Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kürt'ün Barzanisi bir, Rum'un Papadopulos'u iki.   İlle de Ankara bizimle görüşsün çağrıları hiç bitmedi. Şimdi Papadopulos gitti Hristofyas geldi, o da aynı teranede: "Türkiye beni muhatap almalıdır."
Politikanın incelikleri olur. Bu Rum liderliği dediğinizde 1958'lerden beridir hep "kalın!"  propagandalarına voyvodalık katmazlar, amaçlarını kör gözüne parmağım sokmazlar, önerilerini zorla kabul ettirmek için kavga etmezlerse, politika yaptık demezler. Bu yolda Kuzey Kıbrıs'ı kaybettiler, adayı ikiye böldüler, Türk Devleti'nin kurulmasına neden oldular hâlâ aynı minval politikada devam ediyorlar! 
Bu şimdiki de öyle: Hristofyas Talat'ı es geçecek,  Ankara'yı muhatap alacak. Bir kez kandırır da mesela Erdoğan'la görüşürse dünyayı ayağa kaldıracak: "GKRY Cumhurbaşkanı Hristofyas TC Başbakanı Erdoğan ile görüştü." İki tanınmış devlet  görüşmesi! Yani TC'nin Rum Devleti'ni resmen tanıması… Oysa Türkiye Güney'i tanımadığı için bugüne kadar başta açmadığı limanları olmak üzere, ötesi uluslararası bazı örgütlere katılmasına da veto koyuyor AB üyesi Güney'i sakat bırakmaya devam ediyor. Hristofyas bu talihsizliği kıracak,     Papadopulos'tan miras kalan Ankara ile görüşme inadını sürdürüp götürüyor. Üstelik daha Sn. Talat'la yapacağı görüşmelere başlamadan.
DAÜ'DEN LAÜ'YE
Vakti zamanında ve giderayak benimle konuşup günah çıkartan DAÜ'nün rektörü Özay Oral, sonradan pişman olup, "istersen bu konuştuklarımızı yazma" ricasında bulunduğunda, bu ülkede makamı ne olursa olsun iktidarlardan çekinip korkmayan, makamlarını korumak için gelip giden iktidarlarla "iyi geçinmekten" başka çaresi olmayan, dolayısı ile memleketin en klasik düzen anlayışının her giden iktidara "ağam" her gelene "paşam" demek üzeri olduğunu bir kez daha saptamıştım!
Ki o Özay Oral beni kolumdan çekiyor, makamının bitişiği yan odadaki vitrinler içinde duran CTP'nin kendisine verdiği plaketleri göstererek bak, diyordu,  ''beni nasıl ödüllendirip koltuklardı…"
O zaman neydi Oral'ı DAÜ'den apar topar kopartıp gönderen olay? Yeniden yazmaya gerek yok, tek neden Oral'ın iktidar ile muhalefet partileri arasında sıkışıp kalması!      Tabii bunun da iki boyutu vardı: İktidarlarla değişen Vakıf Yönetim Kurulları'yla ilişkiler açmazı, partizanca istihdamlar furyası… Birisi makamıyla kendisini,   öteki DAÜ'nün batmasını getirmişti!  
Pekala LAÜ'de ne oluyor? DAÜ'de olanlar! Yani CTP  iktidarının emrinde olması gereken yönetim ve öğretim kadrosu bir, istihdamların da bu cümle içine konması iki! Eraslan'lı KTOEÖS işte bu "öyle geldi böyle gider" teamülüne çomak soktu. Tabii onların amacı da başka: "Hazır ortada sorunlu bir üniversite var, yetkili sendika tescilinde içine sızıp söz saz hakkı kazanırsak, üniversiteyi biz idare eder,  CTP'nin canına okuruz" hesapları! Asıl sorun tutun ki bunları da aşar. Nerede devlet orada kargaşa! Mesela aynı olayları YDÜ'de yaratabilir misiniz?  Mümkünü mü var? İşin kısası devlet dediğiniz deniz yemeyen domuz. İktidarı yer, sendikası yer,  sivil toplum örgütleri yer, külliyen ekonomik ve ticari sektörleriyle tarımcısı hayvancısı turizmcisi yer… Bu ne doymak bilmez iştahadır ki mide fesadından ölecekler, kusup kusup yine yerler!   

   626 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'a kim cesaret veriyor?