|
Ve ne diyorduk? Hristofyas'ı da göreceğiz! Dolayısıyla Halep oradaysa arşın buradadır lafına nazire daha şimdi-lerde Türk'ün kırmızı çizgilerine kendi kırmızı çizgileri ile barikat koyan Bakoyanni'li Yunanistan ile Hristofyas'lı Rum'un o görüşme masasında Sn. Talat'ı nasıl şaşırtıp çözüm umutlarını yerle yeksan edeceklerinin somut ispatını görelim diyoruz. Ki içinde yılan hikâyesine dönmüşlüğünde Lokmacı Kapısı da vardır, bir tekine kadar adadan gitmesi istenen Türk askeri ile ilga edilmesi gereken Türkiye'nin garantörlüğü de vardır. Kaldı ki kıyamet asıl ötesinde: Nasıl siyasi eşitlik, nasıl federal sistem, nasıl ortak devlet, nasıl Kuzey'de ve Güney'de devletçikler? En basiti eğer Annan Planı'na evet demiş olsaydık tanınmışlığımız içinde tüm adanın devlet ve hükümet oluş hükmünü kendi ellerimizle kaldırıp yıkardık diyen bir zamanların Papadopulos'lu Rum'u, bakalım şimdi Hristofyas'la o Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kaldırıp ilga edecek iyiniyete yaklaşır mı? Çok kalmadı görüp anlayacağız diyelim ve işimize bakalım. İŞTE YARATILAN BİR OKUL (CAMBULAT ÖZGÜRLÜK ORTAOKULU) Ben derme çatma bir barakanın kırık dökük rahlelerle sandalyelerinde, boyası gitmiş çatlak karatahtası, kışın soğuk yazın sıcak dersliklerinde bile bir öğretmenin eğitim adına "mucizeler" yaratacağına inanırım. Yeter ki öğretmen olarak mesleğin anlamı yüreklere çakılsın. Cambulat Özgürlük Ortaokulu'nu uzunca süredir bu anlayışla izliyorum. Çünkü bu okulun çoğunluğunca öğrencileri, Mağusa'nın TC vurgulu gettolarından oluşurlar. Onlar her sabah, 1974 sonrası yanlış politikalar sonucunda oluşturulduğu için TC'den geldikleri yörelerin adlarıyla anılan mahallelerinden okula giderlerken, çoğu zaman evlerinde kanayan sosyal yaraları da beraberlerinde taşırlar. Onlar Veyselliler, Antalyalılar, Erdemliler, Adanalılar Mersinliler yaftası yapıştırılmış alt kimlik açmazlarıyla sarmalanmış, uzun yıllar dışlanmış ailelerin çocuklarıdırlar. Bazıları sereserpe sigara içerler. Bazıları başkaldırıda isyanı oynalar. Kimileri Kur'an kurslarından koparlar. Kimileri bir anneyi değil, "kuma" geleneğinin sürüp gittiği kendilerine özgü düzenleri tanırlar… Cambulat ve Özgürlük Ortaokulu işte bu öğrencileri kucaklar her sabah. Kolay olmayanı başarmak, hem öğretmek hem eğitmek için. Geçen gün baktım, gazete sayfalarına bu okul öğrencilerinin başarıları oturmuş, ödüller yağmış… Şu kadar okulla yarışmışlar sanrançta birincilik koparmışlar. Uyuşturucu ve zararlı maddelerle mücadele için yapılan yarışmada hazırladıkları tiyatro ile bir birinciliği de oradan kazanmışlar. Demokrasinin bile eğitime ihtiyacı olduğu bu memlekette işte bir okul, işte eğitim, işte değişim diyorum. Ki bu okulun öğrencilerini aileleri değil, onlar ailelerini değiştirip bir üst kimliğe taşıyacaklardır. Başarıyorlar çünkü başarmaları için mutlaka inanan öğretmenleri vardır. Olmasaydı son dönemlerde spordan santranç gibi beyinsel olaya, tiyatro gibi etkinliklere başarılarının imzasını atmazlardı. Güngünden "gettolardan gelmiş de olsak biz de varız" iddiasını çakmazlardı. Ki artık bu okul kabul ettirdiği eğitsel değişimi nedeniyledir ki Kıbrıslı-Türkiyeli öğrenci ayırımını da aşmış, öğrenim hakkını birlikte yaşıyorlar. Olayı ise biraz da şunun için sütunuma taşıdım: Dün öğretmenler "para," sendika başları ise "siyasi amaçları" için grevdeydiler. Şimdi soralım. O sendika başları yukarıda sözünü ettiğim okul benzeri bir eğitim anlayışının neresindedirler? Hangi katkı ve çabaları oldu? Mesleki zümreler olarak bugüne kadar hangi eğitim anlayışı işlevinin sahibi oldular? Ne verdiler, ne istiyorlar?
|