|
|
|
|
|
Ne bilinmeyendir ne de yeni icattır: Demokratik rejimlerde seçmenden çoğunluğunca onay almış siyasi partiler iktidar olurlar. Koalisyon yahut başkanlık sistemi de olsa her zaman tekil olan bir siyasi parti iktidarı ve her zaman çoğunluğunca muhalefette yer alan siyasi partiler vardır ancak bu çoğulculuk siyasi erkin iktidar kadrolarının aidiyetinde olduğunu değiştirmez. Demokratik rejim bu çok kalın ayarla başlar. Çünkü iktidarı da muhalefeti de yaratan halkın siyasi iradesidir. Dolayısıyla ne her zaman "halka rağmen" iktidar kadroları güçlüdür ne de her zaman "muhalefet" halka rağmen "doğru" olarak kabul edilecek işleve sahiptir. ÖTESİNİ BIRAKALIM KKTC'YE BAKALIM: Ve büyük laf etmeden demokratik rejimin start aldığı 1974 sonrası "küçük iktidar icraatlarına" bakalım. Devlet oluş iddiası UBP iktidarları dönemleri olur. Devlet organları da o dönemde oluşur. İktidarın dayandığı iki güç vardır. Birisi Kuzey'deki Rum mülküdür. Yapısallığımızın iyiliği de zafiyeti de büyüklüğü de küçüklüğü de bu mülke sahiplik koymanın "doğru ve yanlış" politikaları kadardır. Asıl büyük güç ise içteki politikaların iktidar elinde sürüp gitmesine güven ve destek veren Türkiye'dir. İnce ayar da burada başlamaktadır: Türkiye iyi ve doğru yönlendirdiğinde başarılı, kötü ve yanlış yönlendirdiğinde başarısız olunmaktadır. Mevcut iktidar her devrede Ankara ile temastadır, Ankara'nın yardım ve destekleri ile iktidardır. Yani İktidar Kıbrıs halkı karşısında "üst'tür" Türkiye karşısında "ast'tır." Siyasi deneyimi bir yana devlet yönetme becerisi hiç yoktur. Dolayısıyle iktidarda tutunma gailesini Kuzey'i Rum mülkü odaklı "paylaşıma" sokma politikasıyla aşmaya çalışmaktadır. Dayandığı iç güç de yarattığı "mütegallibedir!" Ancak "paylaşımdan" nasiplenemeyen gayri memnunlar çoğalıp tepkisel kitle haline geldiklerinde UBP iktidarı miadını doldurmuş gitmiştir… GÖTÜREN CTP GÖZÜKMEKTEDİR: Oysa değildir. Erdoğanlı AKP'dir. CTP'yi iktidara getirdiği gibi! Demek ki KKTC'yi hâlâ yönlendiren ve halkın büyük iradesi üzerinde etkin olan Ankara'dır. CTP iktidara geldikten sonra muhalefet dönemlerinde kıyasıya eleştirdiği bu gerçeğe karşın UBP iktidarlarının bile başaramadığı düzeyde Ankara ile bire bir ve eşuyumlu politikalarda buluşmuştur. Olaya takılan mazaretin kulpu Annan Planı'dır, çözümdür, AB üyeliğidir. Gerçekte AKP iktidarının AB ile ilişkilerinden kaynaklanan kendi siyasi geleceğinin politikasıdır. CTP o politikaya uygun olduğu için tasarlanıp iktidara taşıttırılmıştır. PEKALA BÜYÜK HALK İRADESİ: UBP dönemlerinde neyse CTP döneminde de odur. "Paylaşım" devam etmekte, ekonomi UBP dönemlerinde olduğu gibi üzerine oturmaktadır. Ancak siyasi durumda sapmalar vardır. Ne CTP iktidara kondurulurken gözetilen amaç gerçekleşmiştir ne de AKP gözettiği amaca ulaşmıştır. Yani çözüm olmamış, Türkiye AB ilişkileri bekleneni vermemiştir. VE GELELİM TALAT-KOSOVA OLAYINA: Bunca lafı işte bu olay nedeniyle sıraladık. Sn. Cumhurbaşkanı Kosova'nın bağımsızlık ilânını "selamlamış" ancak "tanıdım" dememiş, kıyamet kopmuştur. Pekala "tanıdım" demiş olsaydı ne olacaktı? Bir başka ince ayar da burada var: "Türkiye tanıdı ya!" Bir. Ya "siz karışmayın, Güney'deki seçim sonrası nasıl görüşme masası kuracağınıza bakın" telkini gelmiştir yahut da, "zaten biz tanıdık tanımadık diyecek kadar devletiz ki o siyasi irade bize ait" mesajı verilmek istenmiştir. Kerhen de olsa! Ki şu sıralarda "KKTC'yi Ankara yönlendiriyor'' imajını çakıp pekiştirmekten çok, devlet erkindeki KKTC'nin çözüm sürecine koyacağı siyasi irade gösterisi daha önemlidir. Ve ekleyelim: Biz TC'nin bizi "yönlendirmesinden" şikâyetçi değiliz. Hatta "kendimizi yönetemiyoruz, inat değil mi keşke yönetseydi" bile diyoruz.
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Yağma yok, başaramayacaksınız |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Hükümet etmek zor zanaattır |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Ne büyük siyasetler |
| |
11 Nisan 2008, Cuma |
"Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!" |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Bu hallerdir ki korkutuyor bizi |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Eraslan'ın atraksiyonları |
|