|
Son dönemlerin en güzel lafını BM'nin Kıbrıs temsilcisi Möller yaptı. "Pööö" dedi, "biz bu çözüm beklentilerini çok gördük…" Tabi Möller bunu söylerken şikâyetçiydi. Şikâyeti ise BM'nin Kıbrıs sorunuyla ilgili son girişiminin spekülasyon haline getirilmesi ve çözüme yönelik değerlendirmelerde bazen "eli kulağında", bazen "olası", bazen da Rum'daki "seçim sonucuna bağlı" olarak yansıtılmakta olan haberlerdi. Oysa Möller'e göre "aslında yeni bir girişim başlatmak yerine görüşmelerin ve çözüme yönelik çalışmaların yeniden başlatılması için BM'nin her iki taraftaki iyi niyet çabalarını desteklemesi" hedefi ağırlık taşıyordu… Tabii Möller de biliyordu, biz de biliyorduk ki BM oluşalıberidir herhangi bir siyasi sorunu doğru dürüst çözüme bağlayamamıştır. En büyük zılgıtı ise Kıbrıs sorununda yemiştir! Sonuncusu Annan Planı olmuş fos çıkmıştır, devamında Annan, "belki giderayak Kıbrıs Raporu'nu GK'dan geçiririm" diye umutlanmış, Konsey'e bile ulaştıramamıştır, Gambari ile bir başka yol denemiş duvara toslamıştır. Moon ise malûm Kıbrıs sorununu yeni öğrenmekte, raporları falan da vız gelip tırıs gitmektedir. Öte yandan Sn. Talat Möller'e cevap vermek gereğini duyarken "git bunları Papadopulos'lu Rum'a söyle" dercesine "Möller zaman kaybettiren tarafa yönelmelidir" açıklamasında bulunmuştur. HİÇBİRİNDE SİYASET YOK: Çünkü Möller hem "BM askeri gücü adada barışı sağlamaktadır" derken hem de "BM ilânihaye beklemeyecektir" hükmüne varırken yanlış değerlendirmelerde bulunuyor, barış dediğinin Kuzey'deki Türk askerleri nedeniyle tesis edildiğini söylmek istemiyor. BM ilânihaye adada beklemeyecektir lâfı ise, "pekala ne yapacaktır" sorusuna veremeyeceği cevaptan dolayı havada kalıyor. VE ERÇAKICA KIZIYOR: Möller BM'nin ara bölgedeki tesislerindeki bir törende konuşurken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca da geçmişte Bu Memleket Bizim Platformu adıyla müsemma, şimdilerde revizyon yapıp "Barış Platformu" adını alan örgütlere cevap veriyor ve "Talat'ı eleştireceğinize gidin Rum'u eleştirin" hatırlatmasında, "dikkat ediyorum bu çevreler Rum tarafındaki birleşme karşıtı olarak çıkan seslere hiç cevap vermiyorlar" diyordu… Ve anlıyorduk ki birleşik Kıbrıs'a doymak bilmez siyasi iştaha ile sahip çıkılması yollarında hem yetki dağınıklığı vardır hem de sorumluluk zafiyeti! Ayrı iki devlet esası üzerine kurulacak bir çözüm savunucuları ile katiyen buluşamayan Saray, birleşik Kıbrıs konusunda da kendi yoldaşlarıyla yol ayırımına girmekte. Bugüne kadar cepheleştirilmesi bile başarılamayan "birleşik Kıbrıs" sloganı, Barış Platformu saflarında 1977-79 Doruk Anlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'ne dönüş olarak somuta indirgenirken, araya sokuşturulmak istenen bu "eskimiş" hikâyeler Saray'ın Annan Planı odaklı düşüncesine pek de oturmıyor… DEVAM EDİN: Bir Rum'a, bir Türk'e, bir de Türkiye ile AB'ye! Kıbrıs siyasi sorunu pinpon topu gibi bu "taraflar arasında" dileyenin dilediğince oynadığı kuralsız ve disip-linsiz "boş vakit geçirme" oyununa dönüştü. Çok da iyi oluyor çünkü zaman geçerken taksim, taksim ise iki devletli çözümü çağırıyor.
|