|
Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
|
|
|
|
|
|
|
Bazı şeyleri anlamakta zorlanıyoruz. Mesela Komitelerle Çalışma grupları kuruldu hatta gazetelerde bazı toplantılarıyla ilgili fotoğrafları da yayınlandı fakat hâlâ adlarıyla kimler oldukları bilinmiyor! Bu da mı Devlet sırrı? Eğer ve özellikle "adlar" açıklanmıyorsa vardır bu işte bir bit yeniği demez misiniz? Zaten diyoruz: 1) Öncesindeki açıklamalarda Annan Planına ilişkin çalışmalar yapanlar yeniden görevlendirilecek dendiği için Galiba bugünküler de onlardan. 2) Tutun ki büyük çoğunluğu Sn. Talat ve CTP politikasını benimseyenlerden seçilmişler dolayısıyle adlarını açıklayıp tepki çekmek istemiyorlar! Güzel de buna bal gibi CTP'nin siyasi şikesi denir eğer olasılıklar doğru çıkarsa! VE YİNE SU SORUNU Olmayan suya nazire mevcudu tasarruflu kullanma amacıyla "tedbirler" alınıyor. Ve sinirlerimiz bam telimize vurdukça söyleniyoruz: "Şimdi mi?" Kaldı ki bu işin evveliyatı var bizzat yaşadım, tutun ki bu gazete sayfalarına hiç taşımamışsam yüzlerce kez yazdım. Nesini? 1966'larda "Türkiye'den borularla su taşımaktan başka çaremiz yoktur" dediğimizi bugünlere kadar sürdürmek inadını. Hep aynı cevaplar verildiydi: "Ha hah haaa! Şimdi de Türkiye'den billur sular mı akıtacaksınız?" Balonlarla TC'den su taşımacılığına gidildiğinde "bu iş yaş" dedik ve eklediydik. Petrol krizinden sonra dünyada yüz bin tonluk tankerler çürümeye bırakıldılar. Onlardan bir iki tanesini devreye sokup özellikle yaz aylarında Türkiye'den taşıma suyu Kuzey'e akıtsak bırakın kullanmayı, bu su tarıma bile yeter. Tınmadılar bile! Oysa işte şimdi Güney'in Rum'u bile "tankerlerle" hatta Türkiye'den su getirmeyi düşünmekte. Akıl yolu bunu gerektirdiğinden! …Deniz suyundan arıtma çare de olsa tutun ki tesisler ancak gelecek kış döneminde biterler. Öyle tasarrufla falan da bu yazı atlatmak kolay olmayacak. "Ne yapacaksınız" lafından önce yazalım: "Avluları kazılmadık yer deposu denilerek tonlarca kapasiteli depoların gömülmediği ev kalmadı. Çoktan uyarmıştık. Şimdi bu yer depolarını yapamayanlar bekleyecekler ki mesela bazı evlerde yüz tonluklarının bile olduğu gerçeğinde gıdım gıdım akıtılan sularla dolsunlar, artan da talihsiz insanların bir iki tonluk depolarına aksın. Eğer artarsa! Vakti zamanında bu yer depolarını bir kayda kuyda bağlayın dedikti. Vız geldi tırıs gitti! …Neyse işte kuraklık, işte susuzluk! Cevabınız her zaman hazırdır, hadi bir kulp da bu felakete takıp en basitinden "ne yapalım yani, şimdi de Allah'ın işine mi karışalım" deyiverin! DÜNYA TAHIL İSYANINDA Türkiye'de dahil Uzakdoğu ülkeleri Pirinç buğday pahası ile yokluğunun isyanında. Bakkala sordum bizde de bir buçuk lira falan olan sekiz yüz gramlık paketlerdeki prinçler üç buçuk lirayı bulmuşlar. Bazıları beş buçuk lira. Geçen gün bir arkadaşa, "bizde de pirinç bulgur fi-yatları arttı" deyiverdiydim. "Pööh dedi. Kim yer pi-rinçle bulguru!" Tabi ki doğru! Bu memlekette 1974'den beridir deveyi bile hörgücü ile yiyip şişinen, otuz üç yıldır Rum'un bıraktığı mülkü alıp satıp, satıp alıp hâlâ ucunu bulamayan, her kapının önüne bir iki araba kondurup havuz-lu villalarda carta çeken ne Türkiye'nin ne AB'nin ne BM'lerin küfeler dolusu akıttığı dolarlara yurolara nazire doymak bilmez iştahada daha daha diyenler; şimdi pi-rinçle bulgurun, ekmekle zeytinin hesabını mı yapacak? Pöh pöh pöhh!
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Yağma yok, başaramayacaksınız |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Hükümet etmek zor zanaattır |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Ne büyük siyasetler |
| |
11 Nisan 2008, Cuma |
"Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!" |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Bu hallerdir ki korkutuyor bizi |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Eraslan'ın atraksiyonları |
| |
08 Nisan 2008, Salı |
Hristofyas'a kim cesaret veriyor? |
|