Ya "Hristofyas" ya "Papadopulos"
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazımı, Rumların seçimlerinin devam ettiği bir zamanda yazdığım için, seçim sonuçlarına göre bir yorum yapamayacağım. Sadece bazı tahminlerde bulunarak Kıbrıs'ın kaderinde değişim olup olmayacağını ifade etmeye çalışacağım.
Kimse müneccim değil. Rum seçimlerinin sonuçlarını tahmin etmek için müneccim olmaya da gerek yok. Rumlarla içiçe bir durumumuz da yok. Ancak komşularımızın basına yansıyan derin siyasi çalkantıları ortada duruyor. Bu insanların ne yapmak istedikleri, seçim meydanlarında neleri savundukları görülmüş ve kendi seçmenleri de son kararlarını sandık başında vermişlerdir.
Bu tabloya baktığımızda Rumların lime lime bir toplum haline geldiklerini söyleyebiliriz. Tıpkı 15 Temmuz 1974 darbesinde lime lime oluşu gibi.
Onları yanlış kararlar ve yanlış mantıklar bu noktaya getirmiştir. Bir ideal olarak peşinden koştukları Enosis, içlerinde bir uhde olarak kalsa da şu anda gerçeklerle yüzyüzedirler. Bu adada iki halkın varlığı ve iki halkın eşitlik hakları, yasal hakları ortadadır ve bu da somut bir gerçektir. Pek tabii ki adadaki Türk askerinin varlığı da bir gerçektir. Türk askerinin hangi şartlarda neden burda olduğu da bir bilinendir. Türk askerinin işgalci değil, kurtarıcı olduğu da bilinmektedir. Rumlar bunu farklı görseler de Türk askeri kurtarıcı olmuştur. Hem Türkler için hem de Rumlar için.
Sanırım gazetemiz yayına girdiğinde Rumların seçim sonuçları açıklanmış olacak ve 24 Şubat'ta ikinci turun sinyalleri verilecek.
Bence en güçlü iki aday var. Bunlardan birisi Hristofyas, diğeri de Papadopulos'tur. Kim isterse bahse girebiliriz. Oylar bölündükçe bölündü. Şayet adaylardan biri yüzde ellinin üstünde oy alamazsa, kesin ikinci tur olacaktır.
Bize göre ne değişecek?
Kocaman bir "hiç"
Alınız Hristofyas'ı, vurunuz Papadopulos'a; Papadopulos'u alınız, vurunuz Hristofyas'a. Bunların hangisi diğerinden farklıdır? 
Hristofyas'ın Papadopulos'tan farkı; daha genç olması ve daha değişik bir iç politika üretmesidir. Temelde o da Türklere hak vermemek ve eskiye dönüş özlemlerindedir.
Hristofyas seçim sürecinde "Ben Taksim'i önlemek için aday oldum" demiştir.
Papadopulos da "Adanın birleştirilmesi ve göçmenlerin evleri-ne dönmesi için varım." demiştir.
Diğer adayların söylediklerine bakmıyorum. Çünkü onlar bu koşuda değiller. Peki...
Hristofyas'ın dediği ile Papadopulos'un dediğinin farkı var mı?  Kelime oyunları ile halkın önüne bir çıkış ve oy avcılığından başka birşey değildir ortada dönen.
Ben ısrar ediyorum. İkisinin de birbirinden farkları yoktur.  Kırk elli yıllık zihniyetleri değişmedikten sonra bu adaya huzur gelmiyecektir. Yeter ki bize dokunmasınlar. Putin'in dediği gibi kırk yıllık bağımsızlığımıza gölge düşürmesinler. 
Esasında ayının kuyruğu gelen hafta, yani ikinci turda kopacak. Kıran kırana, vuran vurana bir seçim olacak. Bütün mesele seçim kaybeden adayların oylarını kime kanalize edeceğidir. 
Böyle durumlarda büyük kapılar arkasında büyük hesaplaşmalar olur. Çok büyük rakamlar konuşulur. Bakanlık koltukları ve çıkar defterleri açılır. Her desteğin bir bedeli olur seçimlerde.  Veya her ezmenin ve ezilmenin bir bedeli.
Büyük cepheleşmeler başlar bu durumlarda. Kardeşler düşman, düşmanlar kardeş olurlar bu siyaset arenasında. Ne arenadır bu arena? Ne tatlıdır şu koltuk.
Hangi siyaset adamı kendi arzusu ile oturduğu koltuğu kendi gönlü ile bıraktı ve çekti gitti? Hiçbiri. Her giden gelene söver, her gelen gidenden intikam alır ve kin kusar. Geçmişin muhasebesi yapılır.
Şayet Hristofyas'la Papadopulos "gelen-giden" olgusunu yaşarlarsa, siz görün bakalım yazılacak hatıraları ve ortaya dökülecek gerçekleri. Türklere neler yapıldığı, neden Enosis için savaştıkları, neden Türk haklarına çöreklendikleri, neden 15 Temmuz darbesine destek verdikleri veya vermedikleri yazılıp çizilecek, tıpkı eski siyaset adamlarının yaptığı gibi.
 Kısacası Rumların ikinci tur seçimlerini izlemeye hazırlanın.

   574 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?