ne Ermeniyiz nede Maronit. Biz, has be has Türküz ve Türk boylarındanız. Buradaki Türk askeri de canlarımız ve ciğerlerimizdir. İcab ederse onlar bizim için, biz de onlar için ölmeye hazırız. Barra bay Hristofyas, barra...''

   823 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?