İçi çürük bir elma!
Mehmet S. Bayramoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

‘Barış Hemen Şimdi’ diye haykıran kardeşlerimiz aslında ne istediklerini ve karşılığında ne alacaklarını bir kestirebilseler bu sloganları kullanmaktan vazgeçecekler. Ama gelin görün ki bazen insanların akılları bir yere odaklanır veya sabitleşir. Takıntı yaparlar. Tutulup kalırlar.  İşte ‘Birleşik Kıbrıs’ da bizim Barış Havarileri için öyle bir takıntıdır.

 

Bir kişi düşünün ki siz onun arabasını beğeniyorsunuz ve satın almak istiyorsunuz. Adam pek oralı değil. Siz verebileceğiniz en iyi fiyatı önerirsiniz. Kabul etmez. Siz yılmazsınız. Vazgeçmezsiniz bir türlü. İlla ki o arabayı satın alacaksınız. Adam size fiyatı ikiye katlasa bile siz vücut dilinizle ‘ben almaya hazırım’ diyorsunuz adama. Bir türlü aptalca bir iş yaptığınızın farkında olamıyorsunuz.

 

İşte ‘Birleşik Kıbrıs’ da bizim ‘Barış Havarilerinin’ böyle bir saflık tutkusudur.

 

Bu birleşmede iki taraf vardır. İki tarafın da tıpkı araba satışındaki gibi iyi niyeti ve isteği olmalıdır ki bu işlem gerçekleşsin. Adam arabasını satmak istemiyorsa size her dereden bin bir bahane bulup bu arabayı satmayacak. Veya satmaya bir şekilde ikna olsa bile size bunu öyle bir pahalıya mal edecektir siz aldıktan sonra bin pişman olacaksınız... Ki o zaman da iş işten geçmiş olacak.

 

Halbuki siz adama ‘benim senin arabanda gözüm yok be kardeşim. Ben senin araba gibi yüzlercesini bulurum. Seninkine hiç ihtiyacım yok’ deseniz belki de adam ilk verdiğiniz rakamı bile hay be hay kabul edecek ve o sizin peşinizden gelecek. Ama bir türlü kestiremiyorsunuz ki adamın sizin paranıza olan ihtiyacının sizin onun arabasına olan ihtiyacından daha fazla olduğunu bir türlü göremiyorsunuz.

 

İşte bugün Hristofiyas’in seçilmesi ile bizimkilerin ‘Barışa umut doğdu  - 2008’in sonuna kadar Barış olacak’ diye haykırması Hristofiyas’ı arabasını satmak istemeyen adamın pozisyonuna soktu. Hristofiyas sahtekarlıkla tuttuğu mala (Kıbrıs Cumhuriyetine) daha çok sarılmaya başladı..

 

Hristofiyas ve tüm Kıbrıslı Rumlar haklı olarak sanıyorlar ki Kıbrıs Türkleri Kuzey’de açlıktan ve sefillikten bıktılar. Bize şartlar ne olursa olsun katılmak istiyorlar. Zaten dünya tarafından olduğu şekli ile kabul edilmiş tamamen Rum idaresinde AB’ye üye bir Kıbrıs Cumhuriyeti var. Bu devleti yıkıp da yerine temelleri çürük bir Birleşik Kıbrıs kurmak niyetinde değildirler. Çünkü onlar da biliyor ki Rumlar ve Türkler beraber bir çatı altında devlet kurarlarsa bu devlet fonksiyonel olmayacak. Bu devlet çalışmayacaktır ve çökecektir. Onun için en iyi Çözüm; Türkleri mevcut devlete adapte etmektir.

 

Yani iş gelir ve bizim Barış Havarilerinde düğümlenir. Önlerindeki çürük elmayı bir türlü göremeyen bu zavallılar Kıbrıs Türk halkının kaderiyle oyuncak gibi oynamaktadırlar. Kıbrıs’ı kargaşaya ve çatışmaya sürüklemek için güzel sözcüklerle halkı kandırmaktadırlar. Ama nereye kadar?

   871 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Hristofiyas yüzümüze tükürmeye başladı!
  13 Nisan 2008, Pazar   Lokmacı’yı kim ödeyecek?
  06 Nisan 2008, Pazar   "Kıbrıs'ın esas yerlileri eşeklerdir" (2. bölüm)
  30 Mart 2008, Pazar   "Kıbrıs'ın esas yerlileri eşeklerdir!" (1. bölüm)
  23 Mart 2008, Pazar   Talat osmosisin kapısında!
  09 Mart 2008, Pazar   Londra'daki yabaniler!
  02 Mart 2008, Pazar   Rumlar yine aptallık etti!
  24 Şubat 2008, Pazar   İslam’da Reform şarttır! (3. Bölüm)
  17 Şubat 2008, Pazar   Sorun türban değil İslam'ın Anayasasındadır!
  10 Şubat 2008, Pazar   Sorun türbanda değil Anayasa'dadır! (1. Bölüm)