KTOEÖS, CTP ve beklenenin olması
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geçen hafta "nihayet  beklenen oldu" diyeceğimiz bir yargıda KTOEÖS ile polis karşı karşıya getirilerek kavga ettirildi.
Geçmişte de bu tip sendika polis arbedeleri yaşandı kıyasıya eleştirildiydi. Bugünkü ise o geçmişin UBP iktidarı ile CTP muhalefeti dönemlerinden kalma yeni versiyondur.
Olay sadece dıştan bitirme sınavlarına sendika engeli kondu di-yerek yorumlanıp,  tüzük ve kurallar çiğnendiği için arbede kopmuştur değrlendirilmesine sığdırılacak kadar da tekil değildir…
Çünkü KTOEÖS, CTP'nin beynindeki urudur! Dün de "Birleşik Güçler" ahkâmında öyleydi bugün de öyledir. Sorun ise devlet yönetselliğinde yetki ve yetke paylaşımındaki tartışmadır. Ödenmesi gerektiği halde CTP hükümeti tarafından aldatılıp ödenmeyen ve diyet haline gelen borçtur!
Ve başından beri süregelen kavga aldatanla aldatılan, borçlu ile alacaklının hesaplaşmasıdır. Kapsamında Kıbrıs siyasi sorunundan Türkiye'ye yönelik politikalara, çözüm hedefinden kendilerine göre anlayışlarda sapmalara kadar türlü çeşitli görüş ayrılıkları vardır.
Eğer geçtiğimiz haftanın sendika-polis arbedesine bu geniş viz-yonla bakmazsanız yanılgıya düşer, tekile indirdiğiniz olayın doğrusuna varamazsınız…
BİZİM İÇİN DEĞİL fakat CTP iktidarı kendi 'Birleşik Güçler'i için bir ihanet sertifikasıdır. Annan Planı mikrobunu kaparak onulmaz hastalığa düçar olmuşlukta 1974 ve son aşaması 2004'lerden beridir sürdürülen mücadelenin içinde sadece öğretmenler sendikalarının değil, ötesi statüko ve statükoculara karşı "birleşik Kıbrıs" efkârında birleşen güçler için, önce KKTC yoktur! Olmadığı için boşluğuna oturtulacak yeni statü "ortak vatan Kıbrıs"tır.    Türk-Rum halkları değil, Kıbrıslılar vardır. Türkiye askerinin güvencesi yerine AB güvencesi ikame edilmelidir. Dolayısıyla asker adadan gitmelidir. TC kökenliler yapısal erozyona neden olduklarından adayı terketmelidirler…"
Bunlar CTP'yi iktidara taşıyan, başlıkları sloganlarla yazılmış hedeflerdi. Yeni bir Kıbrıs yaratacaklar, AB üyeliği içinde Türkiye'siz Kuzey'e sahiplik koyacaklardı.
Tasavvurlarını Papadopulos'lu Rum'un plana "hayır" demesi yıktı. CTP iktidarını korumak için Anakara'ya muhtaç, oraya sığındı. Birleşik Güçler'i tepki koydu, kavgaları sürüp gidiyor…
ÖTESİNE GELİNCE: Eğitim Bakanı Öztoprak CTP hükümeti ile öğretmen sendikaları arasında ne uzlaşma sağlayacak kadar politik beceriye sahipti ne de sendikaların aldatılmışlıklarından kaynaklanan hüsranlarını görevinin işlevinde izale edecek kadar basiret sahibiydi. Sn. Talat'ın 1993'lerden kalma Eğitim Bakanlığı dönemindeki tasavvurlarını "reform" diyerek parça körçe ortalara sürer, yeniden yazılan tarih kitaplarıyle 'Birleşik Güçler'in gönüllerini hoş etmeye çalışırken bu kez de sendikaların dışındaki öğretmen ve büyük halk kesimlerinin tepkisinde yıprandı..
Buna karşılık ne hükümet erkine rağmen iki öğretmen sendikasına yaranıp destek alabildi ne de  son zamanlarda Başbakan'la, ötesi hükümet erkânına musallat olan "ben yaparım olur" inadını istikrar yapabildi. İç barışı bozan yetkili Bakan oluşundan öte gidemedi!
OLAYLAR CTP BÜNYESİNDE süregelen tartışmanın "sendika-polis" arbedesine varan bu aşamasında ise sona gelinmişliğin  "yetki ve yetke" olayıdır. Eğitime kimin yön vereceğinin kavgası bir yana, asıl kavga  çoktandır Bakanlığı yönetip yönlendiren sendikaların, "sen yaparsan değil, biz yaparsak olur" diklenmelerinin sonucudur. Ki benzer olaylar sağlıkta, tarım kesiminde,  inşaat sektörü ile çalışma hayatında da sürüp gitmekte,  hükümetin dört yılda hazineyi kurutup milletten şefaat bekler duruma gelmesi gerçeği çok iyi bilindiği halde mesela 2008 yılı için yüzde on sekizlik zam isteğiyle batacak gemiye son darbenin indirilmesi hedeflenmektedir.
Bu bağlamda, evet, sendikacılar polise bilinçli olarak saldırmışlar, olay yaratmışlardır çünkü son darbenin provasına ihtiyaçları vardır.
''Olanları seyrederken üzülüyor muyuz?'' sorusuna gelince:  Hatta bir katre bile! Çünkü bunların memleket yöneteceklerine inanmıyorduk, ispatını çakıyorlar. Biz kendi kendimizi yönetmek seviyesine gelemedik "doğruluğuna" imza atıyorlar. Bu durumda 'tek güvencemiz Türkiye'dir' diyoruz, "görüyorsunuz işte var mı başka çaresi?"  

   575 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları