|
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın KKTC'yi ziyareti "önemli" kelimesi ile ifade edilmelidir. Niçin sorusuna da şu cevap verilmelidir: "Çünkü Hristofyas'lı Rum bu ziyareti hiç beğenmedi!" (Onlar beğenmeyip tepki gösterdilerse biline ki olay, bizden yana önemlidir.) Tabii Rum'un artık politika klasiğine kazınmış aynı makastan çıkma tepkilerine alışkınız, daha Büyükanıt gelmeden nasıl feryat edeceklerini biliyorduk, nitekim yanıltmadılar. Hristofyas üzüntülerini beyan etti, Rum basını Orgeneral'in konuşmalarını kışkırtıcı olarak niteledi, Rum siyasi partileri yasadışı ilan ettikleri KKTC'ye Genelkurmay Başkanı'nın ziyaretini tahrik olarak yaydı! (Pekala BKP'nin acar delikanlısı İzzet İzcan'a ne oldu ki "bu ziyaret Türkiye'nin 1960 Garanti Anlaşmaları'nı ihlalidir" dedi? Bu da bizim taraftan bir tepki örneği ki sahibine sorarsanız, siyaset incisi!) GELELİM RUM'A: Türkiye'nin adada bir kolordusu vardır. Bu ordu Garanti Anlaşmaları hakkında Kuzey'in güvencesi için buradadır. Buna karşılık eğer Rum Annan Planı'nı kabul etseydi bugün sadece sembolik olarak bulunacaktı. Bu kısmeti teptiler! Dolayısıyla Büyükanıt'ın ziyaretine üzüntülerini beyan edip yasadışıdır şikâyetlerinde bulunacaklarına, 1958'lerden beridir kendilerinin neden olduğu ve sonuçta adayı bölmeye kadar vardırıp Kuzey'de bir Türk Devleti oluşumunu yarattıklarının budalaca siyasetlerini sorgulasınlar! Ki uzlaşmaz tutumları hâlâ devam ediyor, karar verdiler, Allah'ın izniyle şimdi de KKTC'nin tescilini başaracaklar! Gelelim ötesine: Büyükanıt KKTC'ye gelirken herhalde Hristofyas'tan izin alacak değildi. Olay bu kadar basit. Ha, eğer KKTC'de Türk askerinin bulunmamasını istiyorlarsa ilk jesti kendileri yapsın, zaten hiçbir işe yaramaz kendi askeri birliklerini ilga ederek Güney'i askersizleştirsinler! Oysa anlıyor ve görüyoruz ki onlar ne adadaki Türk askeri varlığından ne de Türkiye'nin Kuzey'de sağladığı güvenceden kurtulmak istiyorlar. Farkında değiller ama çoktandır bu adada bal gibi de Türkiye ile birlikte yaşamaya alıştılar… Hayret ama: Bizim cephenin "bizimkileri" hâlâ alışamadılar! ANKARA ÇAĞLAYAN Olay hakkında kısa bir değerlendirme yaparken, "tarihe kazınıp halkla özdeşleşmiş coğrafya ve yer adlarının değişti-rilmesinin yanlış olduğunu" biz de yazdıktı. Ancak ekledikti. Eğer Lefkoşa'nın pejmürde Çağlayan'ı değişerek o eski günlere dönüş yapacaksa varsın yanına bir de Ankara alsın demiştik. Kıyametler kopartılmaya devam ediliyor, 'gitti elden Kıbrıs Türk halkının kimliği' denilerek Türkiye'nin uydusu durumuna gelindiğinin türlü çeşitli incileri döktürülüyor… PEKALA SORALIM. Siz değil miydiniz otuz yıllık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni Karen Foog gibi sıradan bir AB'li bayanın cebinize attığı bal kaymak paraları yüzü suyu hürmetine Annan Planı ile harcayacak propagandaların insanları olan? Siz değil miydiniz AKEL'le aşna fişne olup ortak vatan Kıbrıs'ı Kıbrıslılık bilinci yaratmak için seferber olan? Ve kandırıldığınız için halkı da kandırmak durumuna düşerek ulusal davayı içinden çıkılmaz bataklığa sokan? Siz değil miydiniz Beşparmaklar'daki Türk bayrağına şerh koyan, Birleşik Kıbrıs uğruna devleti inkâr eden? Rum'un mülkü üzerinde carta çekerken "kim kimin malını gasbeder" diyerek siyaset numarası yapan? "Bitireceğiz" dediğiniz popülizme dayalı istihdamları azdıran, dört yılda devletin hazinesini tamtakır yapan, Türkiye karşıtı muhalefet dönemlerine nazire Ankara kapılarında her türlü icazeti kabul edip yeter ki para aksın diyen? Bunlar "memleketi" değiştirmiyor, karakteristik yapısını bozmuyor da "Çağlayan" adının önüne Ankara kelimesi konduğunda mı bozup değiştiriyor? Hadi canım sen de!
|