Keşke biz Kosova’ya emsal olsaydık
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Şubat 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Siyasi durum kendi seyrinde devam ediyor. Hatta kuşku duyulacak yılları da atlattı. Aksine artık GKRY'nin tüm adanın yönetselliğini temsil eden uluslararası devlet kimliğine sahip olmadığı da kabul görmekte.
Kuzey resmen Türk halkının egemen olduğu coğrafya olarak muamele görüyor ve gitgide iki ayrı "yönetsellikle"  iki ayrı halk iradesinin iki ayrı bölgede kendi egemenleri olduğu düşüncesi kemikleşiyor.
Bu sürecin tek arızalı yanı KKTC bünyesinde yaşanmakta olan siyasi çözüme yönelik görüş ayrılıkları olu-yor, bu da BM ile AB'yi kalıcı ve fonksiyonel çözüm konusunda nihai karara varmalarında tereddüte düşürüyor.
ARIZA BİZDEN KAYNAKLIDIR: Kıbrıs'ta 1974'lerden önce gelişip bugünlere Annan Planı gölgesinde düşen Türk halkının mücadelesinde hiçbir devrede çözüm konusunda kesin ve ulusal karar aşamasına varılmamış,  bütünsellik taşıyan bir mesaj verilememiştir.
Bunun içinde 1974'ün hemen sonrasında yansıyan  Kuzey'e ilişkin otonom ve federe yönetim biçimleri arayışları da vardır, ilke haline gelmesi gerekirken Denktaş'ın malı olarak nitelendirilip muhalefet cephesi tarafından benimsenmeyen KKTC de vardır. Ki KKTC varken ve sahip çıkılıp yaşatılması gerekirken Annan  Planı gündeme geldikte, "işte fırsat" denilmiş ve eğer "Denktaş'ın KKTC'sini yıkacaksa bu plan yıkacak" umudu yakılmıştır!
Kıbrıs'la ilgili dünya siyasi çevreleri bu tutuma bayılmışlardır çünkü en büyük korkuları olan "ya Kuzey hep birden KKTC'ye sahip çıkıp adada iki ayrı devlet konusunda direnişe geçerse ne yapacağız" gailesinden kurtulmuşlardır…
ŞİMDİ GÜNDEME KOSOVA SOKULMAKTADIR. Beklerdik ki şimdilerde bağımsızlığı için uğraşan Kosova  emsal teşkil edecek ispatta Kıbrıs'ı işaretleyerek, "işte orada da iki ayrı devlet vardır" politikasıyla hareket etsindi.
Oysa aksi oldu Kosova'nın bağımızlık mücadelesi belki bizim için emsal olur umudunu yaktı! 
Gerçekte bugünlere gelirken görüp de anlamak istemediğimiz yığınla siyasi değişim oldu fakat bizim için hiçbirisi makbul sayılmadı! Mesela 1990'larda Sovyetler yıkıldı on dört tane yeni cumhuriyet oluştu, şimdi bunlar ne Sovyetler'den koptular diye perişandırlar ne de ayrı devlet oluşlarında yalnız. Aksine her geçen gün daha iyiye gitmekteler. Balkanlar'da da federasyonlar yıkılıp yeni devletler kurulurken ne üçüncü dünya savaşı çıktı ne de bu ayrılmalar felâket getirdi. Hatta bazıları AB üyesi bile oldu. Kosova arada kaldıydı şimdi o da bağımsız devlet olarak yerini almaya hazırlanıyor…
BİZ BECEREMEDİK: Daha doğrusu becerme kabiliyetini dumura uğratan malûm kesimler en basitinden devlet olmayı bile yakıştıramadılar bu halka! Ya yıkılıp giden federasyon çağrıları yaptılar, yahut birleşik Kıbrıs efkârında debelendiler.
AB ile BM bu seslerden cesaret aldı. Hatta susmasınlar diye destek verirken, güçlenmeleri için artması gereken katılımları teşvik yollarında oluk oluk paralar akıttı…
Hâlâ devam edenler var ama en azından biliyorlar:  Bu Rum'la bu adada ne federasyon kurulur ne de iki ayrı devlete dayanmayan bir yamala çözüm şekli kalıcı olur.

   634 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları