Biri bu siyasi eşitliği anlatsın
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Mart 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Siyasi sorunda ıkına sıkına da olsa "vazgeçilmezlerimiz" haline getirdiğimiz iki kırmızı çizgili isteğimiz vardır. Birisi uzantısı AB'de olan izolasyonların kaldırılması, diğeri eğer çözümün "siyasi eşitlik" temelinde olması.
İzolasyonların kaldırılması mücadelesini hep anladık. Fakat siyasi eşitliği hiç anlayamadık. Anlayamadığımız için de "bire bir" esası diyerek basite irca ettik. Yani bir Rum devletine karşılık bir Türk devleti. Bir Rum oyuna karşılık bir Türk oyu. Birleşik Kıbrıs'ı oluşturacak tüm Devlet organlarında bire bir eşitlikçilik…
Mümkün mü? Ya biz cahillik yapıyoruz veya çocukça düşünüyoruz! Ki anladığımız "siyasi eşitlik" ne Annan Planı'nda vardır ne de Rum'un kitabında.
Buna karşılık hep bekliyoruz, bir gün birileri bu adada iki devlete dayalı birleşik Kıbrıs'ın siyasi ve hukuki statüsünün siyasi eşitlik içinde ne olacağını anlatır da biz de anlarız.
VE GEÇEN HAFTANIN OLAYLARI
Kamuda görevli sendikalar kurutulan hazineye nazire eylem ve gerevleriyle hükümetten maaşlara zam istediler. Öğretmenler işte o "para" için, sendika başları da "siyasi efkârları" için yürüdülerdi yollarda.
Tabii ki "başlarla kuyrukçuların" birbirlerinin maksatlarından haberleri yoktu diyemeyiz. Maşallah her biri cin gibi zeki ve nemleketin entelektüel kesimini oluşturuyorlar. Leb demeden leblebiyi anlıyorlar.
Buna karşılık onlar zamlı parayı sağlayacak "başların" bir parmak işareti ile ve binlercesiyle yollarda da yürüdüler, firesiz eyleme de katıldılar. Ve bir kez daha anladık ki bu memlekette hiçbir alanda sağlanamayan şu cafcaflı "konsensus" lafına karşılık "para" tek birleştirici ve de bütünleştirici unsurdur.
Hiç yabancısı değiliz. Çünkü o parayla bu memlekette Annan Planı'na yüzde altmış beş oy da çıkmıştır, insanların beyinleri bir ticaret metaı gibi satın alınıp satılmıştır da… Sözümüz elbette ne tümden öğretmenleredir ne tümden "evetçilere''dir. Fakat "başlar," doğrusu hangi silahı ne zaman kullanacaklarını iyi bilirler, hangi kez hedefe  parayı koysalar prim yaparlar.
Bu büyük ve din iman esamesindeki gerçeği siyasi partilerle Ankara mı bilmez? Seçim günü gelsin yine görürüz diyelim ve "Ankara"  vurgulu olaya bakalım.
790 MİLYON YTL DAHA: 2008 yılında Ankara KKTC'ye  altyapı yatırımları için 561 milyon YTL ödenek ayırdı. Öncesi yardımlarla 790 milyon YTL'ye ulaşıldı. Yani Türkiye KKTC'yi varoluş sürecinde yaratmaya devam ediyor.
Ancak açık seçik yazalım, her yıl artan miktarlarla Kuzey Kıbrıs'a akan bu paralar ne hesapsızdır ne kitapsız. Ne de "anavatan-yavruvatan" deyişlerinin hamaset nutuklarına sığdırılacak kadar duygusal ve kan bağı fedakârlığı içeriklidir. O zaman vurgulayalım:
 Türkiye için KKTC vazgeçilmezdir. Yardımlar ilgiler, sadece Kıbrıs Türk halkı için değil, Türkiye'nin gelecekteki siyasi ve ekonomik çıkarları içindir de. Dolayısıyla her kuruşun ödenmesi gereken bir diyeti olacaktır ki bunu ne Türkiye'ye karşı vefada  inanç öder ne de "sensiz" olamayız lafları. Çünkü bunları seslendirenler kadar da "çek git" diyenler vardır bu adada!    Dolayısı ile geriye kalan ödenmesi gereken "diyetse" bir gün bunu mesela Erdoğan'lı AKP bedelinin hesabı, kitaptaki nedeniyle söyler ve öderiz! Doğrusu biz buna hazırız. Gailesi olacaksa, hazır olmayanlar çeksin, çünkü ucunda yaratılan kadar yıktırılan, kazandırılan kadar kaybettirilen iktidarlarla ikballer de vardır,  çatır çatır hizaya çekilenler de…

   456 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları