|
Ne dedik? Görüşmeler başladı ya kurtlar yavaştan inlerinden çıkıyorlar. Onlardan birisi papyonu ile ünlü Yalım Eralp. Gelişine ve onuruna verilen davetlere bizi de çağırdılardı, gidemedik. (Zaten nereye gideriz ki?) Kıbrıs sorunu ile ilgili bu siyaset erbabını Annan Planı dönemlerinde tanıdıydık. O defter kapandığında kayboldulardı. Şimdi yeniden sahne aldılar ve başladılar Annan Planı nedeniyle içine düştükleri yanılgıların günahını çıkarmaya. Yalım Eralp bunlardan. Büyük siyaset duayeni "Rum niçin planı kabul etsindi, havuç yenmişti, AB'ye kesinlikle gireceklerdi" diyor. Fakat bunu şimdi söylüyor, o dönemlerde aldaltılmışlığın kaçınılmazlığında halkı da aldatmak durumuna düşmüşlüğünün ikrarına varmıyor. "Evet de deseler hayır da deseler zaten AB üyesi olacaklardı" lafını siyaset uzmanlığının büyük "terennisi" olarak, fakat o dönemde değil, bugün lanse ediyor! Bir diğer büyük teşhisi de, "bundan sonraki gelişmelerde Kosova'nın emsal teşkil edeceği…" Kimseler bilmiyordu öğrendi! Üstelik Rum'a yine o büyük siyaset otoritesi oluşuyla nasihatta bulunuyor: "Ambargoların kaldırılması halinde KKTC'nin devlet olacağı kaygısından vazgeçin. Aksine, devam ederse devlet olacak!" Bir: Devlet değil miyiz yani? İki: Bugün görüşmelerin mihenk taşına vuran iki kurucu devlet değil midir ki kapsamında Kuzey ve Güney gerçeğini taşıyan özerkliği ile egemenliği var, sadece ortak devlet oluşumunda iki komşu gibi işbirliğine gidilecek. Üç: Ambargolar kaldırılırsa Kuzey Kıbrıs AB bünyesinde hangi siyasi ve hukuki adla işlev ve işlerlik kazanacak? Kıbrıs Cumhuriyeti mi yoksa işgal altında Kuzey mi? Sormuş oluyoruz! Devlet kelimesinden bu kadar da korkulmaz? Tabii anlı-yoruz kastedilen taksimle ifade edilecek birbirinden kopuk "iki ayrı devlettir." Pekala görüşmeler sonucunda o tukaka esamesine düşürülmüş "Taksim" kelimesi siyasi eşitlik ilkesinde makul ve şekilde Kuzey ile Güney bölgelerini tescil ederek bir taksimata imza atmayacak mı? Hem de iki devletli esasta. Neyse ki Yalım Eralp "makbulâttır," dedi miydi "dediktir!" VE GELELİM LOKMACI KAPISINA: Bu kez işi sıkı tuttular. Galiba açılacak. Haberlere göre hem de Türk askeri yerli yerinde kalacak. Hadi görelim bakalım eğer bu Rum bu kadar ılıklaştıysa görüşmelerin de bir çözümle sonuçlanmaması için hiçbir neden yoktur. Ama görelim! Şimdi gündeme Mağusa kapısının da açılması geldi. Öyleyse hatırlatalım: Gali Fikirler Dizisi’ni tıkayan sorunlardan bir tanesi de Derinya sınırının Kuzey ve Güney'e açılan kapısıydı. Orada da asker kaç metre ötede olacak diye tartışmalar vardı. Lokmacı'da asker sorunu ortadan kalkmışsa Derinya'da hayda hayda kalkar. Başlayın söylemeye: "Derinya kapısı da açılsın!" VE MAĞUSA LİMANI GREVDE: Kamu-Sen, Kamu-İş, KTAMS 4 Nisan Cuma'dan itibaren Mağusa limanında (pardon rıhtımında, çünkü rıhtımdan ibaret kaldı) greve gideceklermiş. Gerekçeleri ilginç. Bir: Partizanca istihdamlara son verilmesi. (Sanki dört yıldır kendilerinden öte partilerden isitihdam yapılıyor. Yapılıyorsa ortakları ÖRP'den!) İki: Zamların durdurulması. (Eskilerde bastırılanlar mı yenileri mi? Eskiler yerli yerine oturdu bu sendikalardan tıs çıkmadı. Yenileri yok çünkü kıvama gelindi, daha ne kadar zam?) Üç: Çevrenin yağmalanması ve gecekondulaşmanın önlenmesi. (Yağmalanacak ne kaldı? Villalaşma varken gecekondulaşma nerede?) Dört: Ek mesailer, özel sektör çalışanlarının örgütlenmesi, HP kriterlerinin güncelleştirilmesi, vergi adaleti falan. (İşte bunu anladık. Para bir, sendikaları daha güçlü yapacak kanunların çıkarılması iki. Oldu muydu zaten hükümete de gerek kalınmayacak. Dolayısıyla yallah tazyik, haydin greve!)
|