|
Neyse, hayırlısı ile gelecek hafta görüşmelere başlayacaklarmış. Tabii ilk görüşme "hoşamadilerle" geçer. Sn. Talat'la Hristofyas birbirlerine saygılarını sunarlar, umuda doğru çıktıkları yolculuktan bahsederler. Her ne kadar iki Cumhurbaşkanı'nın görüşmelerde buluşacakları sanılan tüm barışçıl ve iyi niyetli çözüm unsurları, öncesinde yaptıkları açıklamalarla, zıtlıklıkların ve anlaşmazlıkların açık beyanları olmuşlarsa da görüşme görüşmedir! Ki o görüşmeler başladığında ya tüm çözüm umutları berhava edilecektir yahut dış güçlerin çıkar planlarına dayanan baskılarında bir formüle varılacaktır. Doğrusu bizim hiç umudumuz yok. Buna karşılık hele görüşmeye başlasınlar diyoruz. İÇTEKİ SİYASET DAHA CİVCİVLİ Asım Vehbi'nin neden istifa ettiğinin doğru dürüst açıklaması yapılmadı. Fakat aylar öncesinden başlayan kulakları delip, kamuoyunu istifaya hazırlama politikası devreye konduydu. Ve "istifa etti, ediyor" denirken Vehbi'ye hangi görevlerin yakıştırılmakta olduğu da söylentiler halinde yayıldıydı. Olay bir süre unutulur gibi olduğunda Asım Vehbi şıp diye istifa ettiydi. Şimdi bakıyoruz bu istifanın ardından ne beklenen görevlere getirilmekte acele ediliyor ne de ve haberlere göre Vehbi bunlara "kabulümdür" diyor. Oysa bir başka beklentinde Mustafa Gökmen Vehbi'nin makamına kuruldu bile! Pekala neydi ÖRP'de olanlar? Hiç de başarısız olmayan ilk kez bir genç bakan olarak Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'nın oluşumuna adını yazdıran, kısa sürede memleketin çevre sorunlarını seslendirerek peşpeşine kararlar aldırtan Vehbi'nin, ÖRP'nin Avcı'sı için ne mahzuru vardı? Mesela Gökmen'e kesinlikle Bakanlık vermek zorunluğu mu bu operasyona neden olduydu? Çünkü şunu da bili-yorduk. Öteden beri Erdoğan neden Meclis'te ve Bakanlar Kurulu'nda "kendilerinden" bir kaçının olmadığından şikâyetçiydi. Yani olaylar ve dedikodular bunu doğruluyordu. Yoksa Vehbi, Turgay Avcı politikasına denk düşmeyen bir değişik anlayışın tedirginlik yaratan rotasına mı düştüydü? Bunlara da cevap verilemeden son günlerin görüşmeler başladı başlayacak telaşları arasında olay gündemden kayıp gidiverdi. Buna karşılık eğer konuşulup anlatılacak bir arıza olduysa bunu konuşup anlatacak olan tabi ki Asım Vehbi'dir. Bekliyoruz! VE UBP CEPHESİ: Hırsı olmayan, aklının ve becerilerinin iddiasını "benim" diyerek çakmak yollarında mücadele etmeyi göze alamayan, gider bakkal dükkânı açar, asude hayatını yaşar! Politikacı dediğiniz önce o "ihtirası" ardından "iddiası" ile vardır, UBP'nin kadim ve daim adamı Derviş Eroğlu bunlardandır. Son konuşmasında ve Mağusa'daki bir toplantıda "ben UBP'nin lideriyim" demiştir. Partiye hizmet yollarında koşturuyorum kulpunu taktığı köy gezilerinde de "görüyorsunuz bensiz bu parti bir türlü istikrara ve büyümeye" gidemiyor imajını çakacak konuşmalarıyla süslüdür. Pekala neden Tahsin Ertuğruloğlu en nihayet çatlayıp ve Eroğlu'nu suçlayıp, "ben şamar oğlanı değilim" demiştir. Bilmeyen kalmadı ama yazalım: "Çünkü ne yapıp etmişse kendisini Eroğlu'na beğendirip kabul ettirememiştir. Öyle de oldu muydu partiye hizmet diyerek Ertuğruloğlu'nu töhmet altında bırakacak ne kadar politika atraksiyonu varsa hepsini yapan Eroğlu'na karşı başkaldırmak vacip hale gelmiştir. Bu konuya döneceğiz ama yazalım. Eroğlu kadim dostu Mehmet Bayramı da yitirmiştir. Şimdilerde yapayalnızdır ama hâlâ kendini UBP'nin vazgeçilmez lideri olarak görmekte, bu liderliğini de Cumhurbaşkanlığı adaylığına taşımak sevdasında "benim" diyerek sürdürmektedir. Bakalım devam edegele nereye varacaktır!
|